Ortadoğu’yu Çözümsüzlüğe Sürüklemek

“Benim fikrimce, Irak ve Suriye olarak bildiğimiz ülkeler artık yok. Tamamen yok olmadılar ama üniter devlet kimlikleri geride kaldı. Farklı oluşumlar çıkacak ortaya; bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak. Biz Amerikalılar olarak son savaştaki katkılarından dolayı Kürtler’e minnettarlık duyuyoruz. Bu yüzden özerk bir Kürdistan olacağını Ankara’daki dostlarımızla oturup konuşmamız, anlatmamız lazım. Türkler’e ‘Özerk bir Kürdistan Türkiye’nin güvenliği açısından ne şartlarda sizin için kabul edilebilir olur?’ diye sormalıyız. Elbette, konuşması zor bir konu ancak hiç olmazsa dürüst bir diyalog olacaktır. Bu diyalog sürecini bence hemen başlatmalıyız”

CIA Eski Başkanı Michael Hayden

 

 

Artı Gerçek, alternatif sol medya olma iddiasıyla yayın hayatına başlayınca, birçok kesimin ilgisini çekti. İddialı bir çıkış yapan her kuruluş, başlangıçta dikkatleri üzerine çeker. Ancak Artı Gerçek, kısa sürede kendini belli ederek ne solda olma iddiasını ne de kitlelere ulaşabilme amacını gerçekleştirebildi. Bu başarısızlığın arkasında, bu yazımızda inceleyeceğimiz bir anlayışın varlığı yatıyor.  Yıllardır sol ideoloji ile PKK arasında ve PKK ile Kürtler arasında köprü kurmaya çalışan bir anlayış bulunuyor. Sol örgütler içine de çokça sızmış olan bu anlayış, geçmişte özellikle Atatürk karşıtlığı üzerinden kendini var ederken, değişen konjonktür ile birlikte anti – Atatürk söylemlerinden ziyade demokratik özerklik adını verdikleri bir sisteme sarıldı. Demokratik özerklik kavramı, adeta uydurulmuş, zorla türetilmiş bir kavram. KCK yapılanmasının ortaya çıkışından sonra kamuoyunda tartışmaya başlanan demokratik özerklik kavramı hakkında sınırlı sayıda akademik çalışma bulunuyor ve temelde üretim ilişkilerinin kapitalist örgütlenişini koruyan bir görünüme sahip. Yalnızca devlet örgütlenmesinde bir takım değişikliklerin bulunduğu bu kavramın içi, zorlama tabirlerle dolduruluyor.

Ortadoğu’da siyasi bir çözümsüzlük, yalnızca CIA eski başkanlarının temsil ettiği emperyalist cepheye fayda sağlar. bu cephenin Suriye özelinde güttüğü böl – parçala – yönet politikası hiçbirimizin yabancı olmadığı küresel bir projenin parçası. Adına önce BOP sonra GOP dedikleri, kamuoyunca Büyük Ortadoğu Projesi olarak bilinen hedeften söz ediyoruz. bu planın bir parçası olan PKK’nin temsil ettiği görüşlerle hesaplaşmak yerine ayrımcılığı körükleyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Artı Gerçek’teki son yazısında[1] Ankara’ya demokratik özerkliği anlatmaya çalışan Çetin Gürer, Sol siyasetin içine CIA eski başkanını sokacak kadar ileri gidiyor. Bu yazımızda; demokratik özerklik alanında akademik çalışma yapmış ender insanlardan biri olan Çetin Gürer’in çabasına bir cevap vermeye çalışacağız.

Yazısına eski CIA başkanından bir alıntı yaparak başlayan Çetin Gürer, adeta CIA başkanının direktiflerini yerine getirir bir hava içinde başlıyor yazısına:“Artı Gerçek’te de çıkan bir haberde eski CIA başkanı Michael Hayden, “Özerk Kürdistan’ı Ankara’ya anlatmalıyız. Ortadoğu’da yeni oluşumlar ortaya çıkacak bunlardan biri de özerk Kürdistan“dır demiş. Daha önce de panellerde, sempozyumlarda, gazetelerde pek çok kez anlatmayı denediğim üzere bu kez de Michael Hayden’in bu açıklamasını bahane bilip Ankara’ya demokratik özerkliği bir kez daha anlatmayı deneyeyim istiyorum.” Çetin Gürer’in, savunduğu dünya görüşünü anlatmasını doğal karşılarız ama beyefendinin dünya görüşü, CIA başkanının görüşü ile paralelse, üstüne üstlük, ondan talimat alır gibi davranırsa “bir dakika!” deriz.

Daha yazısının başında pot kıran ve özerkliğin bir CIA projesi olduğunu deşifre eden Çetin Gürer, şimdi de tepeden tırnağa çelişkilerle dolu olan bir öneride bulunuyor: “Kürt siyasal hareketi demokratik özerkliği sadece “Kürdistan” için değil, tüm Türkiye için önermektedir. Bu ise çoğunlukla, coğrafi, ekonomik ve kültürel benzerlikler bakımından Türkiye’nin 20-25 bölgeye ayrılması biçiminde ifade ediliyor. Bu bölgelerden biri olarak “Kürdistan” için ise ayrıca bir de statü söz konusu. Yani Kürt siyasal hareketi, demokratik özerkliği tüm Türkiye için önermenin yanı sıra Kürdistan’ı diğer olağan özerk bölgelerden farklı kılacak bir statüden bahsetmektedir.” Demokratik özerkliği madem tüm Türkiye için öneriyorsunuz, o halde Kürdistan adıyla ayrı bir statü talebinde bulunmak da ne oluyor? Madem eşitlik ilkesine dayanarak tüm memlekete aynı öneriyi getiriyorsunuz, o zaman bu 20 – 25 bölge içinde bir bölgeyi neden diğerlerinden ayrı bir statüye taşıyorsunuz? Burada açık bir kandırmaca var. Demokratik özerkliğin, tüm ülke için değil yalnızca Kürdistan için istendiği de Çetin Gürer’in kendi eliyle deşifre ediliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde eşitsizlik olduğunu iddia edip, eşitsiz bir yönetim modeli önermek ancak Çetin Gürer gibilere nasip olabilir.

Çetin Gürer, her ne kadar siyaset bilimi dalında doktora tezi yazmış olsa da demokrasideki doğrudan katılım ve dolaylı katılım konularında oldukça amatör bir tutum içine giriyor: “Bununla birlikte, demokratik özerklikte, karar ve yasama süreçlerine halkın doğrudan katılımını öngören başka mekanizmalar da söz konusu. Örneğin yeterli sayıda imza ile halkın doğrudan yasa teklifinde bulunabilmesi.” Çetin Gürer’in bilmediği, biliyorsa da hasır altı ettiği bir gerçeği buradan açıklayalım: Merkezi sistemle yönetildiği halde yeterli sayıda imza ile yasa teklifi verilebilen ülkeler var. Hem de bunlar adına Dünya dediğimiz kürenin üzerinde bulunan ülkeler. Çetin Gürer’e ilginç gelebilir ama vatandaşı olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde de Doğrudan Demokrasi Uygulamaları (DDU) bulunuyor. İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Polonya gibi birçok ülkede de çeşitli DDU mevcut. Dileyenler, açık kaynaklardan yapabilecekleri araştırmalarla bu konuda daha ayrıntılı bilgi edilebilirler.

Çetin Gürer, DDU’ların, yalnızca demokratik özerklik olan ülkelerde bulunabileceğini zannediyorsa, ona da öğretmiş olalım. Merkezi sistemle örgütlenen devletlerde de bir takım DDU’lar bulunuyor. Bu uygulamaları genişletmek gibi bir hedefi varsa, bunu demokratik yollardan elbette savunabilir. Ayrıca kendisine sormak isterim: Sözünü ettiği yeterli sayıda imza ile yasa teklifi verme uygulamasının ayrıntıları nasıl düzenlenecek? Yeterli sayıda imza, eğer düşük tutulacaksa, önüne gelenin imza toplayıp binlerce teklif ile meclis çalışmalarını kilitlemesi mümkün hale gelebilir. Eğer yeterli sayıda imzayı yüksek tutacaksak, bu sefer milyonlarca insanın bir araya gelmesi gibi bir zorunluluk doğacaktır. Bunca insan da zaten siyasi parti mekanizmalarında bir araya geliyor ve vekilleri aracılığıyla karar mekanizmalarına dahil oluyor. DDU’ların yeterli seviyede mevcut olmadığına katılabilirim lakin DDU’ların artması için demokratik özerkliğe ihtiyacımız yok. Merkezi sistem içinde de DDU’lar geliştirilebilir. Gürer’e bir sorum daha var: DDU’lar, yapılan kamuoyu araştırmalarında, öncelikli sorun olarak kaç kişi tarafından dile getiriliyor? İşsizlik, yüksek enflasyon, terör, eğitim, sağlık gibi başlıklar dururken; önerilen demokratik özerklik sistemi ile toplumun ekseriya önemli bir sorun olarak görmediği DDU’lar ile uğraşmak yerine neden daha kritik ve can alıcı konularla ilgilenmiyorsunuz?

Çetin Gürer devam ediyor. Meseleyi, özerk bölgenin dış işlerinde de bağımsız olmasına getiriyor: “Örneğin, merkezi devlet uluslararası bir antlaşma gereği özerk bölgeye bir savaş gücü konuşlandırma kararı verirse veya yine böyle bir antlaşma gereği çokuluslu bir şirketin özerk bölgede iktisadi faaliyetler yürütmesine merkez tek başına izin verirse, bunlar özerk bölgenin kendini yönetme anlayışıyla uyumsuz olacağından, bu çelişki nasıl çözülecek?” Özerk bölgenin kendini yönetme anlayışıyla uyumsuzluk durumunda açık ki merkezi yönetimin karşısında yer alacak olan Çetin Gürer’e sorarım: Özerk bölge, tüm idari, adli, ekonomik unsurları kendi eline alacaksa, neden bağımsızlık değil de özerklik kavramını kullanıyorsunuz?

Çetin Gürer devam ediyor: “Demokratik özerklik, epistemolojik inşasını devlet-toplum paradoksuna, hiçbir toplumun homojen olmadığı, bilakis heterojen olduğu kabulüne ve toplumun siyasetle yeniden buluşması gerektiği yaklaşımına dayanır. Bu konuda Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Uygarlık” savunmaları pek çok tartışma içerir.” Toplumların homojen olmadığı iddiasıyla ulus – devlet kavramını ortadan kaldırmayı hedefleyen Gürer, Abdullah Öcalan üzerinden bir akademik tartışma açmak niyetinde. Zaten yazdığı doktora tezinin kaynakçasında PKK tüzüğü ve Öcalan kitaplarından sıkça yararlanmış biri olması hasebiyle bu tavrını garipsemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim sorunları, PKK liderinin yazdığı kitaplar üzerinden tartışılamaz. Talep ettiği kamusal düzeni Ankara’ya Öcalan’ın kitaplarıyla değil akademik çalışmalar yoluyla anlatırsa daha faydalı olacaktır. Böylesi bir yaklaşım ancak Öcalan’ın militanları için uygun bir yoldur diyerek bu noktayı kapatıyorum.

“Rojava’da bilindiği gibi, Kürt, Arap, Süryani, Türkmen gibi etnik kimlikler nüfusları oranında “Tev-Dem” ve “Batı Kürdistan Halk Meclislerinde” temsilci bulundurmaktadır.” Etnik kökenlerin, nüfusları oranında temsil edilmesi; Türk siyaseti için uzak bir tartışma olarak kalmalı. Türkiye’de hangi etnik kökenden kaç vatandaş olduğunu doğru olarak hesaplayabilecek biri var mı? Farklı kimliklerin bir arada yaşayabilmesi savunan bizler, bu tür bir önerinin birleşmeye değil ancak ayrılığa götüreceğini iyi biliyoruz. Annesi Türk, babası Kürt olan ya da Babası Türk, annesi Kürt olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını tek tek Türk ya da Kürt diye sınıflara ayırmak ne Çetin Gürer’in ne de bir başkasının haddidir. Toplumsal yapıyı kökünden dinamitlemek demek olan bu faaliyet, iyi niyetli yaklaşımla savunulamaz. Ayrıca, etnik kökene göre temsil kotası koyduğumuz zaman, inanca göre kota isteyenler de çıkmayacak mı? Bunca farklılığın mevcut olduğu bir ülkede, bu işin içinden çıkılamayacağını en iyi Çetin Gürer gibiler bilir. Amaç huzurlu ve refah içindeki bir toplum yapısına kavuşmak mı yoksa ülkeyi kaosa sürüklemek mi, takdir sizin. Devlet, etnik kökene ya da inanca göre temsil kotası koyacak olsa, tüm vatandaşları tek tek kayıt altına alacak bir çalışma yürütmek durumunda kalır. Bu da özellikle azınlık konumundaki inanç ve etnik kökenleri toplum içinde zor durumda bırakacak olayların doğmasına kapı aralar. Toplumsal huzuru kaşıyacak bu tür bir öneri ile varılmak istenen hedefin çok açık olduğunu düşünüyorum. Rojava özelinde verdiği örneklerle Suriye’deki savaşı nerdeyse kutsayacak bir pozisyona kayan Çetin Gürer, Suriye’de konuşlanan emperyalist güçleri görmezden geliyor. Dahası, emperyalizmle mücadele noktasında yazısından zorlayarak da olsa tek bir görüş çıkartamıyoruz.

“Bu temsiliyet yöntemi, aslında Ortadoğu coğrafyası için “radikal” ve “yeni” olmakla birlikte, aslında dünyadaki uygulamalarda görülen ve “ortaklaşmacı demokrasi” (consociational democracy) olarak tanımlanan uygulamanın bir benzeri. Ortaklaşmacı demokrasi, tam da siyasal özerkliğin “yeni azınlıklar” doğurabileceği eleştirisine karşı, bu bölgelerdeki farklı kimliklerin nüfusları oranında temsil edilmesine olanak sağlayan bir araçtır.” Çetin Gürer’in yeni ve radikal dediği bu tür bir temsiliyet yöntemi, burnumuzun dibindeki Lübnan’da uzun yıllardır uygulanıyor. İnanç esasına göre paylaşılan Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı koltukları; aslında bu uygulamanın radikal ve yeni olmadığını gösteriyor. Kaldı ki bu tür bir uygulama faydalı olacaksa bile demokratik özerklik gibi bir koşula bağlı değildir. Nitekim Lübnan örneği bu durumun bir kanıtı. Fakat, etnik kökene göre oransal bir temsil için demokratik özerkliğin zorunlu olduğu gibi bir algı yaratmaya çalışmak da siyasi kurnazlıktan öte bir durum değil.

Emperyalizmle mücadele; 21. Yüzyılın Ortadoğu’su için en can alıcı konudur. Son dönemde Kudüs, Suriye, Yemen özelinde canlı olan ancak tüm coğrafyada birinci derecede önem arz eden anti – emperyalist mücadele, CIA eski başkanlarıyla hem fikir olarak yürütülemez. Ulus devletlerin parçalanarak ABD güdümündeki devletçikler haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde, Çetin Gürer gibileri, CIA sözcülüğü yaparak barışa değil savaşa hizmet ediyor.

Çetin Gürer’in yazısı: https://www.artigercek.com/ozerk-kurdistan-i-ankara-ya-anlatmak-1

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet