Yetmez, Mücadeleye Devam

Geçtiğimiz hafta başında açıklanan “demokrasi paketi” sonrası tüm kesimlerde yoğun bir tartışma yaşanıyor. Hemen her konuda olduğu gibi, bu konuda da toplum bölünmüş durumda. Bir kesim paketi hararetle savunarak, ülkenin demokratikleşmesi yönünde büyük bir adım olduğunu ileri sürüyor. Öte yandan diğer bir kesim ise pakette demokratikleşme adına hiçbir şey olmadığını, hatta paketteki bazı maddelerin ülkeyi bölünmeye götürebilecek nitelikte olduğunu ifade ederek tümüyle karşı çıkıyorlar. “Kutuplar”, bu konuya da sadece “siyah” ve “beyaz” anlayışı ile bakarak alışılmış çizgilerini sürdürüyorlar.

 

Biz paketi tümüyle savunan ya da tümüyle reddeden görüşlerin gerçekçi olmadığını düşünüyoruz. Açıklanan paket bu ülkeye demokrasi getirmiyor, ama tümüyle yok sayılması veya karşı çıkılmasının da yanlış olduğu düşüncesindeyiz.

 

Pakete karşı tutum belirlemeden önce, paketten ne beklendiğini açıklığa kavuşturmak gerekiyor. AKP gibi neo-liberal politikaların uygulayıcısı bir partiden “tam demokrasi” beklemek zaten olanaksız ve kimsenin böyle bir beklenti içinde olmaması gerekir. AKP sadece dünya konjonktürü ve ülke koşulları gereği yapmak zorunda olduklarını yapıyor. Attığı küçük “demokratik” adımlar da, Kürtler ile sol/demokrat güçlerin mücadelesi sonucu atılmak zorunda kalınıyor.

 

Öncelikle altına çizmek gerekir ki, hiçbir demokratik hak AKP’nin bir lütfu değil, bunlar zaten yıllar önce gerçekleşmesi gereken ve verilen mücadele sonunda alınmış haklar. AKP iktidarı bu hakları da bir kerede teslim etmiyor, küçük adımlarla “gıdım gıdım” gerçekleştiriyor; yani ancak mecbur kaldığında.

 

Geçtiğimiz hafta açıklanan pakette yer alan haklar kamuoyunun beklentilerinin çok altında. Özellikle Kürt sorununun çözümüne yönelik fazla bir şey yok. Oysa biliyoruz ki, Kürt sorunu ancak demokratikleşme ile çözülebilir. Peki bu durumda ne yapmalı? Paket boş, “al paketini başına çal” diyerek tümden reddetmeli mi, yoksa “bunları kabul ettik, aldık ama çok yetersiz, daha fazlası için mücadeleye devam” mı demeli?

 

Bizce ikincisi. Çünkü “ya hep ya hiç” yaklaşımı ile tüm sorunların çözümünü “gelecek o güzel günlere” havale etmenin doğru olmadığına inanıyoruz. Evet, devlet ve iktidar (giderek bu ikisi bütünleşiyor) demokrat değil, halkın devleti / iktidarı değil, ama bu devletten de ne kadar demokrasi kopartsak kardır.

 

Paket ne kadar yetersiz olsa da içinde bir şeyler var. Ülkemiz demokrasi açısından o kadar fakir ki, bu pakette yer alan birkaç küçük şey bile değerli. Siyasi partiler yasasındaki değişiklikler, andımızın kaldırılması, başörtüsü yasağının kalkması, nefret yasasına ilişkin değişiklikler, seçim barajının tartışılmaya başlaması yetersiz de olsa, itiraz edilemeyecek konular.

 

Öte yandan ana dilde eğitime bugüne kadar “ülkeyi böler” diyerek karşı çıkan devletin, özel okullarda da olsa ana dilde eğitimi kabul etmesi, en azından bunu meşrulaştırıyor. Evet, özel okulda eğitim kabul edilemez, ama konunun bu yanını da görmek ve yok saymamak gerekir.
Demokratikleşme paketinin içinde yer alanlara itirazımız yok, sorun pakette yer almayanlarla ilgili. Bu nedenle diyoruz ki “Yetmez, tam demokrasi için mücadeleye devam”.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet