İzmir’in Kurtuluşu; Bornova Şimali ve Barzani

 

İzmir; 9 Eylül 1922’de emperyalistlerce desteklenen Yunan işgalinden kurtuldu. Bu işgalden Anadolu’yu kurtaran tüm insanların anısını ve o dönemin ruhunu yaşatmak bizlere düşüyor. İzmir’in kurtuluşundaki sembol isimlerden Selanikli Ahmet Zeki Soydemir’den Erzurumlu Mürsel Bakü Paşa’ya, İzmir Hükümet Konağı’na Türk bayrağını asan Yüzbaşı Şerafettin’den* Mustafa Kemal Paşa’ya dek tüm mücadele erlerini burada anmamız uygun düşer. Çünkü bu türden tarihsel başarılar ancak basiret ve feraset sahibi kişiliklerce gerçekleştirilebilir. Tarihimizde, manda yönetimlerini meşru görmüş/gören önemli mevkilerdeki kimi zevatlar da bulunduğunu hatırlarsak kişilerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Peki, Yunan aynı zamanda İzmir’de yaşamıyor muydu? Yunan’ın İzmir’de bağımsız yaşama hakkı yok muydu? Bakın bu soruları bugün Barzani’nin de sorduğunu görüyoruz. Coğrafya ve kimlik farklı ama sorular aynı. Cevabını verelim: Yunan’ın İzmir’de, Kürt’ün Erbil’de bağımsız yaşama hakkı vardır. Bu bağımsızlık ancak emperyalistleri bölgeden kovmakla mümkündür. Yani aslında Türkler, 9 Eylül 1922’de İzmir’de yaşayan Yunanları da emperyalist işgalden kurtarmıştır. Dikkat buyurun; bağımsızlık demek bölünmek, parçalanmak demek değildir. Emperyalist boyunduruğunda yaşamamak demektir. 9 Eylül 1922’de, İzmir halkı Türk ve Yunanıyla, Müslüman ve Hristiyanıyla emperyalist işgalden kurtulmuş, bağımsızlığını elde etmiştir. Bugün, söz konusu emperyalist mücadelenin hala sürdüğü tespitini yapmamız gerekiyor. Bugünden 1922’ye baktığımızda ne görüyorsak, bugünü de öyle anlıyoruz. Bu sebeple Kurtuluş Savaşı’nın anti-emperyalist çizgisini çözümlemek, bugünü anlamak için önemli. 2017’de Yunanistan’ın, Türkiye’nin ve Irak’ın emperyalistlerin hedefinde olduğunu da ancak bu yolla idrak edebiliriz.

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti’nden çok daha talihsiz bir geçmişe sahiptir. Osmanlı’dan ayrılan Yunanistan’ın 1832’deki ilk kralı Danimarkalı Otto’dur. Yunanistan o tarihten 1924’e hatta günümüze kadar emperyalistlerin adeta sömürüsü olmuştur.** 1924’te cumhuriyete geçseler de 1935’te tekrar krallığa döndüler. İkinci Dünya Savaşı’na girdiler ve savaşın sonuna doğru yıllar süren çetin bir iç savaş da yaşadılar. Savaştan sonra da huzur bulamayan Yunanistan, birçok darbeyle karşılaştı. Avrupa Birliği’ne girmelerinden sonra da para birimleri olan Drahmi, Alman Markı karşısında değersiz olduğu için, 2002’den bugüne ekonomik olarak özellikle Almanya’ya bağımlı hale geldiler. Yunanistan’ın tarihi Türkiye ile benzese de bizden daha vahim. Bugün Yunanistan tamamen Almanya ve Fransa’nın desteği ile ayakta duruyor. Avrupa Birliği’ne girmeleri, onları kurtarmak yerine bataklığa daha çok çekti çünkü AB, gelişmekte olan ülkeleri merkez ülkelere daha çok bağımlı hale getiren bir yapıya sahip. Bu konuda özellikle 90’lı yıllardaki Dünya Bankası ve IMF kararlarına bakabilirsiniz.

Kısacası, emperyalistlerle 185 yıl öncesine uzanan iş birliği Yunanistan’a hiçbir şey kazandırmadı. Bugün hala 1800’lerde başlayan iş birliğinden yakalarını sıyırabilmiş değiller. Bugün benzer bir olguyu Barzani’nin İKBY’sinde de görüyoruz. Barzani, ilk Yunan kralı Danimarkalı Otto’ya ne kadar benziyor. Yönettiği topraklardaki tüm petrol kaynaklarını ABD’li şirketlere peşkeş çeken Barzani, bölgedeki ABD varlığının en büyük teminatı durumunda. İKBY halkı, 25 Eylül 2017’deki referandumda bağımsızlığı değil ABD’ye tam bağımlılığı oylayacak. Umulur ki İKBY halkı, 9 Eylül 1922’den ders çıkarsın. İKBY halkının bağımsızlığının yolu, 9 Eylül 1922’de Yunan ve Türkler’in geçtiği yoldan geçiyor.

* Yüzbaşı Şerafettin İzmir, İzmir Hükümet konağı’na Türk Bayrağı’ nı dikme serüvenini anlatıyor: “Süvari Kolordusu’nun ikinci fırkasının 4. alayının alay kumanda muavini idim. 8/9 gecesini Manisa ve Bornova arasındaki Sabuncu Boğazı’nda geçirdik. 9’uncu günü alelsabah harekete geçtik… Bornova’nın şimaline yaklaştığımız zaman üzerimize hafif bir piyade ateşi açıldı. Mukabeleye lüzum görmeyerek Bornova’ya dahil oldum… İki bölüğümle İzmir’e doğru süratle yürüyüşe geçtim… Mersinli’yi geçtikten sonra Tuzakçıoğlu fabrikasının önüne geldiğimizde fabrika dahilinden üzerimize ateş edildi. Dört askerim burada şehit oldu… Daha sonra kılıçları çektirdim ve Punta’ya (Alsancak) doğru yürüdüm… Punta istasyonu köşesinden hareketle Kordonboyu’na çıktık… Pasaport dairesinin önüne geldiğimizde, belinde kayışı ve kasaturası, elinde silahı olan bir sivile silahını bırakmasını söyledim. ‘Bırakmam’ diyerek elindeki bombayı üzerime attı, atımın karnı parçalandı ve öldü; ben de iki yerimden yaralandım. Süratle yürüyüşe devam ettik. Hükümet konağına geldik. Kapılar kapalıydı. Yan kapıdan girerek cephedeki kapıyı açtık; balkona şanlı bayrağımızı çektim.”

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/819847/izmir_in_kurtulusu_ve_Yuzbasi_Serafettin.html

** Bu konudaki ayrıntılı bir çalışmam için bkz: “Yunanistan Borç Krizi”, İştiraki Dergisi, Sayı: 7 – 8, Yıl: 2, İstanbul – Eylül 2015

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet