Türkiye Ekonomisi ve Tütün Tarımı

 

 

“Buhranı ne ilahi iradeyle izaha kalkışabiliriz ne de dış güçlerle, çöküşün sebebi kucağında yaşadığımız toplumun içyapısıdır.”

İbn-i Haldun

Türkiye ekonomisi son zamanlarda en büyük krizini yaşamakta. Aslında yaşanacaklar seçimden önce söylenmişti. Ama iktidar partisinin ekonomiyi düzelteceğiz söylemleri, ekonomik krizin halka hissedilmemesi -emeklilere dağıtılan 1000 TL bunlardan biri- ve iktidar partisinin ekonomiyi düzelteceğine inanç seçimlerden önce söylenenlerin önünü kapattı. Görüldüğü üzere, seçimden önce söylenenleri bir bir yaşıyoruz. Bugün yaşanan kriz son birkaç yılda yaşananlardan dolayı değil. Son 10 yılda ekonomide yapılan hatalar ve son yıllarda hatalar söylenmesine rağmen hatalarda ısrar bizi bu duruma getirdi. Biriken hatalar patladı ve şuan bu durumdayız. Halen hatalara devam edilmektedir.

Ekonomi bir bilimdir ve ekonomik anlamda iyi bir dereceye gelebilmek için somut adımların atılması gerek. Ama nedense ekonomiyi iyi bir yere getirmek istiyoruz ve hiç bir şey yapmıyoruz. Neden? Ekonomi’nin durumu belli olmasına rağmen neden 47 gün sonra “yeni ekonomi modeli”[1] açıklandı? “Yeni ekonomi modeli”nin de işlevsel olmadığı ve ekonomik sorunlara çözüm olmadığı bir gerçek. Sadece bilinenleri tekrarlamaktan öteye gitmedi. Ekonomiyi objektif gözle değerlendirebilen hurafelere değil bilime inanan herkes bunu fark etti ve fark ediyor.

Bugün en çok inanılan ve medyada yer bulan söylem “dış güçler bize operasyon yapıyor söylemi. Dış güçler edebiyatı bundan 20 yıl öncede vardı 10 yıl öncede. Neden sorunu birazda kendimizde aramıyoruz? Sanırsın ki ülkede tarım ekonomisi olması gerektiği gibi çalışıyor, ihracat ve ithalat tavan yapmış. Bu durumda ekonomi gene kötüye gider ve dolar artarsa “dış güçler operasyon yapıyor” diyelim. Fakat gerekenleri yapmayıp neden dış güçler edebiyatına sarılıyoruz? Küba’nın tarımda yaptığı devrim başarılı bir örnek olarak ve “dış güçler edebiyatına” meydan okuyan bir örnek olarak önümüzde durmaktadır.

Küba devrimden sonra Sovyetler Birliği ve ittifaklarının oluşturduğu bir ekonomik birlik olan Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi’ne (COMECON) katılmıştı. Küba’da gıda üretim sistemi Sovyet tarzı endüstriyel çiftliklerine dayalıydı. 1960 ile 1990 yılları arasındaki dönemde Küba tarımı şeker pancarına dayalıydı. Küba’nın COMECON üyelerine yaptığı şeker pancarı ihracatı karşılığında petrol ve adada yapılmayan işlenmiş ürünler alıyordu.

1989-1991 yılları arasında Sovyetler’in yıkılması ile birlikte ve Doğu Avrupa’nın Sovyet güdümlü askeri (Varşova Paktı) ve ekonomik örgütleri (COMECON) de dağıldı. Bu 3 yıllık dağılma süreci Küba Ekonomisi’ne çok ağır mal oldu. Küba Sovyetler’in dağılmasından sonra endüstriyel tarım için gerekli petrolü bulamadığı için Küba ekonomisi çıkmaza girdi ve ağır bir darbe yedi. Bu olayın yanında ABD’nin Küba’ya yapılacak her türlü gıda ve ilaç ihracını (insanı yardımlar haricinde) yasaklayan Torricelli Yasası (1962) ve Küba’da iş yapan iş adamlarının yaptırımlarla karşılaşmasına izin veren Helms-Burton Yasası (1996) da Küba ekonomisine zarar veren diğer olaylardır.

Küba yaşanan olumsuz olaylardan sonra endüstriyel tarımı bıraktı ve kentsel tarıma başladı ve büyük bir başarı elde etti. Tarım gelişirken eğitim de gelişti. Yazının konusu Küba tarımı olmadığı için daha fazla bahsedilmeyecektir. Anlatmak istediğim ABD’nin Türkiye dışındaki ülkelere de yaptırım uyguladığı açık. Hatta Türkiye’ye daha önceki dönemlerde de yaptırım uygulamıştı. Kıbrıs Harekâtı buna bir örnektir. O yüzden “dış güçler operasyon yapıyor” söylemi geçerli bir neden değildir.

Tütün Tarımı

 

Tütün üretimi ilk olarak 09.01.2002 yılında çıkarılan 4733 sayılı tütün yasası ile darbe yemiştir. 4733 sayılı yasa ile

– Tütünde destekleme alımlarına son verilmiş,

-Sözleşmeli üretim modeli getirilmiş,

– Açık arttırma merkezlerinin kurulması öngörülmüş,

– Tütün ve Alkol Piyasası Kurumu (TAPDK) kurulmuş,

– TEKEL’in özelleştirilmesinin önü açılmıştır.

Bu 4733 sayılı “yeni kanun pek çok hususta herhangi bir düzenleme getirmeyerek piyasayı tam bir serbesti içerisinde bırakmıştır.”[2]

2002 ve 2016 yılları arasında tütün üretici sayısı ve tütün üretimi giderek azalmıştır.Tütün üretici sayısı %87,4 ve tütün üretimi ise %63,3 azalmıştır ve sonuç olarak bugün yerli tütün üreticilerinin dış üreticilerle rekabet edemediğini görüyoruz.

 

 

Grafik 1: TAPDK Kayıtları ve Tütün Eksperleri Derneği Tütün Raporu (2016)

 

Sigara fiyatlarının yükselmesi ABD’nin bize operasyon yapması mı yoksa bizim kendi tütün üreticilerimizi tasfiye etmemiz mi? Tütün üretiminin zorluğu, değişen şartlarda geçimi sağlamaması ve hükümetin tütün üreticilerine verdiği yardımı kesmesi tütün üreticilerini tütün üretiminden uzaklaştırmıştır. 2001 yılının başında Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine İç ve Dış Alım ve Satımına, 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına ve 4046 Sayılı Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Taslağı”nda tütün üretimi 42 il 181 ilçe ile sınırlandırılmıştır. 2016 yılında ise sadece 21 il 92 ilçe de tütün üretimi yapılmaktadır. Liberalizm’in ülkenin damarlarına işlediği Özallı yıllar olarak bilinen yıllarda zaten tütün üreticisine karşı bir savaş başlatılmıştı. 1984 yılında Turgut Özal yabancı sigara ithalatını başlattı. Ardından 1986 yılında özel sektöre sigara üretim izni verildi. 1991 yılında ise sigara üretimi, ithalatı ve satışı serbest bırakıldı. ANAP ve AKP’nin aynı siyasi gelenekten gelmesi durumu bir nebze açıklıyor ve şaşırtmıyor.

TEKEL’in 6 sigara fabrikası (Samsun, Tokat, Malatya, Adana, Maltepe, Bitlis) İngiliz-Amerikan şirketi olan British American Tobacco’ya 2008 yılında 1.720 milyon dolara satılmıştır. Altı fabrikanın TEKEL’in sadece iki sigara fabrikasının (Tokat ve Ballıca) üç yılda yapacağı kâra denk düşen bir para karşılığında satıldığı ve bu satış sırasında işlenmiş tütünlerden 125 milyon değerindeki yirmi beş milyon kilo tütünün de alıcıya ‘hediye’ edildiği Devlet Denetleme Kurulu müfettişi tarafından hazırlanan “hizmete özel” raporda anlatılmıştır.[3] TEKEL, Cumhuriyet dönemi boyunca uzun zaman tütün işleme ve tütün fabrikalarıyla istihdam yaratan önemli kamu kurumlarından olmuştur. Aynı zamanda uzun zaman ülke içinde üretilen tütüne alım garantisi vermiştir. Tütün üreticilerin uzun zaman dış firmalara bağımlı olmaması, fiyatların üretici lehine belirlenmesi ve üreticilerin ellerindeki mal devlet tarafından alma garantisi verilmesi tütün üreticilerine güven vermiştir. 2009 yılında Bafra köylerinde yapılan bir araştırmaya göre TEKEL’in özelleştirilmesi ve devletin tütüne verdiği desteği aşamalı olarak çekmesiyle tütün üretimi 2009 yılında durma noktasına gelmiştir.[4] “Bafra’nın adını tütün eken çiftçilerden alan 250 nüfuslu Tütüncüler köyünde sadece iki ailenin tütün ekmeye devam ettiği görülmüştür. 2010 itibariyle köye yapılan ziyarette köyde tütün eken hanenin kalmadığı bulgulanmıştır.”[5]

Tütün üretimine ikame ürün yetiştirmek kapsamıyla 2009-2010-2011 yıllarında “Tütün Üretiminden Vazgeçip Alternatif Ürün Yetiştiren Üreticilerin Desteklenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı” ve bu Karar’ın uygulanmasına ilişkin tebliğler doğrultusunda 9 ilde ( Adıyaman, Batman, Bitlis, Burdur, Diyarbakır, Hatay, Mardin, Muş ve Trabzon) tütün üretiminden vazgeçip ikame ürün yetiştirenlere üç yıl destek verilmiştir. Verilen destek için toplam 116 Milyon TL kaynak ayrılmıştır. Proje kapsamında 105.175 tütün üreticisinin destek alması beklenirken sadece 39.458 tütün üreticisi destek almış ve proje için ayrılan 116 Milyon TL’nin sadece 18.884,24 TL’si harcanmıştır. Tarımı ya da kırsal kalkınmayı destekleme amacıyla yola çıkan projelerde tütün üretiminin esamesi okunmamaktadır; Türkiye’deki tarım alanlarını 30 üretim havzasına bölen “Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli”nde bu üretim havzalarının 23’ünde tütün yetiştirilmesine rağmen tütüne yer verilmemiştir. Bunun dışında “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”lerde tarımsal ürün, tütün hariç tüm bitkisel ürünler, hayvansal ürünler ve su ürünleri olarak tanımlanmıştır. Program kapsamında tütüne dair herhangi bir yatırım ve destekleme bulunmamaktadır. Son olarak 2016/8791 sayılı 2016 yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Bakanlar Kararında genç çiftçilere verilen desteklemede tütünün adı geçmemektedir.

Türkiye 2002 yılında 55.800 ton tütün ithal ederken 88.850 ton tütün ihraç etmiştir. 2017 yılında ise 99.773 ton tütün ithal edilirken 51.028 ton tütün ihraç edilmiştir. 2017 ihraç rakamının 2002 ithal rakamının altına düştüğünü görüyoruz. 2002’den 2017 yılında tütün ithalatı %78 artmış, tütün ihracatı ise %42 azalmıştır. Yıllarca ülkemizin en önemli ihraç kalemlerinden biri olan tütün, 2012 yılında bu üstünlüğünü yitirerek tütün ticaretinde ülkemiz net ithalatçı ülke pozisyonuna geçmiştir.[6]

Grafik 2: TAPDK Kayıtları ve Tütün Raporu (2016)

 

“TEKEL sigara fabrikalarının 2008 yılında özelleştirilmesi ve Tütün Fonunun kademeli olarak azaltılması sonucunda; Türkiye sigara pazarının tamamına yakınına sahip olan çok uluslu sigara şirketleri, sigara harmanlarında giderek artan miktar ve oranlarda ithal tütün çeşitlerini (özellikle fonun sıfırlandığı homojenize, şişirilmiş tütün damarı ve şişirilmiş tütün) kullanarak maliyetlerini düşürmüşler, arttırılan vergilere rağmen karlılıklarını artırmışlardır. Ülke tütüncülüğümüz ise bu durumdan üretimin ve çiftçi sayısının azalması ve tütün üretiminden yoksun kalanların büyük şehirlere göçü ile tepki vermiştir. Özellikle 2009 yılından sonra kırsal kesimdeki nüfusun büyükşehirlere göçünde tütün tarımından yoksun kalan üreticiler en önemli çoğunluğu oluşturmuştur.”[7]

2003- 2017 yılları arası sigaralarda yerli ve ithal tütün kullanımına bakarsak; 2003- 2017 yılları arasında yerli tütün kullanımı %70,9 azalmış, ithal tütün kullanımı ise %51,8 artmıştır. Özellikle 2008 yılında TEKEL’in özelleştirilmesiyle yerli tütün kullanımı oldukça azalmıştır.

 

Grafik 3: TAPDK Kayıtları

 

“Dokuzuncu Kalkınma Planında (2007-2013), plan dönemi sonuna gelindiğinde özelleştirme işlemleri sonucunda kamunun tütün ürünlerinin işlenmesiyle ilgili alandan tamamen çekilmesinin hedeflendiği belirtilmiştir. Onuncu Kalkınma Planında (2014-2018) ise “Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde kamu, petro-kimya, tuz ve tütün sektörleri ile araç muayene istasyonları işletmeciliğinden tamamen çekilmiştir” ifadeleri yer almıştır.”[8]

 

2002 yılında çıkarılan “4733 sayılı tütün yasası” ile tütün üreticileri “sözleşmeli üretim” modeli ile tanışmıştır. 2002 yılına kadar tütün piyasasına “açık artırma sistemi” modeli hâkimdi. 4733 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesini takiben tütün ticareti ile uğraşan firmalar, Kanunun öngördüğü iki yöntemden biri olan “Yazılı Sözleşme Esası” ile tütün satın almayı tercih etmişler ve 2002 yılı ürününde ihtiyaç duydukları miktarda tütün için üreticilerle sözleşme imzalamışlardır.[9]

Tütün üreticileri 2000 öncesi modele alıştıkları için sözleşmesiz ya da sözleşmede yazılı olan miktardan daha fazla ürün ürettiler çünkü önceki modelde devlet üreticilerin ellerindeki bütün ürünler almaktaydı. Yeni modele alışamayıp fazla ürün üreten üreticiler ellerinde kalan malı düşük ücrete satmak zorunda kaldılar. Değiştirilen yasanın alan tahlili ile çiftçilerin lehine bir yasa olmadığı, üstten inme bir yasa olduğu açıktır.

“Sözleşmeli üretim” modelinin pek çok tanımı[10] olmasına rağmen “daha teknik bir ifade ile model, yetiştirici ile satın alıcı arasında hangi ürünün ne kadar ve hangi vasıfta üretileceği ve gelecekte zaman, yer ve bazen fiyat ile ilgili bir satış taahhüdünü içeren bir anlaşma türüdür”[11]. Sözleşmeli üretim modelinde arazi parçacıklığı ve örgütlenme sorunu en büyük engel olarak durmuştur/durmaktadır. Bunun yanında işçilerin taşeronlaşması, tarım arazilerinin hoyrat kullanım nedeniyle verimsizleştirileceği, ekim nöbeti uygulamasının devre dışı bırakılması olasılığı nedeniyle toprakta verim kaybı yaratacağı ve azalan verimi telafi için yoğun kimyasal girdi kullanımının yer altı ve yüzey sularının kirlenmesine neden olacağı, gibi sorunlar mevcuttur.

“Mevcut haliyle sadece kısa dönemli gelir yaratıcı ve piyasa değeri yüksek ürünlerin üretimini ön plana çıkaran Sözleşmeli Üretim Modeli’nin yaygınlaşmasının, ürün deseni üzerinde de yarattığı olumsuz etki dış ticaret verilerinde ortaya çıkmaktadır. Model, zaten birçok üründe dışa bağımlı hale gelen ülke tarımını, daha da dışa bağımlı hale getirebilecek tehlikeleri taşımaktadır.”[12]

“Bu model tütün fiyatlarının çiftçi-tüccar arasında pazarlığa göre tespiti esasına dayalı ise de çiftçiler söz sahibi olamamıştır. Sonuç, olarak Türkiye’de tütün üretim koşulları ve fiyatlandırması, tütün ticareti yapan şirketler aracılığıyla ulus ötesi tütün şirketleri tarafından tütün üreticilerine dikte edilir hale gelinmiştir.”[13]

Sonuç

Anlaşılacağı üzere 2000 yılında önce tütün piyasasına hâkim olan yerli tütün üreticileri 2000 yılından sonra bu üstünlüklerini kaybetmişlerdir. Aslında tütün tarımı Özal dönemiyle birlikte tasfiye edilmeye başlanmıştı ama tütün üretimini fazla etkilememişti. 2002 yılında sonra tasfiye sürecinin hızlandığını görmekteyiz. Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Atatürk ekonomik bağımsızlığı sağlama yönünde adımlar atmıştır. Atatürk ekonomik bağımsızlığın siyasi bağımsızlık kadar önemli olduğu inancıydı. Küreselleşen dünya ile birlikte Kapitalist devletlerin, ülkeleri ekonomik, kültürel, medya vb. araçları kullanarak yönettiğini görmekteyiz. O yüzden siyasi bağımsızlık kadar diğer alanlardaki bağımsızlıkta önemini korumaktadır. Cumhuriyet döneminde tütün ile ilgili yapılan ilk devletleştirmelerden biri Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik bağımsızlığını kaybetmesine neden olan Duyun-i Umumiye sisteminin bir uzantısı olan Tütün Rejisinin 26 Şubat 1925 tarihinde 558 sayılı Tütün İdare-i Muvakkatesi ve Sigara Kâğıdı İnhisarı Hakkında Kanun ile 4 milyon TL’ye devletleştirilmesidir.  Atatürk’ün “her fabrika bir kaledir” şiarıyla hareket edilerek Cumhuriyet döneminde kurulan fabrikalar, 2000 yılından sonra bir bir özelleştirilerek yok edilmiştir.

Türkiye’ye Kapitalizm 2000 yılından sonra hızlı bir giriş yapmıştır ve bugüne gelen süreçte büyümüştür ve bugün Kapitalizm’in en yüksek aşamasını yaşamaktayız. Kapitalizm’in bulunduğu konuma gelmesinin en büyük nedeni “özelleştirme” uygulamalarıdır. Ülke içindeki yerel sermayenin yabancı sermaye ile bütünleşmesi güçlenmiş ve ülke içindeki birçok büyük sermaye grubu ulus üstü boyut kazanmıştır ve bugün Türkiye finansal ve istihsal araçları bakımından gelişmiş ülkelere bağımlı hale gelmiştir. Her ne kadar son zamanlarda milli olduğu söylense bile Vestel cep telefonlarının çipler[14] ve diğer parçaların büyük çoğunluğu ABD yapımı. Yazılımı ise tamamen ABD yapımı. Bunun yanında ATAK helikopterinin motor aksamı ABD’den ithal ediliyor. Bunlar özellikle yerli-milli söylemiyle tanıtılan üretimler. Türkiye’nin bağımlı hale gelmesi her ne kadar sermaye kesimleri tarafından bir başarı olarak görülse bile bu süreç bölgesel eşitsizlikler, çalışma yaşamında hak kayıpları, güvencesiz çalışma, sosyal güvenlik sistemine erişimde güçlükler, işsizlik ve yoksullaşma gibi sorunları beraberinde getirmiştir. TEKEL’in özelleştirilmesiyle birlikte sigara fabrikalarının kapanması ve işten çıkartmalardan dolayı işsizlik artış göstermiştir. Aynı sürecin özelleştirilen şeker fabrikalarında da yaşandığını görüyoruz. Fabrikaların kurulma nedeni hem bölgesel kalkınmayı ve işsizliği azaltmak hem de üretime katkıda bulunmaktır. Ne yazık ki son zamanlarda bunun tam tersi uygulamalar gördük. Tarihten yaşananlardan ders almıyoruz. Osmanlı İmparatorluğunda nasıl Tütün Rejisine[15] izin verilerek, yerel üretici Reji’nin kar beklentilerine terk edildiyse, 2000 den sonra yerel üreticilerin yabancı sermayenin kar beklentilerine terk edildiğini görüyoruz. Verilen zararlar ortada. Özelleştirmelerin tütün üretimine verdiği zarar ortadayken, yakın zamanda şeker fabrikaları özelleştirildi. Bugün yaşanan krizi biz kendimiz yarattık. Tarım sektöründe yapılan hatalar sadece tütün ile sınırlı değil. Çay, fındık, tahıl ürünleri, şeker pancarı vb. buna örnektir. Tütün üretiminde gördüğümüz olumsuz tabloyu bu ürünlerle de görmekteyiz. Türkiye Ekonomisinin -her alanda olduğu gibi- tarımda da “yapısal reformlar”a[16] ihtiyacı var. Bu kriz kısa dönemde geçmez. Uzun dönemde sağlam adımlar atılmalıdır. Ekonominin yanında eğitim, demokrasi vb. ekonomi ile bağlantılı alanlarda “yapısal reformlarda gereklidir.

Son olarak, yazıyı tütün üretiminin yediği darbeyi özetleyen bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

Sözlerimizi karısı ve iki küçük kızıyla tütün üretmeyi inatla sürdüren, kışın bankadan aldığı 1000 TL krediyi geri ödemekte güçlük çeken Ramazan’la bitirmek istiyoruz:[17]

“Tütün çok ucuza giderse bırakacağız; biraz para ederse ne yapalım bütün zorluğuna rağmen ekeceğiz yine. Köyün yarısı boşaldı. Tütünü bırakırsak başka çare arayacağız; göç etmeyi istemiyoruz, iki küçük çocukla naparız büyük şehirde… ama ne yaparız bilmiyorum.[18]”

 

Son Notlar

[1] Yazı, 28 Ağustos 2018 tarihinde bitirilmiştir. Burada 10 Ağustos 2018 yılında yayınlanan “yeni ekonomi modeli” kastedilmiştir.

[2] Gümüş A. H. ve Gümüş S. G. ,(2005), Tarım Ekonomisi Dergisi “Türkiye’de Tütün Sektöründe Mevcut Uygulamalar ve Sektörün Geleceği”, 11(2), ss.84

[3] Doğru N., (2009), Vatan Gazetesi “Tekel’i Önce Soydular, Sonra İşçilerini Dövdürdüler”, : Aktaran; Öztürk M. Y. ve Keskin N. E. , Çalışma ve Toplum Dergisi “Tütün Sektöründe Yabancı Yatırım: Reji Deneyimi Işığında Bugünü Anlamak”, 2013/2, ss.112

[4] Öztürk  M. Y. ve Akduran Ö., “Tütün Tarlalarında Kadın Emeği: Bafra’da Tütün Üreticisi Olmak”, S. Dedeoğlu ve M. Y. Öztürk (der.), (2010) Kapitalizm, Ataerkillik ve Kadın Emeği içinde, SAV Yayınları, :Aktaran; Öztürk M. Y. ve Keskin N. E. , a.g.m, ss. 113

[5] Öztürk M. Y. ve Keskin N. Y. , a.g.m

[6] Tütün Eksperleri Derneği, Tütün Raporu, 2016; http://www.tutuneksper.org.tr/files/sidebar/tutun-raporu-2016.pdf,

[7] Tütün Eksperleri Derneği, Tütün Raporu, 2016; http://www.tutuneksper.org.tr/files/sidebar/tutun-raporu-2016.pdf,

[8] Tütün Eksperleri Derneği, Tütün Raporu, 2016; http://www.tutuneksper.org.tr/files/sidebar/tutun-raporu-2016.pdf,

[9] Gümüş A. H. ve Gümüş S. G., a.g.m, ss.85

[10] Diğer tanımlar için bkz. Aydın B. , Ekonomik Yaklaşım Dergisi “Tarımda Sözleşmeli Üretim Modeli”, C.18, S.65, ss. 93-94

[11] Silva B. C. A. (2005), “The Growing Role of Contract Farming in AgriFood Systems Development: Drivers, Theory and Practise” Agricultural Management, Marketing and Finance Service, FAO, Roma, p. 11-12: Aktaran; Aydın B. , a.g.m, ss. 94

[12] Aydın B. , a.g.m, ss.103

[13] Karaman F. C. ve Saygın Ö., (2013), Lisans Tezi “Türkiye’de Son 10 Yıllık Dönemde Tütün Sektöründeki Gelişmelerin İncelenmesi”, ss.24

[14] Vestel, bazen San Diego California merkezli Qualcomm Inc. tarafından üretilen çipler yerine, Tayvan merkezli MediaTek Inc. tarafından üretilen çipleri de kullanıyor.

[15] Osmanlı İmparatorluğu’nda Düyunu Umumiye’nin bir kolu olan Tütün Rejisi ile ilgili bkz. Öztürk M. Y. ve Keskin N. E. , Çalışma ve Toplum Dergisi “Tütün Sektöründe Yabancı Yatırım: Reji Deneyimi Işığında Bugünü Anlamak”, 2013/2

[16] “Neymiş bu yapısal reformlar?” diyenler için bkz. http://www.mahfiegilmez.com/2018/06/yapsal-reformlar-el-kitab.html,. Konuyla ilgili Mahfi Eğilmez’in diğer yazılarına bakılabilir.

[17] Öztürk M.Y. ve Keskin N. E. , a.g.m, ss.114

[18] Öztürk  M. Y. ve Akduran Ö., (2010) “Tütün Tarlalarında Kadın Emeği: Bafra’da Tütün Üreticisi Olmak”, S. Dedeoğlu ve M. Y. Öztürk (der.), Kapitalizm, Ataerkillik ve Kadın Emeği içinde, SAV Yayınları, , ss. 239:Aktaran; Öztürk M. Y. ve Keskin N. E. , a.g.m, ss. 114

 

Kaynakça

 

  • Kunt S. , (2015), Küba’da Sürdürülebilir Kent Tarımı, çev. Cengiz Yücel, Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul
  • Gümüş A. H. ve Gümüş S. G. , (2005), “Türkiye’de Tütün Sektöründe Mevcut Uygulamalar ve Sektörün Geleceği”, Tarım Ekonomisi Dergisi, 11(2), s. 81-89
  • Öztürk M. Y. ve Keskin N. E., “Tütün Sektöründe Yabancı Yatırım: Reji Deneyimi Işığında Bugünü Anlamak”, Çalışma ve Toplum Dergisi, 2013/2, ss. 91-117
  • Aydın B., “Tarımda Sözleşmeli Üretim Modeli”, Ekonomik Yaklaşım Dergisi, C.18, S.65, ss. 91-105
  • Tütün Eksperleri Derneği, Tütün Raporu, 2016; http://www.tutuneksper.org.tr/files/sidebar/tutun-raporu-2016.pdf,
  • https://www.aydinlik.com.tr, Erişim Tarihi; 11.10.2017
  • http://www.cumhuriyet.com.tr, Erişim Tarihi; 14.08.2018
//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet