Panorama

Son dönemde iki büyük gücün savaşı yüzünden hercümerç olan siyaseti seyre daldık. Ringin bir köşesinde sandıkla gelmiş iktidar, bir köşesinde fedailerinin bağlılığıyla dünyaya açılacak kadar büyümüş olan bir cemaat.

 

Velhasıl, tarafların birbirine benzer yanları var. Mesela ikisi de dünyevi meselelerle oldukça haşır neşir. Hiçbiri, tasavvufi bir ‘el ayak çekme’ işine girişmemiş. Hatta cemaatin ‘holdingleşmesi’ baya baya teorisyenlerin üzerinde durduğu bir konu. AKP zaten bir siyasi parti. Tüm bunların ötesinde, iki tarafın en benzeştiği nokta, aynı şeyi arzulamaları: güç.

 

İster devlet ganimeti deyin, ister başka bir şey, devlet dediğiniz kurum; hukuka da, askere de, polise de sahip olmak demektir. AKP de cemaat de, Machiavelli’nin açtığı yolda, gösterdiği hedefe, hiç durmadan yürüyeceklerine ant içmiş. İki taraf da o kadar kararlı ki, yaşanan savaşın boyutları ister istemez insanları korkutuyor. Bu savaşın, taraflardan birinin yok olacağına dek devam edeceği ihtimalinin, her şeyden önce ülkeye zarar vereceği konuşuluyor. Bu yoruma katılırım ama şunu eklerim: Biz nasıl bir ülkeyiz ki, yıllardır ittifak halindeki iki gücün, anlaşmalarını bozup birbirleriyle savaşması sonucu uçuruma sürükleniyoruz? AKP’nin yıllardır büyüttüğü ekonomi bu kadar mı kırılganmış? İki günde doların, euronun geldiği noktayı hepimiz gördük.

 

Bir başka konu da yolsuzluk; söz konusu savaşın ayaklarından biri. Ancak bu ayağın, dershane gibi meselelerden bir farkı var. Yolsuzluk, tüm bu savaşın dışında, ciddi bir suç. Yani dershane işletmek desteklenir ya da desteklenmez ama bu bir suç değildir. Oysa yolsuzluk, en hafif tabirle hırsızlıktır. Bu nedenle AKP’nnin eli çok zayıf. Çekecek kartı da çok az. Yıllardır destek aldığı -marjinalliğini kırmasını sağlayan- bir çok kesimden destek alamaz oldu. Bu yalnızlık, bu korku haliyle Erdoğan’ı daha da sertleştiriyor. Artık Erdoğan’ın konuşmalarını dinlerken yoruluyorum. Kelimelerinin içinde sevgiye dair en ufak bir nüans yok. Nefret, intikam, hesap, komplolar…

 

Peki sizce tüm bu savaş meydanının ötesinde bir yerlerde, başka sorunlarla boğuşan milyonlar ne alemde dersiniz? Dünya o kadar büyüdü ki, artık hayatın akışını takip etmek, tüm imkanlara rağmen çok zor. Ülkemizdeki onca meselenin yanında, Suriye’deki iç savaşın Irak’a sıçradığını seyrediyoruz. Ardından, El Kaide’nin Ürdün’e gireceğine yönelik açıklamaları dinliyoruz. Bir yandan, Sınır kapılarımızda sır dolu tırlarımız var. Tüm bunlardan ziyade, ekonomik kriz korkusuyla hop oturup hop kalkıyoruz.

 

Hrant Dink yaşasaydı, Ortadoğu’da akan kana dair neler söylerdi acaba? Doksan sene sonrasına kalacak düşmanlıklardan korkardı bence. Sünnilerle Şiiler’in, birarada, kardeşçe yaşamasını dilerdi bence, her barış sevdalısı gibi. Ahparig, biz buradayız. Savaşların tam göbeğinde. Umarım sesimizi duymuyorsundur. Alimallah, yattığın yerde içinin kan ağlamasını istemem.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet