İçinde Değil Duvarların insanlar, Sadece Arasındalar

Bir labirent gibi yaşam, duvarların arasındayız, yolumuzu bulamıyoruz ama içinde değiliz duvarların, sadece arasındayız. Çıkış yolu var, çıkacağız.

 

Merhaba yaşamı, yaşamayı sevenlere, merhaba labirentin sakinlerine, merhaba çıkış yolunu arayanlara, merhaba anlamaya çalışanlara, merhaba herkese!

 

Koza Dergisi, huzurunuzu kaçırabilir, hazırlıklı olun. Derdimiz tüm dünyaya dair. Tüm haksızlıklara, sömürüye, riyakarlığa, diktatörlere, çobanlara, çakallara, çapulculara, dair bizim derdimiz. Duvarları yaratanlara, duvarlara dair bizim derdimiz.

 

Asfalttan yolumuz yok bizim, çavdar tarlasında koşan çocuklarız biz. Beyaz renkle çizilen şeritlerin arasından değil, dilediğimizce, özgürce Anadolu topraklarına ekilmiş çavdarların içinden geliyoruz biz. Çıkar sen de ayakkabılarını, toprağa bas. Önemseme suni yaşam destek ünitelerini. Aldanma paraya çok fazla. Esir olma Modernizme. Kimse büyük yaşamak zorunda değil.

 

Sen, sayın okuyucu, 2100 yılında ne yapmakta olacağını biliyor musun? Ben söyleyim, 1’e 2 metre ebatlarındaki bir tahta kutunun içinde çürüyor olacaksın, hem de toprağın 2 metre altında. Peki o zaman ne duruyorsun? Neyi bekliyorsun? Git ve yaşa! Durma sayın okuyucu! Tarancı’nın deyişiyle; ve ölm, kapında kişneyen sabırsız bir at olmadan önce ayağa kalk!

 

Dünyadaki milyonlarca Roman, neden bunca sıkıntıyı çekmek zorunda? Afrika’daki binlerce çocuk neden açlıktan ölüyor? Filistin halkı neden bağımsız bir devlet sahibi olma hakkını kullanamıyor? Türkiye’deki milyonlarca Kürt neden anadillerinde eğitim göremiyor? Çin sınırlarındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki binlerce Türk neden öldürüldü? Bu soruların birbirinden farkı olmadığını anladığımızda, t üm insanların insanca bir yaşam sürebilmelerinin yolu açılacak.

 

Bırakalım herkes istediği dine inansın. Bırakalım herkes istediği kıyafeti giysin ama hiç kimse, hiç kimsenin yaşamına karışmasın.

 

Dünya üzerindeki tek bir kişinin bile özgür olmaması, diğer tüm insanları tutsak kılar. Özgürlük, her yerde, her zaman ve hepimiz için var olmalıdır.

 

Dayanışma içinde olmalıyız çünkü haklarımıza, özgürlüğümüze, onurumuza, yaşam biçimimize, direk olarak kendi benliğimize yapılan saldırılara karşı koymak zorundayız.

 

Göğsümü gere gere söylüyorum ki ben işçi emeklisi bir babanın oğluyum. Babamın mavi tulumlarındaki teri içerek büyüdüm ben. Böyle öğrendim alın terinin ne olduğunu. Böyle kavradım ben yaşamı. Böyle yaşıyorum, çünkü artık miğdem kaldırmaz alın teri dökülmeden elde edilen parayı.

 

Kapitalizm, süslü bir dünyada yaşatıyor bizleri. ‘Herkes zengin olma şansına sahip’ ‘Herkes zengin olacak’ değil, yanlış anlamayın, ‘herkes bu şansa sahip.’ O zaman ne yapıyoruz? Zengin olabilmek için yarışıyoruz. Birbirimizi geçmek, yarış dışı bırakmak zorundayız. Akvaryuma atılan yemi yiyebilmek için savaşan balıklar gibi bir tablo çıkarıyor ortaya bu durum. Birileri fakir olacak ki birileri zengin olabilsin. Sahip olunan onca para insanı ne hale getiriyor sizce? Örneğin; zengin bir iş adamı tüm çirkinliğine, tüm tipsizliğine, nefesinin kokmasına rağmen, bir kaç bin doları bastırıp lüks bir otelde hayatı boyunca göremeyeceği bir güzeller güzeli bir kadınla cinsel birliktelik yaşayabiliyor. Canı istediğinde bir işçinin ömür boyu kazanamayacağı bir paraya araba satın alabiliyor. Tüm bunları, o zengin adamın hak ettiğini düşünüyorsanız bunun tek bir açıklaması olabilir; bir gün siz de aynı şeyleri yapmak istiyorsunuz! Bunu itiraf edin. Korkmayın, Kapitalizm’de sömürü yasaldır.

 

Kapitalizm; beynimizde ve kişiliğimizde ciddi bir tahribata yol açıyor. Para kazanmak için başkalarını ezmemiz gerekebilir. Daha fazlasını istemezsek, elimizdekileri kaybedebiliriz. Daha az sevmek zorundayız çünkü az seversek, vicdanımız yaptığımız ve gördüğümüz tüm kötülüklere rağmen ses çıkarmaz. Sadece kendimizi ve ailemizi düşünmek zorundayız çünkü hayatta kalabilmek için hiç bir güvenceye sahip olmadan yaşıyoruz.Tüm bunları yazmaya, söylemeye gücümün yettiğince çalışacağım. Onurlu bir gelecek için!

 

Yazımı Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı Bana Bir Şeyhler oluyor adlı oyunun son szölerinden biriyle bitiriyor, gelecek aya kadar sağlıcakla kalmanızı diliyorum efendim. ”Duvarların içinde değil insanlar, sadece arasındalar.”

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet