Kötülüğün Ortaklaşması: “Kolektif Bir Kurban”

OzgecanAslan

Neresinden bakılırsa bakılsın vahşi bir olay olduğu su götürmez bir gerçek olan bu tecavüz ve cinayeti nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Öfkeyle mi? Şaşkınlıkla mı? Ve bir anda zihinlerimizde beliriveren ceza metodlarını dillendirerek mi? İdam cezası geri gelsin tartışmalarına kapı aralayarak mı?

Olay sıcaklığını henüz kaybetmemişken, yaralar kanamaya devam ederken böyle bir değerlendirmeyi yapacak olmak gerçekten çetrefilli lakin bir o kadar gerekli bir görevdir. Sadece bir kadın olduğu için ( ne acı ), kas gücü bakımından zayıf olduğu için, o minübüse tek başına geç bir saatte bindiği için ( ne muazzam bir suç ), ortalık tenha olduğu  için, iktidar tarafından bir “şehvet objesi” olarak sunulduğu için önce tecavüze, sonra defalarca bıçaklanmaya maruz kaldıktan sonra yaşam hakkını kaybedip hunharca yakıldı. Bu durum karşısında üzülmemek öfkelenmemek elde değil. Her üzüntü, her öfke makuldur. Lakin yeterli değildir..

İnsan,  ihtiyaçlarını karşılamak ve kendini var edebilme  zorunluluğundan dolayı sosyal bir kişiliktir. Onu bir “ birey yada özne” pozisyonuna sürükleyen bağlam toplumsallıktır. Bu sebeple insan hem politik hem de toplumsal bir kavramdır. Tecavüzün neresi politiktir peki?

Yüzyıllar boyunca ve özellikle son dönem Tükiye Siyasal Hayatında ;  kadın bir “şehvet objesi “ olarak sunulmuş, “kadın gibi” söylemi hakaret mahiyetli ve küçüklük timsal eden anlamını daha da yerleşik kılmış,  erkekleştirici motiflerle süslenmiş, cinsel hayatı sağcı iktidarlar tarafından şekillendirilmiş ve sınırlandırılmış, çocuk yapmaya zorlanmış ( pardon teşvik ), kürtaj hakkı elinden alınıp namussuzluk olarak kodlanmış, feniminizm kültür emperyalizmi olarak sunulup “bunlar bizim kültürümüzde yok yahu” söylemleri ile taban meşruiyetine sığınılmış, diyanet işlerinden fetva alınarak kanunlar çıkarılmış, devletin ideolojik aygıtlarından biri olan televizyon cenahında dönen tartışmalarda suçun ve kötülüğün kaynağı “kadın” olarak takdim edilmiş, “ mini etek giymişse tecavüze kapı açmıştır”  gibi son derece laçka ve yozlaşmış bir kültürle bezenen söylemler iktidar tarafından tekrarlanmış ve yine bu söylemler neticesinde “ tecavüz” normalleştirilmiş,faşist iktidarlar erkek faşizminin hukuki dayanağı olmuş ve  erkek faşizmini tırmandıracak sınırsız sosyal sermaye üretmiş, kadın kendi hayatının öznesi değil toplumsallığın nesnesi olmuştur.Bu sebeple bireyin gerçekleştirdiği fiileri, edimleri  toplumsal gerçeklikten koparıp, “ bireysel bir suç” olarak algılarsak sadece öfkelerimizin esiri oluruz. Gerçekleşen olayın koşullarını, nesnelerini, süreçlerini yeterince tahlil edemez ve sadece öfkenin doğurduğu tavır alışla olaylara yönelirsek, gerçekleşen olayı  sadece bir çıktı olarak algılayıp sonuçlandırırız. Oysaki cinayet, hırsızlık, tecavüz vb. gibi sosyal olayları salt öfke nosyonlu bir cephe alışla sonuçlandırmak yerine felsefe ve sosyoloji ile sorunsallaştırmamız gerekir. Evet sonuçlandırmak ile sorunsallaştırmak iki farklı kutuptur. Sonuçlandırmak, nokta koymak demektir ki artık düşünmemize gerek kalmadan sadece içimizi rahatlatırız. Sorunsallaştırmak ise bedel ödetir. En az o fiili işleyen suçluya atfedilen saiklere maruz kalmaktır bu bedel.  Öfkeyle beslenen tavır alışla  bu olayı sonuçlandırmak, bu  tarz sosyal vakaların üstünü örtmektir. Sorunu çözmek bir yana dursun sorunun  tekrar etmesine fırsat verecektir. Tecavüzün; salt bireysel bir suç olamayacak kadar kolektif bir suç olduğu realitesi unutulmuş olur. İktidar “ gerçeği “ üretir derken Foucault ;  kurumsallaşmış  devlet aygıtının (makro)  ve yerel otoritelerin (mikro ) hegemonyası sonucu gerçeğin eğilip büküldüğüne  ve gerçeğin “ yaratılan” bir durum olduğuna atıf yapmaktadır. İşte bu nedenle bir suçu bireysele indirgemek topu taça atmaktır.

“ İnsan, kendine bakarak yarattı şeytanı” der Dostoyevski. Şeytanı yaratarak hem kendini melekleştirdi hem de kötülüğün kaynağını başka bir canlıya yıktı. Ve böylelikle artık kötülük “içsel” değil “dışsal” bir olgu oldu. Velhasılı kötülüğü kendinden uzak tutup kendi doğasının “iyi” olduğuna inandı.  İşlenen cinayetler, tecavüzler, hırsızlıklar “kendinden olmayan” kötülüğe yoruldu. Halbuki şeytan; bireysel kötülüğün cisimleşmiş haliydi. Kolektif Kötülüğün timsali olan şeytanı yaratan ise bireysel kötülüğün ortak kötülüğe dönüşmesidir. Be sebeple  şeytanda toplumsal ve politiktir.

Eğer psikanalist deneylere ve okumalara başvurursak  erkeklerin “ bir kadına zorla sahip olma” istemini hayatının bir döneminde mutlaka tattığını göreceğiz. Fiiliyata geçmese de düşünce olarak var olduğunu gözler önüne seren akademik çalışmalar mevcuttur. Lakin “ Üst Benlik (Süper Ego) ” olarak kavramsallaştırılan kişilik katmanı, tecavüzü sadece niyet aşamasında tutup fiile dökmeye engel olmuştur.

Özgecanın katili, erkeklerin bireysel kötülüğünü unutmalarına ve hatta bu olayı kendi mutluluklarını  üretiiği bir araca dönüştürmemeli.  Evet mutluluk. Bu hunharca saldırıya karşı sadece öfkelendiğinde ve bu olayı sadece beklenmedik bir sonuç olarak algılayıp bireysel bir suç olarak neticelendirdiğinde, kendi var oluşundaki kötülüklerden arınmaya doğru süzülür. Çünkü artık kötülüğü kendisi değil bir başkası işlemiştir. Asılmalı, cinsel organı kesilmeli, işkence metodları denenmeli ve hatta toplumsal linçe tabi tutulmalı.  Vel hasılı özgecanın katili; bireysel kötülükten beslenen kolektif kötünün günah keçisi olmamalı. Özgecanın hazin sonunda kanlı eller yıkanmamalı. Dramatize ederek olayın içi boşaltılmamalı.  Toplumsal anlaşmayı sadece o katil bozmadı. Kötülüğü sadece o yaratmadı. Özgecanın katilini temize çıkarma gibi bir amacımın olmadığını belitmeme luzüm dahi yok.  Son olarak; tecavüz bireysel bir suç olmadığı için verilen cezalar da yasal olmanın ötesine geçmeyecektir. Tecavüz toplumsal bir hastalıktır. İktidar tarafından yagınlaştırılan ve normalleştirilen kadın algısı değişmedikçe her kadın cinayeti politik bir cinayet olarak kalacaktır.Tecavüz vakaları, kin ile sonuçlandırılmaya devam edildikçe , sorunsallaştırılmadıkça bu hastalıklı yapı kendini korumaya ve üretmeye muktedir olacaktır. Bu tür vakalar bireysel kötülüğü unutturup suçun ve kötünün tek kaynağı olarak katili işaret etmemelidir. Genç bir kadının küle dönmüş bedeni;  kötülüğün şeytan kaynaklı ve insan doğasının iyi olduğu yalanını yeniden üreten       “kötünün iktidarını”na meze olmamalıdır.

 

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet