Sin Edebiyat Röportajı*

 

1) Sin Edebiyat ne zaman ve nasıl kuruldu? Kuruluşun öncesine gidersek, yeni bir yayın fikri nasıl doğdu?

Sin Edebiyat fikren Ekim 2015’te Kahramanmaraş Kitap Fuarı’na gelen yayıncı ve yazarlarla gerçekleştirdiğimiz sohbetlerden sonra; her yayıncı ve yazarın kendi yoluna kendi bildiği yöntemlerle gitmesi ve bu yöntemlerin düşünsel anlamda bir izolasyona neden olacağı öngörüsü ile; resmen Kasım 2016’da hayal kurmaktan henüz vazgeçmemiş zaman yolcularının adımlarıyla kuruldu. Burada asıl cevap olarak; taşranın da edebiyatı yeniden sahiplenip onu en üst mertebede taşıyacak yeni yazar ve şairler çıkarabilmesi umududur, diyebiliriz.

2) Sin Edebiyat, varlığını nasıl gerekçelendiriyor? Sin Edebiyat neden kuruldu?

Cemil Meriç, “Dergiler hür tefekkürün kalesidir.” der. Peki kaç yazar ya da şair hür tefekkürünü, hiçbir baskı altında kalmadan ve herhangi bir beklentiye girmeden dile getirebiliyor? Maalesef hem siyasal hem toplumsal hem de çevresel baskı ya da eleştiri, özgür düşünceyi sekteye uğratabiliyor. Hal böyle olunca yazılan yazılar da anlatılan konular da birbirine benzemeye başladı. Mekanikleşen ve her görüşün farklı yazarları tarafından yazılmış olsa da aynı kalemden çıkmış hissi veren yazılar bizim için, marjinal davranmaya değil doğru olduğunu düşündüğümüz özgür düşünceyle yazılan yazıların saygınlığını savunmaya gerekçe oldu. Bilirsiniz edebiyatımızda her zaman ben “en iyiyim” diyen ve başkalarının fikirleri bir yana dursun, eserlerine bile saygı göstermeyen bir çevre olmuştur, olacaktır. Bu kabuklamış algı bizi kendi fikri mücadelemizde daha fazla okumaya ve yazmaya teşvik etti. Böylelikle Sin Edebiyat yayın hayatına başladı.

 

3) Derginin yönetim kadrosu kimlerden oluşuyor? Sin Edebiyat’ı kimler kurdu?

Dergide kurucu isimlerden bahsedecek olursak; sorumlu yazı işleri müdürümüz Hanifi Yağmur, editörümüz Demet Aksu, düzeltide Halil Altun, şiir ve çeviriler için İbrahim Ercan, film ve dizi yazıları Emre Birhan, kitap incelemede Cemre Özcan, grafik tasarım Oğuz Milcan, sosyal medya sorumlumuz Necmettin Gülnar ve bu organizasyonun diğer parçası olarak kendimi söyleyebilirim. Dergiyi yöneten de yine bu isimlerdir.

4) Ürün seçimi gibi konularda nasıl bir iş bölümü yaptığınızı biraz ayrıntılandırarak anlatır mısınız?

Ürün seçimlerinde yaptığımız işlemleri basamaklandırırsak, aslında her dergide olduğu gibi öncelikle eserleri türlerine ayırıp şiiri, öyküyü, denemeyi, eleştiriyi, incelemeyi sorumlu arkadaşlara iletiyoruz. Bu ilk okumada ilk elemeler yapılıyor. Sonra yayımlanabilecekler arasında tercih yapmak üzere dosyaları birkaç gözle tekrar inceliyoruz. Yazılar için genel olarak metinde bütünlük ve anlam; takibinde yazım yanlışlarının asgari düzeyde olmasını arıyoruz. Şiirlerde de arabeske kaçmayan biraz daha ikinci yeni havasını andıran şiirleri öne çıkardığımızı itiraf etmeliyim. Tabi bu şiirde kısıtlama gibi anlaşılmasın; şiirde de aradığımız duygu ve anlam yoğunluğudur. Konuya dönecek olursak tüm yazı ve şiirler yönetimdeki arkadaşlarımızın incelemesi ve oluruyla yayına hazırlanıyor.

5) Sin Edebiyat’ın yayın akışını nasıl ve neye göre biçimlendirdiniz?

Yayın akışımızı hazırlamadan önce tüm paydaşlarımızdan fikirlerini alıyoruz. Daha çok üzerinde az konuşulmuş, az incelenmiş, popüler kültürden uzak ve merak uyandırıcı konulara yöneliyoruz. Bu konular tabi bir noktada birbiriyle bağlantılı konular oluyor. Mesela 8. sayımızda distopyayı inceledik ve ardından 9’da post-gerçeklik, 10. sayıda bilim-kurgu, 11’de şiddet, 12. sayıda narsisizm, 13’te Gotik Edebiyatı ve gelecek sayımızda da Yeraltı Edebiyatı konularını inceleyeceğiz. Mottomuz; masaya konulup kahve ile fotoğrafı çekilen dergi olmadan okunmak, sadece okunmak.

6) Derginin uzun vadeli hedefleri nelerdir?

Uzun vadede hedefimiz; sürdürülebilir bir çizgi ve Türk Edebiyatı’nda yerini almış, edebiyatımıza yeni eserler ve isimler kazandırmış olmaktır. Bunun yanı sıra hem kendi okur-yazarlığımızı arttırmak hem de gelecek nesillere de bu yolda örnek olmak hatta onları okumaya teşvik edip yazmaya cesaretlendirmek istiyoruz.

 

7) Sin Edebiyat, belirli bir edebi türe ağırlık veriyor mu?

Sin Edebiyat ekibi olarak tüm edebi eserleri desteklemek istiyoruz fakat ülkemizde şiir türü daha çok okunup yazıldığı içindir sanırım, bize de gönderilen dosyaların neredeyse yarısı şiir dosyası. Hal böyle olunca şiir biraz daha öne çıkmış gibi görünüyor. Yoksa sayılarımızda öykü, deneme, çeviri şiir, inceleme, eleştiri, mizah, röportaj, araştırma ve gezi yazısı gibi türlere yer verdik, gelecek sayılarımızda da bu türleri desteklemeye devam edeceğiz.

 

8) İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz nedeniyle dergicilik ve daha geniş anlamda yayıncılık zor zamanlar geçiriyor. Basılı yayınların yaşamakta olduğu genel kriz, yayıncıların interaktif yayıncılığa yönelmesine sebep olur mu? Yoksa matbu yayın direnecek mi? Öngörünüz nedir?

Bu soru aslında hepimizi ilgilendiriyor. Maalesef son zamanlarda kağıda üst üste yapılan zamlar zaten hali hazırda az sayıda olan okurların sayısını biraz daha azalttı. Birçok dergi kapanmak zorunda kaldı. Tabi bu durumu sadece zamlara bağlamıyorum; sosyal ağlarda paylaşılan klasörlere erişimin kolaylığı da matbu eserlerin tüketiminde azalmaya neden olan etmenlerden. Hemen hemen her derginin internet sitesi var ve bu siteler edebi yazılar yayımlıyorlar. Bana göre matbu eserler tamamen bitmeyecek ama teknolojinin karşı konulamaz ilerlemesinin gündelik yaşamda daha çok yer alması, daha hızlı ve fazla paylaşım alanına sahip olması yayıncıların da bu gelişmelerle kendi yayın politikalarını güncellenmelerine vesile olacaktır. Böylece web yayıncılığına da geçiş kaçınılmaz olacaktır.

 

9) Mizahla edebiyatın ilişkisini nasıl konumlandırıyorsunuz? Derginizde mizahi öğelere yer veriyor musunuz?

 

Mizah edebiyatımızın her zaman içindeydi. Edebiyatın sözlü zamanlarından tutun da içinde bulunduğumuz post-modern zamana kadar Nasreddin Hoca, Kavuklu ve Pişekar, Hacivat ile Karagöz, Keloğlan  gibi toplulumuza mal olmuş karakterler, Türk Edebiyatı’na kimi zaman eleştirel, kimi zaman düşündürücü, kimi zaman dramatik açıdan birer öğretici olmuşlardır. Güldürürken düşündüren mizah, toplumsal eleştiriyi en güzel dile getirme biçimi olmuştur. Sahne sanatlarının –özellikle tek kişilik stand-up şovlarının- beslendiği meddahlık, tiyatronun komedi türü, halk sohbetlerinde anlatılan fıkra, akrostiş şiir, nükte ve özellikle karikatür edebiyatın içinde sürekli yer alacak olan mizahi unsurlardır. Biz de zaman zaman dergimizde fıkra ve karikatürlere yer veriyoruz.

 

 

10) Adına “Yeni dergicilik” denen bir akım kitapçı raflarını sarmış durumda. Size göre hepimiz “ot”laşacak mıyız? Yoksa bir “arınma” mümkün mü?

 

Aslında “yeni dergicilik” tabirini makul bulmuyorum. Dergiciliğin yenisi eskisi olur mu tartışılır. Mesele derginin içerisinde insanlara ne sunduğundur. İnsanlar dergiyi alıp okuduktan sonra bir şey hissetmiyorsa elbette bu –halk tabiriyle- ottan farksız bir durumdur. Nazım Hikmet’i kitap ayracı, Aziz Nesin’i bardak altı, Franz Kafka’yı poster olarak hediye etmek bir dergiye sadece daha fazla para kazandırır, itibar değil. Bu maddi kaygıyla üretim yapan dergiler maddi zarara uğradıklarında birer birer kapanacaklar. Muhtemeldir kendi yazarları bile onları arşivlemeyecek. Ama ben emeğin yoğun olduğu, her gün gelişimini sürdüren dergilerin kalıcı olacağına inanıyorum.

 

Sin Edebiyat Twitter Sayfası: https://twitter.com/EdebiyatSin

* Sin Edebiyat Dergisi adına Yaşar Ercan ile Semih Samyürek’in röportajıdır.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Sin Edebiyat Röportajı* için bir yorum

  1. Geri izleme: Sin Edebiyat Dergisi’nin 15. sayısı çıktı

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet