Ortadoğu Çıkmazı İçinde Mezhepler: Selefilik

1157457_1920x1080

Bugün Suriye’de, Yemen’de, Filistin’de, Irak’ta ve Ortadoğu’nun birçok yerinde savaşlar devam ediyor. Savaşla birlikte; göç, açlık, yoksulluk, işsizlik, salgın hastalıklar, katliamlar, işgaller, yıkımlar da peşi sıra geliyor. Bunca kötülüğün arasında biz hala inatla elimizin uzandığı çocuğun saçını okşamaya devam ediyoruz. Barut kokusuna aşina olanlar, bir çocuğun ve barutun kokusunu karşılaştırırlarsa ne demek istediğimizi anlarlar. Ha siz silah üreticisi/kaçakçısı iseniz bilemem tabi.

Suriye savaşı, Esad ve müttefiklerinin lehine ilerliyor gibi görünse de tüm tarafların bildiği gibi, Rusya’nın havadan imha ettiği her on cihatçı için yeni on cihatçı sahaya sürülüyor. Malum yedi milyar nüfuslu insan türü içinde varoluşsal boşluk yaşayan, mega kentlerin varoşlarında eğitimsiz, fakirlik içinde ve sefilce yaşamaya mahkum edilen ve inanç perdesi altında beyni yıkanabilecek olan çok sayıda ‘fedai’ var. Bu sebeple, Suriye’deki savaşın öldürmekle bitmesi mümkün görünmüyor. Bu kısır döngü halini ABD’nin de özellikle vurguladığını görüyoruz. Yoğunlaşmakta olan Halep operasyonu, masada Esad’ın elini güçlendirmek için önemli bir koz olacaktır. Buna rağmen köprüde karşılaşan iki inatçı keçi gibi, Suriye’de karşılaşan Rusya ve ABD’nin siyasi çözümde mutabakat kurması zor görünüyor. Bu iki gücün hangisinin tarafında olduğu belli olmayan iki ana unsur, savaşın kaderini belirleyecek gibi duruyor: Türkiye ve Kürtler.

Geçtiğimiz günlerde resmen başladığı duyurulan Musul operasyonu ise, hem Suriye’yi hem de bölgedeki dengeleri etkileyecek önemli bir gelişme. Bölgedeki yoğun mezhepsel gerginlikler bize bir kez daha Müslüman kitlelerin, kutsal kitaplarını okuyup anlamadıklarını acı bir şekilde gösteriyor. Kim ne derse desin, Suriye’de de Musul’da da tam anlamıyla mezhep savaşları yaşanıyor. Sahadaki örgüt liderlerinin de hep ‘Şeyh’ gibi ünvanlarla anılıyor olması da söz konusu gerçekliğin en büyük kanıtı. Ortadoğu’da yaşanan mezhepçi savaşları anlamak için bugün Selefilik anlayışını tahlil etmeye ve üzerine tefekkür etmeye çalışacağız.

Selefilik

Suriye ve Irak’ta en örgütlü ve canlı olan grupların başında IŞİD geliyor. Selefi teorinin pratiği olan ve sahadaki en güçlü Selefi örgüt olan IŞİD’i anlamak, savaşın dinamiklerini anlamamız için elzem. Günümüzden yaklaşık yirmi sene evvel kurulurken adı Tevhid ve Cihad Cemaati’ydi. ABD işgaliyle birlikte Irak El-Kaide’sine evrildi. Suriye İç Savaşı’nın başlamasından sonraysa IŞİD oldu. Bu selefi hareket, silahlı mücadelesini oturttuğu dini anlayışının çarpıklığıyla karşımıza çıkıyor. Selefilik; bizlerden önce gelen alimlere olduğu gibi biat etmek ve sorgulamamak üzerine kuruludur. Aklı tümden devre dışı bırakır ve salt inançla, şeyhlerin arkasında durarak doğru yolda gidileceğine inanır. Hadislerle İslam’ın içine sokuşturulan ruhban sınıfı, kendi varlığını sahabenin varlığı üzerinden meşrulaştırır. Sahabeyi kutsallaştırarak, onların yolundan gitmeyi farzlaştırır/dine zam yapar. Selefiler de söz konusu Ehl-i Sünnet tavrına sahiptirler. Bu çarpık anlayış, sahabe üzerinden günümüz ruhban sınıfını Allah’a ortak koşma anlamı taşır. Dikkatli bakarsanız, bugünün ruhban sınıfı üyelerinin eğitim aldıkları hocalarını geriye doğru saydığınızda muhakkak bir silsile halinde herhangi bir sahabeye dayandırıldığını görürsünüz. Selefiler de bu silsile üzerinden atalarının yolunu körü körüne takip ederler. Selefiler; Kuran’ı sıradan insanların anlayamayacağını savunur. Bu tavra karşılık Yusuf suresinin 40. ayetine bakalım: “Sizin O’ndan başka taptıklarınız bir takım kuru isimlerden ibarettir ki onları siz ve atalarınız takmışsınızdır, yoksa Allah, onlara öyle bir saltanat indirmemiştir, hüküm ancak Allah’ındır, O size kendisinden başkasına tapmamanızı emretti, doğru ve sabit din budur velâkin nâsın ekserisi bilmezler.” Bunun dışında, Bakara 170 / Ahzab 64 – 68’e bakabilirsiniz. Kuran’ın ilk inen ayetleri olan Alak 1 – 5’e bakılırsa da insanın Kuran’ı okuması ve anlaması için indirildiği apaçıktır. “Siz Kuran’ı anlamazsınız o yüzden biz hocaların peşinden gelin, biz ne dersek onu yapın çünkü biz de sahabe ne dediyse onu yapıyoruz.” demek yine yukarıda tarif ettiğimiz gibi Kuran’a göre müşrikliğin dik alâsıdır.

Ortadoğu’daki vahşetin baş sorumlusunun neden IŞİD olduğu sorusunun cevabı Selefilik’tedir ve bu bir tesadüf değildir. Kuran’ı okumayan ve üzerine düşünmeyenler, bin bir türlü hurafeyle beyinleri yıkanmaya daha müsait olanlardır. Onlar atalarını körü körüne taklit ederler. Selefilik’in temel dinamiği budur. Halbuki Kuran; birçok ayetinde okumayı, düşünmeyi, akletmeyi, tefekkürü adeta tüm insanlara emreder.

“Andolsun ki, Kur’an’ı düşünmek için kolaylaştırdık; fakat düşünen mi var?” Kamer 17

“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” Yunus 10

“Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size işte böyle açıklıyor.” Bakara 2427

“Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.” Sad 29

Aklını kullanmayanlar/işletmeyenler Selefilik’in kucağına düşüyor. İslam’da olmayan ruhban sınıfı, Selefilik türü inançlarla İslam’ın içine sokuluyor. Ruhban sınıfı demek, aristokrasi demek. Aristokrasi demek, dar bir çıkar grubu demek, rant demek, oligarşi demek. Ruhban sınıfı, Allah’ın yeryüzündeki temsilciliğine soyunur ve kendi dışında kalan kulları ‘Allah adına’ güder. İşte şirk budur. Bu sakat anlayış; Allah’ın kimilerini çarpacağı (Hud 54), ruhban sınıfından olan kimilerinin kullara şefaatçi olacağı (Enam 94) gibi Kuran’ın, parantez içinde verdiğim ayetlerde kesin bir dille reddettiği yalan yanlış ifadelerle insanları kandırıyor. Aklı, düşünmeyi ve okumayı yok sayan, yalnızca atalarının yolunu takip etmeyi caiz gösteren/dayatan bir anlayış, Kuran’la çelişiyor.

Bildiğimiz gibi Kuran’ın ilk emri “Oku.” Peki insan neden okur? Merak ettiği ve soru sorduğu için. İnsan neden merak eder ve soru sorar? Bilmediği ve bilmek istediği için. O halde okumak için soru sormak elzem. Yani Kuran’ın dediği gibi aklımızı kullanmamız gerekiyor. Kuran, Müslümanlar’a: “Aklını kullan, düşün, sorgula, merak et, soru sor, araştır, oku.” Diyor. Bir takım Selefi uzantısı hurafelerde anlatıldığı gibi soru sormanın kafirlik olduğu anlayışı, Kuran’ın mantığına tamamıyla zıttır. Buna dair bir örneği de İbrahim Peygamber’den verelim:

“Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: “Rabb’im, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?” “İnanmadın mı?” diye sordu. “İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için…” Allah dedi ki: “Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.” Bakara 260

Görüldüğü gibi İbrahim Peygamber, Allah’a bugün toplumumuzda herhangi bir vatandaşın sorsa ayıplanacağı bir soruyu soruyor. Nitekim Allah, İbrahim Peygamber’i ayıplamıyor bilakis ona ve bu kıssa üzerinden bize açıklıyor. Eğer sorularımızı Kuran’a sorarsak, cevap almamamız nâmümkündür. Kişi aklını kullanır ve üzerine düşünürse, cevap bulamayacağı soru yoktur. Allah’ın iddiası da budur.

“Kur’an’ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başka birinin katından gelseydi, elbetteki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı.” Nisa 82

Selefilik; düşünmeyi, sorgulamayı ve okumayı tamamen dışlayarak Kuran’ın hüküm ve mantığına tamamen zıt gidiyor. Bunu yaparak kendi ruhban sınıfının oligarşisini hakim kılmaya çalışıyorlar. Her bir Müslüman’ın okumakla mükellef kılındığı bir kitabı, birilerinin tekeline sokarak insanları hurafelerle bozmaya ve böylece kullanışlı köleler haline getirmeye çalışıyorlar.

Mezhepler, İslam öncesine dek uzanan kabile çekişmeleri etrafında şekillenmiş ve temelinde siyasi rant kavgaları olan oluşumlardır. Emeviler ve Abbasiler’den, Haşimiler ve Suud’lara gelen bir kavga bu. Geçmişten günümüze mezhepsel kavgaların temelinde; dini, kendi tekeline almak isteyen bazı güç odaklarının şiddete başvurmalarını sağlayacak bir takım yanlış teorizasyonların varlığı yatıyor. Kuran’ın tek bir ayetinde, herhangi bir mezhepten söz edildiğini göremezsiniz. Kuran’ın tek bir ayetinde mezhep önderlerinin/imamlarının peşinden gidilmesine dair bir emir de göremezsiniz. Kuran, Allah’ın kullarını yalnızca Allah’ın yoluna çağırır. Ümmetin 73 mezhebe bölüneceğini ve içlerinden birinin Muhammed Peygamber’in mezhebi olduğuna yönelik uydurma hadislerle kendi varlığını meşrulaştırmaya çalışan hiziplere cevap yine Kuran’dan geliyor:

“O müşrikler ki, dinlerini parçalayıp bölük pörçük olmuşlardır; her topluluk kendisininkiyle övünür, durur.” Rum 32

“Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.” Muminun 53

Yüzyıllar boyunca, sahip oldukları güce dayanarak Müslüman toplumların içinde öyle hurafeler yaydılar ki; bugün o hurafeler yüzünden on binlerce insan akın akın IŞİD’e ve başka birçok terör örgütüne katılıyor. Yukarıda değindiğimiz üzere, sakatlığı apaçık olan anlayışların toplumda karşılık bulmasının sebebi işte budur. Bizler, önce dönüp kendimize bakmakla mükellefiz. Kendi din anlayışımızın içinde ne oranda hurafe var? Doğru zannettiğimiz yanlışlar neler? Soru sormaktan korkmamak, okumak ve düşünmek zorundayız. Örneğin, ülkemizde ve dünyada uzun yıllar faaliyet gösteren, bizzat devlet büyükleri tarafından palazlandırılan bir cemaatin, bugün dönüp asker içindeki uyuyan hücrelerini uyandırarak ülke yönetimine el koymaya çalışması bizi hiç şaşırtmıyor mu? Bunca yıldır hocaefendi diye diye birilerinin arkasından dolaşmanın garipliğini kimse görmüyor mu? İşte bu anlayış, temelini Selefilikte buluyor. Selefilik anlayışının esasları; hem bu tür cemaatlere hem de IŞİD gibi örgütlere zemin hazırlıyor. Müslümanlar’ın ilk emre itaat etmesi; önce okuması sonra üzerine tefekkür etmesi gerekiyor. Eğer bu yapılırsa ne hurafe kalır ne mezhep ayrılıkları kalır ne ruhban sınıfının din sömürüsü kalır ne de savaşlar kalır.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet