Masalla Başlayıp Gerçeklikle Biten Bir Film: Roman Holiday (1953)

 

 

 

Naif, huzur verici ve gerçekçi bir film. 

 

Yaşam sahnesinde rol alan biz oyuncuların çoğu, mutlu ve zengin bir karakteri canlandırmak isteriz. Çünkü varlıklı ve refah bir yaşam sürmenin beraberinde mutluluğu da getireceği düşüncesi, biz hayat oyuncularının zihinlerine uzun zamandır yerleşmiş durumdadır.

Ancak sahnenin arkasında işler her zaman öyle yürümeyebiliyor. Sahnenin önünde role yedirilen makam-mevki, şöhret, rahat ve kolay hayat, lüks arabalar, konforlu ve ihtişamlı evler gibi etmenler mutluluk algısıyla her koşulda bağdaşmıyor. Bağdaşsa dahi birçok nokta eksik ve yarım kalabiliyor. Bu eksikliği ve yarım kalmışlığı daha fazla çalışarak ve değerlere bağlanarak aşacağını düşünenler de gerçek mutluluktan daha fazla uzaklaşıyor. Kendini şöhreti ve parası üzerinden tanımlayanlar yaşamlarının belli bir safhasında hiç olmadığı kadar mutsuz ve umutsuz kalabiliyor.

Bu koşullarda yaşamak üzere doğan ve farklı bir arayış içerisinde olan bireyler ise varlıklı ailesine ve çevresine ayak uydurma gayreti sonunda sosyal yönden dibe batmış, doyurulmamış duyguları dışa vurmuş, mental ve bedensel tembel bir hal alabiliyor.

Bu minvalde istekleri ve zorunlulukları arasında bir seçim yapmak zorunda kalan Prenses Ann’nin masalsı yaşamından bir kesiti konu alıyor filmimiz. Roma Tatili, genç bir Avrupa Prensesi olan Ann’nin (Audrey Hepburn) yaşamın tekdüzeliği ile kraliyet dayatmalarına karşı gelerek ziyaret için geldiği elçilik binasından kaçmasını ve kimliğini saklayarak tek başına Roma’yı keşfe çıkmasını anlatıyor. Burada kendi gibi kimliğini saklayarak ilginç haberler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteci olan Joe Bradley (Gregory Peck) ile tanışıyor. Bu tanışma sonunda ikisinin de başka hesapları olsa da bu hesaplar birbirlerine âşık olmalarıyla bozuluyor.

1953 yapımı, Gregory Peck ve Audrey Hepburn‘ün başrollerinde oynadığı, William Wyler‘ın yönetmenliğini yaptığı film, Amerikan sinemasının en iyi romantik komedi örneklerinden. Üstelik içerdiği romantizmin dozuyla, içinde aşk geçen ve yerli yersiz esprilerle süslenen çoğu türdeşlerinden çok farklı bir yapıda.

Filmde oyuncular gerek duruşları gerek mimikleri ve gerekse aksanlarıyla iz bırakan bir performans sergiliyor. İlk ve tek Oscar‘ını kazandırması bir yana, Audrey Hepburn’ün ilk ciddi yapımı olan film, hem oyunculuğu hem de tarifsiz zerafetiyle adını dünyaya duyurduğu ilk işi oluyor. Tecrübesiz bir oyuncu olan Audrey’in ailesinden gelen soylu aksana sahip olması ise filmde rol almasında etkili olan bir etmen. Onu bu filminde izlemeye başlarsanız diğer filmlerini de hemen listenize alma gereği hissedebilirsiniz.

Bir diğer başrol oyuncusu Gregory Peck ise döneminin en bilindik ve karizmatik aktörlerinden. Ses tonu ve endamı ile göz kamaştırıyor. Filmde oyunculuğunu o kadar zirveye çıkarıyor ki filmin başından sonuna kadar çok değişken duygularda izletiyor kendini. Böyle de olunca sinema dünyasının en iyi ikililerinden biri karşılıyor bizi. Tabi unutmadan bahsettiğim bu noktaların çoğu film, orijinal dilinde izlendiğinde kendini net olarak hissettiriyor.

Tamamı Avrupa kıtasında çekilen ilk Hollywood filmi olma özelliğini taşıyan Roma Tatili filminde görsellik ciddi manada büyüleyici. Her sahnesi özenle çekilmiş açık hava çekimleri, dönemin Roma’sının tanıtım belgeselini andırıyor. Zamanın Roma’sının binaları, cafeleri, dükkânları, kıyafetleri o kadar belirgin gösteriliyor ki ellili yılların İtalyan kültürünün kare kare fotoğrafı çekiliyor. Ayrıca filmin siyah beyaz olması da görselliğin, karakterlerin ve durumların önüne geçmesini engelliyor.

Filmi değerli kılan bir başka nokta da finali. Romantik komedi filmlerinin klişe finallerine ters bir açıdan bakması, bu masalsı filmin gerçekten yaşanabilir bir hikaye olabileceğini gösteriyor.

Film üzerine birkaç tamamlayıcı not:

*Filmin bir sahnesinde Audrey Hepburn istenilen ağlama duygusunu veremiyor. Bunun üzerine yönetmenin hışmına uğradıktan sonra doğal olarak duygulanmaya başlıyor ve o arada sahnenin çekimi tamamlanıyor.

*Filmin afişi hazırlandığı sırada o dönemde kariyerinin zirvesinde olan Gregory Peck filmde sadece kendi adının yazmasını talep ediyor. Daha sonrasında yönetmenin ve yapım şirketinin olaya el atmasıyla afişte Hepburn’ün ismi de yer alıyor.

*Roma Tatili’nin senaryosunu döneminde siyasi sebeplerden ötürü çok baskı gören ve senaryo yazması yasaklanan Dalton Trumbo yazıyor. Bu sebeple filmin jeneriğinde bir arkadaşının ismi yazılıyor. Kazanılan En İyi Senaryo Oscar’ı ise adı yazan arkadaşı alıyor.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet