Ortadoğu’nun Yolu; Arap Baharı

Ortadoğu, günümüzden yaklaşık 10 – 12 bin yıl önce medeniyet denilen kavramın doğduğu yerdi. Tarihte tarımsal üretimin, hayvanların evcilleştirilmesinin, ticaretin başladığı topraklar, bereketli hilal ve Dicle – Fırat nehirlerinin beslediği alanlardı. Avrupa, bütün bu gelişmeleri Ortadoğu’dan aldı ve medeniyetin günümüzdeki bayrak taşıyıcısı oldu. Medeniyetin ne olduğu, işe yarayıp yaramadığı, ya da tek dişi kalmış bir canavar olup olmadığını bu yazıda sorgulamayacağız. Bugün Ortadoğu’da günümüzde yaşanan gelişmelerin biraz daha aydınlanabilmesi için çaba sarfedeceğiz.

 

Ortadoğu; insanları kültürel olarak, dini olarak, maddesel olarak çok fazla besledi ve besliyor. Kudüs, hala bazı (son) semavi dinler için kutsal bir şehir. Dünyanın toplam ham petrol rezervinin % 65’i Ortadoğu’da yer alıyor. Bu liste uzar gider ve ortaya çıkan tablo da, aslında Ortadoğu’nun günümüzde neden bu kadar önemli olduğunu anlatır.

 

Ortadoğu, o kadar kendine has bir coğrafya ki, oradaki yaşamın bir benzeri dünyanın hiç bir yerinde yok. Bu da asıl olarak Ortadoğu’nun Kapitalizm’e uyum sağlamasını zorlaştırıyor. Bu entegrasyonu kötünün iyisi de olsa en ‘başarılı’ şekilde gerçekleştiren yer; yalnız ve güzel ülkemiz Türkiye olsa gerek. Bu da demek oluyor ki; Kapitalizm, Ortadoğu’ya ancak Türkiye üzerinden girebilir. Tüm bu Ortadoğu çobanlığı hikayesi işte bu yaptığımız analizin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Peki Türkiye çoban olabiliyor mu? Olmalı mı? Bazılarınızın içinden ”Ne çobanı, Türkiye koyun koyun!” diye geçirdiklerini tahmin edebiliyorum. Ancak ”senden büyük Allah var” mantığıyla bakarsak, Türkiye, ne kadar çoban olursa olsun son tahlilde emperyalizmin güdümünde olan bir devlettir. Türkiye, iyiden iyide çobanlığı başarabiliyordu. Ta ki ‘Arap Baharı’ Suriye’de sıçrayana kadar. Bu sıçrama, Türkiye’yi zora soktu çünkü Suriye’yle olası bir savaş, çobanın imajını zedeler. Çoban, koyunlarını hor görürse, koyunların canı sıkılabilir. Bu yüzden Türkiye de bir yandan içerideki milliyetçi coşkunluğu doyurmak adına dişlerini gösterirken bir yandan da olası bir savaşın çıkmaması için temkinli davranmaya çalışıyor. Öte yandan İran ve Rusya’nın da Türkiye’nin Suriye’ye savaş açmasını desteklemeyeceği su götürmez bir gerçek.

 

Hepimiz Arap Baharı içinde emperyalist güçlerin parmağı olduğunu biliyoruz en azından bundan şüpheleniyoruz. Geçenlerde Oxford’da öğretim üyesi olan Ortadoğu uzmanı Dr. Abou-El-Fadl, Türkiye’de bir röportaj verdi. El-Fald, birçok ülkede isyanların silahsız ve samimi bir şekilde başladığını ancak sonradan ortaya silahlı örgütlerin çıktığını ve bunların batılı ülkelerden destek gördüğünü söyledi. Buna en güzel örnek, Libya’daki muhaliflerin bir ellerinde kendi bayrakları bir ellerinde ABD, NATO bayraklarıyla poz vermesidir. Zulme karşı olabilirler ama emperyalizme karşı olup olmadıkları büyük bir soru işareti.  Bu durum Suriye için de geçerli. Ortadoğu’da gerçek bir Arap Baharı ve dış müdahale karışımı bir hareket var. Yine El-Fadl, Süriye’de sürecin adeta bir mezhep savaşına döndüğünü anlatıyor. Suriye’nin yapısına baktığımızdaysa bu söylemi destekleyen bulguları görmemiz çok kolay. Suriye nüfusunun ağırlığı Sünni, %15’i Alevi, %3 – 4’ü Dürzi – İsmaili, %15’i Ortodoks – Katolik – Ermeni, bunun dışında Kürtler, Çerkezler, Türkmenler, Iraklı mülteciler de var. Son olarak 600 bin Filistinli Mülteci de bu ülkede. Tüm bu insanlar Suriye’de birlikte yaşıyorlar ama önemli bir ayrıntı var ki o da; bu kesimlerin genelde birbirine karışmamış olması. Yani bütün bu kesimler kendi bölgelerinde kendi mahallelerinde yaşıyorlar. Bu tablo Suriye’de yaşanan çatışmaların bir iç savaşa dönebileceğinin kanıtı.

 

Bahsetmemiz gereken önemli bir konu da, ABD’nin bölgedeki hedefleri. Bunları 3 başlık altında toplarsak; Emperyalizmin güdümü, Ortadoğu’nun neoliberalizme entegrasyonu ve Ortadoğu’da Kapitalizm’e uyum sağlamayı zorlaştıran kültürel temelli kurumların, güçlerin etkisizleştirilmesi diyebiliriz. Bu 3 hedefi iyi çözümlemek gerekiyor. Zira ucu bize de dokunuyor çünkü Türkiye, emperyalizmin bölgedeki truva atını oynuyor.

 

Arap Baharı’nın Tunus’tan başlayıp Suriye’ye kadar dayan(dırıl)masına en çok endişelen ülke hiç kuşkusuz İran. Kendi içindeki muhalefeti en sert yöntemlerle susturan Ahmedinejad, isyanların kendi ülkesine sıçramaması için elinden geleni yapıyor. Bu yolsa Esadla da ciddi bir ittifak oluşturmuş durumda. İran, ABD’nin bölgedeki en büyük düşmanı. ABD; çıkarlarını ciddi şekilde tehtit eden İran yönetim sisteminin değişmesini istiyor. Bu nedenle İran’da çıkacak olası bir isyana gönülden destek vereceğine hiç kuşku yok. Bunu çok iyi bilen İran, var gücüyle Suriye’nin yanında yer alıyor. Tabi bu durum Türkiye ve İran’ın da arasındaki gerilimin artacağına işaret ediyor. Türkiye, İran’ın tüm desteğine rağmen Suriyeli muhalifleri barındırmaya, eğitmeye ve onlara destek vermeye devam ediyor.

 

Suriye’yle bugün yaşadığımıza benzer bir senaryo, 1957 yılında da yaşanmıştı. Dönemin Menderes Hükümeti, Suriye sınırına 50 bin asker yığmıştı. Bu durumun sebebi ise, 1941’de Suriye’nin Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana durulmayan iç meseleleri neticesinde, Arap Birliği düşüncesiyle hareket eden (hatta bu yolda Mısır’la birleşik bir Arap ülkesi kuran) ve bu doğrultuda Sovyetler’le yakışnlaşan Cemal Abdülnasır’ın ABD’nin canını sıkmasıydı. ABD’nin canı yine sıkkın çünkü 2009’daki ekonomik kriz bitmiş değil ve ABD ekonomisi olumlu sinyaller vermiyor. ABD’nin Neoliberalizmi Ortadoğu’ya taşıması gerek. Çok açık ki Türkiye Hükümeti buna destek veriyor.

 

Peki ya Türkiye halkı? Peki ya biz? Filistin’de ayaklar altına alınan insanlık onurunun çiğnenmesine göz yummaya devam mı edeceğiz? Sıra bize gelene kadar susacak mıyız? Yoksa bu soruları duymaktan bile kaçıyor muyuz? En azından kaçmak da bir yaşam belirtisi. Unutmayalım ki; ölüler kaçamazlar. Sağlıcakla kalın efendim.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet