Selahattin Demirtaş ve Ayma Odeh Üzerinden Kürt Sorununa Bakış

Foreign Policy, yaklaşık elli yıldır ABD’de yayımlanan bir düşünce dergisi. Derginin Ortadoğu editörü David Kenner’in Aralık 2015’te yayımlanan yazısı, Selahattin Demirtaş ve Ayma Odeh arasındaki benzerlikler üzerinden, Türkiye ve İsrail’in yerel politikalarına bölgesel bir bakış açışı getirmeye çalışıyor. Ayma Odeh, İsrail parlamentosundaki Arap çoğunluklu partilerin lideri.

Ortadoğu’da akan kanın izini sürmek hayli zor. Barışı sağlayacak dinamiklerin ortaya konması da öyle. Demirtaş ve Odeh de barıştan söz etmeleri sebebiyle öne çıkıyorlar. İkisinin benzer noktalarına oldukça iyi biçimde değinen Kenner’in makalesinin Türkçe çevirisini, yazımın sonuna koyacağım için bu konunun üzerinde durmayacağım.

Ayma Odeh, ilgi çeken açıklamalar yapıyor. Bir yandan Batı Şeria ve Gazze’deki ablukaların tamamen kaldırılmasını isterken, bir yandan da son dört ayda, yirmiden fazla Yahudi sivili öldüren Filistinliler’i kınıyor. Bu saldırıların, Filistinliler’in haklılığını ellerinden aldığını iddia ediyor.

Ayma Odeh’in iddiasını alıyor, olduğu gibi Kürt hareketine uyarlıyorum. 7 Haziran seçimlerinin ertesinde, PKK ve AKP’nin savaş politikasını devre koyduğunu gördük. Barış görüşmelerinin iki tarafı da oldukça hazırlıklı bir biçimde yıllar süren ateşkesi bir anda sonlandırdılar. PKK’nin varoluşunu temellendirdiği ve kuruluşundan bugüne deneyimlediği tek yöntemin silahlı mücadele olduğunu düşünürsek, bu refleksi göstermesini anlayabiliriz. Ancak HDP’nin tutumunu anlamak bu kadar kolay değil.

Tayyip Erdoğan’la başlayan, Ahmet Davutoğlu, Efkan Ala ve Yalçın Akdoğan’la devam eden yoğunlaştırılmış anti-HDP propagandası, 7 Haziran’da sonuç vermemiş, 80 milletvekili gibi bir başarıyı engelleyememişti. Ancak seçimden sonra ateşkesin tamamen ortadan kaldırıldığı bir ortamda HDP, süreci barış kararlılığında sürdüremedi. Savaşı kimin başlattığı sorununa saplandı. Oysa savaş can almaya çoktan başlamıştı ve HDP’yi var eden misyon olan acil barış talebinin daha da yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyordu.

Nitekim, 1 Kasım’a uzanan süreçte yaşananlarda HDP’nin yanlış adımları olduğunu düşünmüyorsak, yaşanan oy kaybını açıklamakta güçlük çekeriz.

Bugün, öz yönetim ilanları ve şehir savaşıyla karşı karşıyayız. Temel bir ekonomik modeli olmayan, valilik ve kaymakamlık gibi kurumları egale ederek yönetim mekanizmasını tamamen yerele bağlama hedefinde olan öz yönetim ilanlarının, son tahlilde Kürt halkına ne getireceği sorusunu sormadan edemiyorum. Yaşanan savaş, yüzlerce asker, polis, sivil ve ydg-h’linin ölümüne sebep oluyor, bir yandan da şehirlerde taş üstüne taş kalmamasına sebebiyet veriyor. Peki bu tablo, amaçlanan hedeflere değiyor mu? Selahattin Demirtaş’ın bu konuda tatmin edici bir açıklaması yok. Söylediği şeyler dönüp dolaşıp, doğuda bir direniş yaşandığı yönünde. Ancak bu direnişin temelinde bir saldırının olduğu da aşikar. Hem kırk yıllık PKK mücadelesi hem de öz yönetimin, bir anda ilan edilivermesi, Kürt sorununun silahlı çözümünde diretmekten başka nedir? Eğer Selahattin Demirtaş, silahsız çözümden yanaysa, bu misyona yönelik politikalarından taviz vermemeli.

PKK’nin, özellikle Suriye’deki savaşı da göz önünde bulundurarak, silahlı mücadeleyi tasfiye etmemek istemesi oldukça olağan. IŞİD’in varlığı ve saldırıları da PKK’nin elini güçlendiriyor. Bu şartlar altında silahlı çözüm arayışının sonlanması ve barışçıl politikaların ısrarlı savunusu, HDP ve Demirtaş’a düşüyor. Nitekim bu zorlu yolda özellikle genç ve okuyan kesimlerin desteğini toplamış olması, uzun vadede HDP’nin en önemli taşıyıcı gücü. Ancak, Kürt sorununun barışçıl çözümü misyonundan vazgeçilirse, bu desteğin tamamen ortadan kalkacağı çok açık.

Hendek tartışmasıyla andığımız mevcut savaş hali, çözüm noktasında bizi doksanlı yılların seviyesine indirmiş durumda. Bu tespitten yola çıkarak diyebiliriz ki, HDP kendi misyonuna hiç olmadığı kadar uzak kalmış durumda. Demirtaş’ın, bu açmazın içinden nasıl çıkabileceğini ararken, kendiyle de hesaplaşması gerekecek.

Çözüm için, savaşan tarafların masaya oturması gerçeğinden hep söz ettik, ama gözden kaçırmamamız gereken diğer bir gerçek de, Kürt sorununda silahlı çözüm ısrarında olan Türkler’i ikna etmek. HDP’nin özellikle bu konuda politikalar geliştirmesi gerektiğini düşünenlerdenim.

Yaşadığımız süreçte HDP’nin en önemli iki politik hamlesi a) Barışçıl çözümde ısrar ve b) Silahlı çözümden yana olan Türkler’i ikna olmalı.

Şimdi de bu önermemi alın, Filistin mücadelesine ve Ayma Odeh’e uyarlayın.

Filistinliler, direniyor. Tarihsel haklılıklarını kazanmaları içinse Ayma Odeh gibi İsrailli politikacılara ihtiyaçları var. Aynı zamanda, haklılıklarını riske atmayacak akıllı politikalara. Kürt hareketinde de gözlemlenen, ‘haklıyım, ne yapsam nasıl dirensem yeridir’ anlayışıyla çözüme gidilme olanağı pek yok. Demirtaş’ın da kendini sorgulaması gereken yer tam da burası.

 

Ortadaki Adamlar: Selahattin Demirtaş ve Ayma Odeh

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet