La Fille Inconnue – 2016

– “İsabelle ile yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Yapamam, olmaz. Neden hayatımı mahvedeyim?”

– “Çünkü o öyle istiyor.”

– “Kim?”

– “Kız.”

– “Onun umurunda değil. O öldü.”

– “Ölmüş olsaydı sürekli aklımızda olmazdı.”

 

La Fille İnconnue (Meçhul Kız), Luc ve Jean-Pierre Dardenne Kardeşlerin senarist ve yönetmen olarak yapmış oldukları son film. Dardenne Kardeşler, bu film ile 2016 Cannes Film Festivali’ne de katıldılar ama Altın Palmiye’yi üç kez alan ilk yönetmen olamadılar. Gösterişsiz, sade ve duru olduğu ölçüde vurucu bir akışa sahip olan filmin hikayesi Belçika’nın sanayi merkezlerinden ve en modernleşmiş şehirlerinden olan Liege’nin arka mahallelerinde geçiyor. 113 dakika süren filmin ilk dikkat çeken özelliği, hiç müzik barındırmaması.

 

Son derece sıradan bir hayatı olan, çalıştığı muayenehanenin üst katında yaşayan, durgun, soğukkanlı genç bir doktor olan Jenny Davin’e odaklanıyoruz. Adele Haenel’in canlandırdığı karakter, mesleğini yücelten ve mesleği için fedakarlık yapmayı göze almaktan çekinmeyen bir yapıya sahip. Mesleğinde başarılı, ahlaki olarak son derece düzgün, adeta sinirleri alınmış, ani duygu geçişleri yok denecek kadar az olan doktor Jenny, bana Cumhuriyet’in kuruluş romanlarındaki idealist köy öğretmenlerini anımsattı. Kahramanlaştırılmayan, toplumun içinde sıradan bir birey olarak yaşayan ana karakter fikri bana her zaman daha sıcak gelmiştir. Jenny de böyle bir karaktere sahip. Sadeliğin gücünü ortaya çıkarmaya çalışan Dardenne Kardeşler, çekimlerin öncesinde yapılan yoğun mekansal provalar ve birkaç doktor arkadaşlarının da danışmanlığı sayesinde film süresince gördüğümüz tıbbi müdahalelerde oldukça gerçekçi bir seviye yakalamışlar. Ana karakterin doktor oluşu, gelişen olaylar karşısında ilk tepkiyi her zaman vücudun verdiği gerçeği üzerine oturtulmuş. Hepimizin bildiği gibi korku, endişe, hayret, acı gibi duygularla aniden karşılaşmak vücudumuzda belli tepkilerin ortaya çıkmasına sebep olur. Film boyunca bu gerçekliği sık sık görüyoruz.

 

Doktor Jenny, yanında çalışan stajyere mesai bittikten bir saat sonra çalan kapıyı açmamasını söyleyerek, akışı başlatıyor. Kapıyı çalan siyahi genç kızın, aynı akşam ölü bulunması, doktoru bir suçluluk psikolojisi içine sokuyor. İdealist bir doktorun, dolaylı da olsa bir insanın ölümüne sebep oluşu; suçluluk psikolojisi açısından kayda değer bir olay. Hayatında olağan dışı hemen hemen hiçbir nokta bulunmayan Doktor Jenny’nin, bir günah çıkarma ayini olarak, genç kızın adına ulaşıp mezar taşını yaptırma amacı da bu açıdan son derece anlaşılabilir bir durum. Doktorun, film içine yayılmış bir başka suçluluk duygusu da stajyer Julien ile olan ilişkisinde saklı. Siyahi genç kızın ölü bulunması, Jenny’nin bir iç hesaplaşmaya gitmesini sağlarken bir yandan da stajyerine karşı üstünlük taslarken aslında küçük düştüğünü anlamasını sağlıyor. İç içe geçen iki duygu, film boyunca doktoru sürüklüyor. Sıradan bir yaşamı olan idealist bir doktorun, başına iş açacak olaylara kalkışması, normal koşullarda pek mümkün değilken, sözünü ettiğimiz iki duygunun varlığı, bir tür itici güç oluyor. Jenny’nin obsesif bir durumu ise kesinlikle yok. Tamamen ahlaki bir yol izleyerek günahlarıyla hesaplaşmaya çalışıyor. Katolik kilisesinin utanç ve acı temalı iki bin yıllık öğretisinin, bir günah temeli üzerine oturduğu gibi Doktor Jenny’nin arayışı da günlük yaşamda birer ayrıntı gibi görünen iki ufak günahının üzerine utanç ve acı ile oturuyor.

 

Utanç; çağımızın hasret kaldığı bir duygu. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı, yerle bir ettiği Avrupa’dan utanç duygusunu alıp götürdü. Bireycilik anlayışı, günlük yaşamın felsefesi haline geldi. Birbirini tetikleyen bu iki süreç, sonunda vurdumduymaz Avrupa bireyci insanını başka bir evreye taşıdı. Orta sınıf Türk insanının da Avrupa bireyciliğine yaklaştığını üzülerek gözlemliyoruz. Plazalara sıkışan modern birey, yalnız kendi geçimiyle meşgul olarak toplumsal olayları es geçer oldu. Bugün, nitelikli, okumuş nüfusumuz içinde duyarlı ve sorumlu vatandaş olma ideali kan kaybetmiş durumda. Eski Köy Enstitülü öğretmenleri gözlemleme şansı olanlar, bu gerçeği daha çıplak bir gözle görüyordur. Onlar; okumuş insanın aydın kimliği taşıyarak, ahlaki tutumlarıyla toplum içinde örnek birey, örnek vatandaş olma idealini yaşatıyorlar. Doktor Jenny de kabaca bu tür bir ideali Liege’in arka mahallelerinde yaşatıyor. Utancını gizlemiyor, günahlarıyla yüzleşiyor ve haddini biliyor.

 

Toplumsal ilişkilerin utanç temeliyle sağlıklı bir şekilde korunabileceğine odaklanan La Fille İnconnue filmi de bireycilikle hesaplaşmaya çalışıyor. Doktor Jenny’nin serüveni, siyahi genç kızın ölümünde sorumluluğu bulunan diğer karakterleri de yanında sürüklüyor. Burada ayrıntısına değinmeyeceğim diğer karakterlerin kendi günahlarıyla yüzleşme evresine giden süreçte gördüğümüz en net olgu; yalan. Jenny hariç tüm karakterler su gibi yalan söylüyor. Suçluluk duygularını bastırmaya çalışan insanların, yalan söyleyerek iç hesaplaşmalarından kaçmaları, bildiğimiz acınası durumlardan olsa da Jenny’in soğukkanlı ve kararlı tavrı yavaş yavaş düğümlerin çözülmesini sağlıyor. Jenny’nin duyduğu utanç, bu mikro örnekte bozulmuş olan toplumsal ilişkileri yeniden düzenlemeye başlıyor.

 

Modern orta sınıf yaşantısı içinde karşılaşabileceğimiz sorumlu birey hissi, Doktor Jenny’nin başına türlü işler açıyor açmasına ama genç kızın ölümünde daha fazla sorumluluğu olan başkalarının ağırlığı; Jenny’yi bir şekilde su yüzüne çıkarıyor. Jenny, suçluluk duygusunun peşinden kararlılıkla giderek yanında sürüklediği karakterlerin günah çıkarma ayinlerinin bir parçasına haline dönüşüyor. Ortak bir sonucun etrafında işlenen bağımsız günahlar buluşuyor. Siyahi genç kızın adını bulma süreci, bir tür iç hesaplaşma olarak yaşandığı için, doğurduğu sonuçlar da başka hesaplaşmaların yaşanmasını sağlıyor. Ayrıca dikkat çeken bir ayrıntı da Jenny’nin bu süreç boyunca kimseyi yargılamıyor oluşu. Nitekim Jenny, katilden ziyade hakkında hiçbir bilgi bulunmayan genç kızın adını araştırarak diğer günahların ortaya çıkabilmesi için bir alan açmış oluyor.

 

Genç kızın adını bulma serüveninde ortaya çıkan çeşitli durumların Jenny tarafından yargılanmıyor oluşu, izleyiciye de büyük bir alan sağlıyor. Bu alan; futbol maçı gibi taraf seçip slogan atmak yerine üçüncü bir gözle insanı gözlemleme olağanı tanıyor. Zaman zaman benzer ahlaki sıkışmaları her birey yaşar, bu yaşanmışlıkları gözden geçirmek, seyirci için de öğretici oluyor.

 

La Fille Inconnue, ailenizle, arkadaşlarınızla, eşinizle ya da benim gibi tek başınıza izleyebileceğiniz bir film. Aksiyon arayanların uzak durması gereken ancak insanı anlama çabasında olanların göz atmasının faydalı olacağı bir yapıt. Belki sizin de yüzleşmekten kaçtığınız iç hesaplarınız vardır; o halde buyurun perdeye!

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet