Vegan Paradoksu: Hayvancılık Endüstrisinin Etkileri

VeganFoodPyramid-Poster

 

Giriş: Hayvancılığın Endüstrileşmesi

Hayvancılık; Anadolu’da olduğu gibi dünyanın hemen her bölgesinde var olan, insanoğlunun tarıma geçiş sürecinden bu yana hayatında olan bir olgu. İnsanoğlunun kendi dışındaki hayvanlarla ilk etkileşimi hiç kuşkusuz, onları avlayarak olmuştur. Bin yıllar boyu yenen çiğ hayvan etleri, ateşin bulunmasıyla pişirilmeye başlanmış ve nihayetinde milattan önce on binlerde hayvanlar evcilleştirilmeye başlanmıştır. Kurt, köpek, at gibi hayvanlar bunun ilk örnekleri. İnsanlar, evcilleştirme sonucu ‘köleleştirilen’ hayvanlardan oldukça yararlanmışlardır. Bunun ilk tezahürleri, insanların, diğer yırtıcılara karşı hayvanlardan stratejik bir destek sağlamalarıdır.

 

Hayvanların evcilleştirilmesi, avcılığa da yeni bir boyut kazandırmıştır. Hayvanlar artık direkt olarak yakalanmak yerine, sürüler halinde beslenerek, bugünkü hayvancılık ortaya çıkmıştır. Bu sürecin geldiği son nokta da hayvancılığın endüstriyelleşmesidir. Hayvanların avlanması ve evcilleştirilmesi; insanlık tarihi boyunca yaşanılan iki durum. Peki, bu yazının ana konusu olan hayvancılığın endüstriyelleşmesi sürecine nasıl gelindi? Söz konusu endüstrinin yılmaz savunucularının ağzında sakız olan klasik açıklamaya bakacak olursak, mevcut insan nüfusunu doyurabilmek için hayvancılığın endüstriyelleşmesi kaçınılmaz bir gerçeklikti. Buradan yola çıkarak, hayvanlar artık ‘hayvan fabrikalarında’ tamamiyle insanların kontrolünde çoğaltılıyor, besleniyor ve gıdaya dönüştürülecekleri zamanı bekliyorlar. Belirlenen zaman geldiğinde de toplu bir şekilde bir takım işlemlerden geçirilip masamıza geliyorlar. Peki bu yeterli bir bahane mi? Bundan da önemlisi, mevcut insan nüfusu nasıl oldu da bu kadar arttı? İnsan nüfusu kontrol altına alınamaz mı? Elbette insanların beslenme ihtiyaçlarını karşılamak önemli ancak bunun için milyonlarca hayvanın adeta sistematik bir işkence görmesi ne kadar doğru? Meseleyi reel boyutlarıyla tartışmak, konuyu kısırlaştırmakta. Bu nedenle birkaç farklı noktadan konuya yaklaşacağım. Hayvanlarla ilgili bir kaç üretim formunu listeleyelim:

 

  • Broiler, hindi ve yumurtacı tavuk kümesleri
  • Büyük ve küçükbaş hayvanların yetiştirildiği ahır, ağıl ve besihaneler
  • Kedi, köpek ve benzeri pet hayvanların yetiştirildiği ve barındığı alanlar
  • Balık yetiştiriciliği yapılan göletler, havuzlar ve konteynırlar
  • Kuluçkahaneler
  • Kesimhaneler

 

Hayvancılığın endüstrileşmesindeki alanlar daha da artırılabilir. Görüldüğü gibi aslında sadece üretim ve kesim değil, evcil hayvan konusunda da dünya çapında sıkıntılar var. Buradaki temel mantık, canlıların kendi doğalarından koparılıp başka bir yaşama hatta yaşamsızlığa zorlanmaları. Bu zorbalık, hiç kuşkusuz endüstriyalizmin getirisi.

 

Tam bu noktada, vejeteryanlık ve veganlık gibi, bireylerin tek tek bu sisteme karşı duruşlarını ifade eden hareketlere bir göz atalım. Vejeteryanlar, endüstriyel hayvan etini tüketmezken, veganların daha radikal olduğunu ve hiç bir hayvansal ürünün tüketim aşamasında yer almadıkları söylenebilir. Bu hareketlerin de kendi içinde çok çeşitli tartışmalar mevcut. Örneğin, endüstri dışı hayvansal besinler tüketilmeli mi (Köy tavuğu gibi)? Bu tip tartışmaların artması ve bu tepki hareketlerinin gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bunun dışında, Vegan ve vejeteryan bireylerin hayvansal besinleri kestiklerinde karşılaştıkları ‘sağlıklı beslenme’ sorunları da yine ciddi bir tartışma konusu. Bir çok vejeteryanın, sağlıklı beslenememe sorunu nedeniyle tekrar hayvansal ürünlere geri dönüş yaptığını biliyoruz. Ancak gün geçtikçe veganlar ve vejeteryanlar için sağlıklı beslenmeyi sağlayacak ürünler de artıyor.

 

Tarihsel Açıdan Hayvancılık ve Besin Üretimi

Hayvancılık endüstrisini, tarihsel bağlamıyla ele alırsak; insanoğlunun avcılığı, beslenme alışkanlıklarını düzenlemiş ve vücudun protein ihtiyacını doyurmuştur. Bilindiği gibi et tüketimi, evrimsel açıdan beynin gelişimini tetikler. Kısacası avcılık, insanoğlunun beyinsel gelişim seviyesinin belirleyicisidir.

 

Tarımsal üretime geçiş, insan diyetinde ciddi değişikleri de beraberinde getirmiştir. Tahıl tüketimi, karbonhidrat tüketimi demektir ve tahıl üreterek, avlandığınızda doyurabileceğiniz insanın yüzlerce kat fazlasını doyurabilirsiniz. Tarımsal üretim, insan diyetini etkilediyse de havyan tüketimi hiç bir zaman sıfırlanmamıştır. Hayvan tüketiminin sıfırlanması konusuna gelirsek, protein ve B12 vitamini gibi ihtiyaçların nasıl karşılanacağı da önemli bir sorudur. Özellikle, sağlık beslenememekten kaynaklanan ve Afrikalı çocuklarda sıklıkla görülen kwashiorkohastalığını düşünürsek tehlikenin boyutları daha net anlaşılabilir. Küresel bir vegan hareketinin neler getirip götüreceği önemli bir soru işareti olsa da her şeye rağmen veganların, özellikle protein ve B12 vitamini gibi ihtiyaçların nasıl karşılanabileceğine dair bir çok araştırması ve önerisi bulunmakta. Mesela bitkilerden yapılan soya eti, bu konuda sıkça başvurulan bir beslenme aracı. Protein değerinin de tadının da normal etten farkı olmadığı da belirtiliyor. Kısacası küresel bir vegan hareketinin küresel bir yıkım doğuracağı iddaları, insanları çok da korkutmamalı.

 

Hayvanların Sinir Sistemleri Olan Birer Canlı Olduğu Gerçeği

Veganların, hayvanlardan elde edilen sütleri de tüketmediklerini belirtmek gerek. Bu konuda vereceğim örnek ise inek sütü. İnekler de aynı kadınlar gibi doğurduktan sonra bir kaç aylığına süt verebilirler. Yani onlar da doğanın bir parçası olarak, birer süt makinesi değildirler. Ancak inekler, düzenli süt alabilmek için sürekli hamile bırakılırlar. Bu da elbette ki hayvanın metabolizmasını, aynı sürekli hamile kalan bir kadınınki gibi yorar/bozar. İneklerin sütünü sağmak için kullanılan süt sağma makinelerine gelince, bu makineler ineklerin meme uçlarında yaralara sebebiyet verirler. Bu yara, enfeksiyon kapar. Sütün içine kan ve enfeksiyon nedeniyle bazı organizmalar da dahil olur. Sütü bu ‘yabancı maddelerden’ arındırmak için bir takım kanserojen maddeler kullanılır. Kısacası, doğanın kimyası bozulur. Önümüze gelen sütün hikayesi işte budur. Sığırların genel seyrine bakacak olursak; erkek buzağılar, dana olmadan kesilip bir takım evcil hayvan mamalarında kullanılırlar. Dişi buzağılarsa, hormonlarla bir an önce düvelik dönemleri atlatılıp, inek haline getirilirler ve söz konusu fasit daire tamamlanmış olur.

 

Sonuç

 

Hayvanların acı çektiği, işkence gördüğü, doğalarından tamamen koparıldığı bir endüstriden söz ediyoruz. Ayrıca hayvanların canları üzerinden ciddi bir paranın döndüğünü de belirtmek gerek. Bu şartlar altında, veganizmin felsefi temellerini vicdanı olan her insanın kabul edebileceğini söylemek gerek. Kapitalist dünya düzeni, hayvancılık endüstirisini de son raddesine kadar maksimum kar gayesiyle işletiyor. Bu durum, başlı başına karşı çıkılması gereken bir alan olarak ortada.

 

Hayvancılık endüstrisinin tamamen yok olduğu bir dünyada, hayvansal ürünlerin tüketilip tüketilmeyeceği bugün için ütopik bir tartışma olsa da, gözümüzün önüne hemen ekosistemler geliyor. Doğada etçil hayvanların bulunduğu bir gerçek. Ancak insan dışında hiç bir hayvan, başka hayvanları yemek için bir endüstri geliştirmedi. Veganizmin, her şeyden önce anti-endüstriyel bir tarafı olduğunu belirtmek gerek.

 

Yazım boyunca işlediğim temel mantık, havyansal ürün tüketimi değil, hayvansal ürün endüstrisidir. Bunun gözden kaçırılmaması gerekir. Vegan paradoksunun temelinde de bu var. Milyonlarca yıllık canlı yaşamında otçullar dışında etçil ve hepçil canlılar da bulunuyor. Etçil ve hepçil hayvanların da vegan hale getirilmesi mümkün olmadığı için, doğada hayvansal gıdaların var olduğunu ve olacağını kabul etmek gerek. Ancak bu ürünler, endüstri üretimi olduğu sürece veganizme göre hiç bir hayvansal ürün tüketilmemeli. Bu mantıkla, hayvansal ürünlerin tüketiminden ziyade, hayvan endüstrisine karşı söylemin, mücadele içinde ön plana getirilmesi gerektiğini de düşünüyorum.

 

Endüstriyalizm, sadece hayvansal ürünlerde değil, aklınıza gelebilecek tüm ürünlerde vahşi bir üretim içgüdüsüyle hareket ediyor. Bitkiler adına Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar da bunun bir örneğidir. Dünya, endüstriyalizm kasırgası yüzünden yıkılıyor. Canlıların ve hatta tüm doğanın yapısıyla oynayan endüstriyalizm, karşı çıkılması öncelikli alan olarak karşımızda duruyor.

 

Son olarak, veganlığa dair çok çeşitli eleştiriler var ama ben bu yazımda bu eleştirilere pek değinmedim. Bir başka yazıda bu eleştirilere de elbette değinilebilir. Protein, kalsiyum, B12 vitamini gibi beslenme ile ilgili ayrıntılı sorulara girmek yerine, veganizmin mantığı üzerinden hareket etmeye çalıştım. Şunu unutmayalım: Eksiklik; tüm hareket biçimlerine özgü bir sorun. Malumunuz, beşer şaşar. Her -izm’i eleştirebileceğimiz gibi, veganizmi de eleştirebilir, eksikliklerini bulabiliriz. Her zaman yıkıcı değil yapıcı olmak gerektiğine inanarak, hayvan hakları üzerinden temellenen ve anti-endüstriyalist olduğunun altını çizdiğim veganizm de yirmi birinci yüzyılla birlikte tüm dünyada bilinirliliğini artırmakta. Artı ve eksileriyle, mevcut anti-endüstriyalist duruşu sebebiyle veganizm üzerine daha fazla yazmak, çizmek ve düşünmek gerek.

Yararlı linkler:

Veganlıkla ilgili ülkemizde gelişen bir hareket, Vegan Kolektif: http://www.vegankolektif.org/

İngilizce vegan yemek tarifleri veren bir site: http://veganyumyum.com/

İçerisinde bir çok yemek tarifi olan Türkçe bir vegan bloğu: http://veganizm.blogspot.com.tr/

Bir Türkçe vegan bloğu daha: http://veganblogg.wordpress.com/

Amerikan Beslenme Derneği’nin vegan ve vejetaryen beslenme ile ilgili raporunun Türkçe hali: http://issuu.com/sosyalsavas/docs/veganbeslenme

 

Vegan Paradoksu: Hayvancılık Endüstrisinin Etkileri için bir yorum

  1. Veganlık sadece hayvan endüstrisine karşı değildir, hayvanların kullanılmasını etik olarak yanlış bulur ve bunların zararlarını özellikle ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki gerçeklere dayandırır(Diyabet,Obezite,Kalp Hastalıkları..)

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet