Idi i Smorti – 1985

553379f654e8a3e4498eb6f8

“Wehrmacht, ikinci Dünya Savaşı’nda, Beyaz Rusya‘da 682 köyü, içindeki tüm köylülerle birlikte yakmıştır.”

 

Gel ve Gör filmi, Sovyetler Birliği‘nde1985 yılında çekilmiş. Yönetmen Elem Klimov‘un en önemli eseri sayılan yapıt, Hitler faşizminin iç yüzünü Beyaz Rusya‘da, cephe gerisinde yansıtıyor.

Film, genç bir köylünün, faşizme direniş örgütü olan partizan gerillalarına katılışı üzerinden şekilleniyor. Wehrmacht faşizmiyle psikolojik olarak mücadele edebilmek genç bir partizan için kolay değil. Köyü yakılan genç partizanın tecrübesiz ve korkak oluşu bir yana, açlıkla ve işgalle mücadelesiyle birlikte, psikolojisiyle de mücadele ettiğini görüyoruz. Elem Klimov’un, Sovyet sinemasının Hollywood yapaylığını aşan gerçekçi perspektifinde bir kahraman değil gerçek bir Rus köylüsü görüyoruz.

Genç partizan, filmin başlarında kırda bir kızla karşılaşır. Kızın durumu da partizandan iyi değildir. Yola birlikte devam ederler ama acılarını paylaşmanın ötesinde bir birlikteliktir bu. Artık çaresizlik ve kimsesizlik birleştirmiştir karakterlerimizi. Gördükleri ve yaşadıkları ikisini de allak bullak ederken, izleyicinin de bu psikolojiden kaçması kolay olmuyor. Genç partizanın film boyunca tepesinde gördüğü Alman uçağı, göklerden gelen korkunç gücü simgelercesine semada uçuyor. Bombalardan birlikte kaçan gençler, hayata birlikte tutunuyor. Sanal etkilerle romantize edilen durumlardan ziyade gerçekliğin üst seviyelere tırmandığı politik bir kavrayışla çekilmiş film. Faşizmin tüm gücüne ve yıkımına rağmen, partizan örgütü üzerinden genç bir Rus’un direnişi izleyiciyi etkisi altına alıyor.

idi-i-smotri_356701

Genç partizan, Aleksei Kravchenko’nun yüzü ekranı kapladıkça gözlerindeki öfkede, aslında gerçeği yakalıyorsunuz. Yalnızca Beyaz Rusya‘da 682 köyün, içindeki köylülerle birlikte yakıldığından söz ediyoruz. Aleksei’nin, yönetmenin ve diğer oyuncuların vatanlarında yaşanan vahşetin daha yakıcı bir anlatımıyla bugüne dek karşılaşmamıştım. Politik filmlerin güçlü anlatımları içinde Gel ve Gör’ü yakalayabilecek film azdır. Filmin en yoğun sahnesi şüphesiz köylülerin bir ahıra toplandığı sahne. Herkesin bildiği ama elinden bir şey gelmediği vahşi bir katliam. Uzun, hareketli ve yorucu olan sahnede köylülerin de partizanın da yapabileceği çok bir şey yok. İzlerken geriliyor, belki duygulanıyor belki küfrediyor seyirci ama köylüler gibi izlemeye devam ediyor çünkü filmi gerçekten ayırt etmek zor. Partizanlar, yakaladıkları Nazi askerlerine karşı yine de daha merhametli davranıyorlar. Düşmanının düştüğü gaflete düşmeden onunla savaşabilmek de kuşkusuz başka bir politik bilinç gerektiriyor.

Hitler faşizmini yenen güç, genç bir partizanın gözlerindeki öfkedir. Genç partizanın sıktığı tek kurşun, öldürüyor Hitler’i. Halkların özgürlüğü, korkuyu da katliamları da yeniyor. Çok güçlü bir savaş karşıtı filmle karşı karşıyayız aslında. Savaşın, genç bir erkek üzerindeki yıkıcı etkisini gözlemliyoruz filmde. Günümüzün Aylan Kurdi’sini ya da diğer tüm çocukları düşünmek, dün de bugün de savaş karşıtlığının önemini anlamamızı sağlıyor. Büyük Almanya öğretisi, milyonlarca sivil ve askerin katledilmesine sebep oluyor. Bu zararın bir ucunun Almanya’nın ve müttefiklerinin halkına da yansıdığını aslında filmde sezebiliyoruz.

Köy yakan askerlerden bir kısmının partizanlarca ele geçirildiği sahne, söz konusu faşizmin açık bir dışavurumunu yansıtıyor. Bir yanda Alman olmadığını ve zorla orada olduğunu belirten bir asker görürken, bir yanda aşağı ırkların komünizmi yaydığını ve katledilmeyi hak ettiklerini söyleyen bir asker görüyoruz. Faşizmden tiksinmek için yeterli sebebin olduğunu düşünmeyenler için izlenmesini şiddetle tavsiye edebileceğim bir film.

Sovyet sinemasının sade gerçekçiliğine sahip olan yapım; savaşın kadınlar, gençler ve siviller adına ne derece yıkıcı olduğunu durgunlukla anlatıyor. Tek varlığı kırık bir tüfek olan genç partizanın inek sütüne yumulduğu sahnede, Almanlar’ın açtığı ateş sonucu ineğin ölmesi, bu faşist yıkım ordusunun önüne gelen her şeyi nasıl yerle bir ettiği müthiş sembolize edilmiş. Lümpen bir yaşam içinde yozlaştıkça yozlaşan ömürlerin varlığı bir tarafa, genç partizana duyulan sevgi film boyunca kademeli olarak artıyor. Hitler iktidarının geriye sarılması ne kadar mümkün değilse faşizmin de genç partizanın gözlerindeki öfkeyi yenebilmesi o kadar imkansız.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet