Ocak Ayının Gündemi

10403304_10152966229649303_7332068432075196302_n

 

Günümüzün sınıflı toplum yapısının hususiyetlerinden biri, bir toplumdaki insanların ortak bir çıkara sahip olmamasıdır. Sınıflı toplumda çıkar; millete ve ya halka ait değil sınıflara aittir. Milletin çıkarları değil sınıfların çıkarları vardır. Tarihin motoru olan sınıf savaşımı, uzlaşmaz karşıtlığı anlatır bize. Yine sınıflı bir toplumda millet iradesi, halk iradesi gibi kavramlar gerçekçi değil, yaratılan sûni -burjuva- kavramlardır. Aslolan sınıfların iradesidir. Günümüzün gerici sınıfı olan burjuvazi -burada gericilik, Kemalist literatürün sık sık başvurduğu dinci gericilik anlamında değildir- ilerlemenin, gelişimin sınıfı olan proletaryayı dizginleyerek sınıf diktatörlüğünü sürdürüyor.

Burada önümüzde duran önemli nokta şu; millet iradesi gibi sosyolojik olmayan kavramları kırıp yerine akademik Marksist çalışmanın ürünü olanı sınıf iradesini getirmek. Bunun temel yolu da siyasete, siyasi gündeme sınıf açısından bakabilmektir. Siyasette yaratılan sûni zeminler, bizi gerçeklerden uzaklaştırmakla kalmıyor, emekçilerin sömürüsüne de hizmet ediyor.

Son günlerin burjuva gündemlerinden biri de cumhurbaşkanının, bakanlar kurulunu toplayacak olması. Sûni gündemler emekçilere enjekte edilmeye devam ediliyor. Bir yılı aşkın süredir tartışılan yolsuzluk meselesi de buna benzer bir konu. Burjuvazi, ontolojik olarak hırsızdır. İşçi sınıfının emeği üzerinden geçinir. Emek sömürü ile biriktirir, zenginleşir. Yolsuzluk dediğimiz kavramın temelinde, hak edilmediği halde bir değerin -mülk, para vs- gasp edilmesi yatmaz mı? Burjuvazi bunu zaten yüzyıllardır yapmıyor mu?

Siyasi gündemini AKP karşıtlığına daraltan bazı sol siyasetlerin içine düştüğü açmaz da tam bu noktada karşımıza çıkıyor. Sanki burjuvazi özünde hırsız değilmiş de dünyaya yolsuzluk kavramını AKP getirmiş gibi konuşuyor bazıları. Yolsuzluk, batılı emperyalistlerle işbirliği içinde  olan AKP’ye has değil, burjuvazinin özüne has bir kavramdır.

Gelin görün ki siyasetin burjuva gündeminden başka gündemler de var ülkemizde. Örneğin Birleşik Metal-iş’in aldığı grev kararı gibi. Sürecin nasıl işlediği, grev kararına hangi aşamalardan geçilerek gelindiği noktasında bilgi eksikliğiniz varsa, internette kısa bir aramayla bunu sağlayabilirsiniz.

‘MESS’in dayatmalarına boğun eğmeyeceğiz!’ sloganıyla 29 Ocak 2015 tarihinde greve çıkıyor Birleşik Metal-İş. Birileri magazini konuşa dursun, ben yüz binlerce metal işçisi ve ailelerinin boğazından geçecek lokmayı gündemime alıyorum. MESS (Metal Sanayicileri Sendikası)’nın düşük ücret dayatmaları, ilk kez karşılaştığımız bir olay değil. Sermayenin işçi sınıfı üzerindeki sömürüsünün yalnızca bir örneği. Bu nedenle bu konuyu uzun uzun anlatmayacağım.

Babası işçi olan çocuklar iyi bilir mavi tulumun içindeki sıcak gülümsemeyi. Bir yandan alın terinin haklı gururunu bir yandan sömürünün getirdiği zor şartların acısını yüzünde taşır o babalar. Biraz sert olmaları belki de bu yüzdendir. Evde ne zaman bir ihtiyaç, bir harcama meselesi konuşulsa aynı sıkıntılar döne dolaşa yaşanılır. Milletin refahının artması için oylar kullanılır ama değişen bir şey olmaz.

Yanlış yoldan doğru hedefe gidilmez. Bir metal işçisiyle bir metal patronunun çıkarları da kesişmez. Birleşik Metal-İş’in grev kararı; emekçilerin gündemini burjuva kavramlarla doldurmaya çalışanlara da bir cevaptır. Burada, siyaset gündemini burjuvazinin iki boyutlu dar gündeminden kurtarmak da emekçilere düşen görevdir. Sınıf savaşımında kararlılıkla yol alan milyonlarca emekçi adına atılan bir adımdır her grev. Bu cevabın dalga dalga yayılması umuduyla Nazım Hikmet’in bir şiirini paylaşıyor; metal işçileri özelinde tüm emekçilerin mücadele gündemlerini saygıyla selamlıyorum.

 

Akrep Gibisin Kardeşim

akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet