İnsanlar Konuşa Konuşa

Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa… demişler. Varın yüklemi siz istediğiniz gibi tamamlayın. Kürt sorununda bir barış süreci lafı aldı yürüdü. Peki 150 yıldır bu sorun yüzünden dökülen kan, bugün durdurabilir mi?

 

Silahların susması için yapmamız gereken tek şey; konuşmak. yıllardır konuşmuyoruz. (Bir kısmımız da kasıtlı olarak konuşturulmuyor tabi) Sadece silah sıkıyoruz. İki taraf da konuşmak yerine öldürmeyi seçiyor. ”Teröristlerle neden konuşacak mışız!” zihniyetiyle barış filan gelmez. Zaten böyle söyleyenlerin hiç biri de barış istiyor değil. Onların istediği şey zafer! ”Zamanında koca Bizans’ı darmadağın eden; İstanbul’u fetheden Türkler; şimdi bir Kürtlerle baş edemeyecek mi yani?”

 

Bizler sorumluluk almak zorundayız. Barış istiyorsak; bu kamuoyunu yaratabilmek için sorumluluk almamız gerek. Bu, işin bir boyutu. Ama aslında barışın en önemli boyutu; iki tarafın yetkililerinin resmi olarak masaya oturması gerektiğidir. Bu cümlem bir çoklarını rahatsız edebilir ama barış iseteyen herkesin benim gibi düşündüğünü de bilsinler. Bu görüşe katılmamanın da barışı reddetmek demek olduğunu da bilsinler.

 

Kim bizler için bizden daha iyi karar verebilir? Bırakalım Oslo’yu filan. Bizim ihtiyacımız olan şey barış. Görüşmelerin bir an önce başlaması gerekiyor. Peki ya masada anlaşılamazsa? Bir kere bu iki taraf masaya oturup; bu il senin şu il benim tarzında paylaşımlarda bulunmayacak. Masada konuşulması gereken şey; birarada yaşamanın yollarını aramak olmalı. Unutmayalım ki iki taraf da dökülen tüm kanın sorumluluğunu üzerinde taşıyor.

 

Bakın öncelikle iki tarafın da ne istediğine karar vermesi gerekiyor. Son 30 yıldır iki taraf da savaş istiyordu. Dönem dönem barışın sesini yükseltmeye çalışanlar olduysa da yeterli sesi yükseltemedi. Aslında bugün de barışın sesi; savaşın çığlığını tam olarak bastırabilmiş değil. Ancak daha umutlu bir yaklaşım var bugün. Daha fazla insanın seferber olma isteği var. Bunun en büyük nedeni de artık yaşanan kayıpların herkese dokunmaya başlaması. Yakın bir akrabamın askerlik görevini yerine getirirken döküldü kanı. Yakın bir arkadaşımın öz dayısı ‘gerillalık görevini’ yerine getirirken akıtmış son kanını. İki taraf da haklılığından o kadar emin ki; bu uğurda insan öldürebilmeyi göze alıyor.

 

Geçen hafta gittiğim bir tiyatro oyununda (Adiller – Albert Camus) buna benzer bi soru soruyordu karakterlerden birisi: ”Davamıza, çoçukları öldürebilecek kadar inanıyor muyuz yoksa buna yetecek inanca sahip değil miyiz?” Davalarımıza sonuna kadar inanıyoruz ama insan hayatına yeteri kadar inanmıyoruz.

 

Başbakanımız çıkıp Kürt sorunu olmadığından bahsediyor. Peki neden 30 yıldır binlerce insanın nasıl ve neden öldüğünü açıklayabiliyor mu? Kürt sorununu bu kadar basitmiş gibi göstermekle hiç bir şey çözemeyiz. Neymiş 3 – 5 bin adam, canları sıkıldığı için eline silah alıp dağa çıkmış, eşkiyacılık oynuyormuş.

 

Ülkemiz şiddetle yaşayan, şiddetle bütünleşmiş bir topluma sahip. O derece ki bunun resmi olarak övünüyoruz bile! Evet. Lisedeki tarih derslerinde size de anlatmadılar mı, biz aslında tüm savaşlarda kazanıyorduk ama hep masada kaybettik diye! savaşçılığımızla hatta akılsızlığımızla övünen bir toplumuz biz kabul etsek de etmesek de.

 

Şiddetle o kadar bütünleşmişiz ki; futbol sahaları şiddet dolu; evlerimizin içi kadına ve çocuğa şiddet dolu, dağlarımız genç insanlara şiddet dolu, dolmuşlar küfür ve sinir dolu, devlet hastaneleri tartışma dolu, ilkokullar çocukların birbirine yaptığı şiddetle dolu. Bu listeyi uzattıkça uzatabiliriz. Tüm bu şiddet ortamında barıştan söz edebilir miyiz? Kendisiyle barışık olmayan insanlar kardeşleriyle barışabilir mi? Kürtler için de Türkler için de geçerli tüm söyledilerim. Ben miliyetçiliğe karşıyım. İnsanların milletlere bölünüp ayrı düşürülmesine, düşmanlaştırılmasına karşıyım. Ben Türk faşizmine de Kürt faşizmine de karşıyım. İki halkın birarada kardeşçe yaşamasını savunuyorum. Kimsenin Kürt sorunu yüzünden burnunun bile kanamadığı bir Türkiye hayal ediyorum.

 

Barışa uzanabilmemiz için biraz daha sevgiye ihtiyacımız var. Birbirimizi sevmezsek, öldürmekten başka hiç bir şey yapamayız. Bu sorunda yıllar boyu sürüp gider. Ölümlere alıştığımız gibi; barışsızlığa da alışırız.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet