Hangi Sol?

AKP’nin giderek iktidarını pekiştirdiği, otoriterleşmenin hız kazandığı bu günlerde muhalefet, özellikle de “sol” daha fazla önem kazanıyor. Sol, Türkiye’de hiçbir zaman siyasette çoğunluk olmasa da, hemen her dönemde en çok konuşulan, tartışılan kavramlardan biri olmuştur. Pek çok arkadaş, dost sohbetinin vazgeçilmez konularından biri “ne olacak bu solun hali?”dir.

 

60’lı – 70’li yıllarda sol denildiğinde akla ilk gelenler Sovyetler Birliği, işçi sınıfı, emek, proletarya diktatörlüğü, devrim kavramlarıydı. Bugün ise durum oldukça farklı. Günümüzde sol denildiğinde daha çok adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi kavramları akla geliyor. Proletarya diktatörlüğü, devrim, işçi sınıfı artık çok daha az kesimin dilinde, söyleminde yer alıyor.

 

Kuşkusuz ki solun emekten ve emekçiden yana olduğu, emeğin hakları için mücadele etmesi gerektiği konusunda kendisini “solcu” olarak tanımlayan hemen herkes hemfikir. Ancak teknolojinin gelişimi ile, işçi sınıfı yanında “beyaz yakalı” orta sınıfların çalışma yaşamındaki rollerinin giderek arttığı da bir gerçek. Öte yandan SSCB’nin dağılmasından sonra, solun büyük kesiminin “Ortodoks sol”dan uzaklaştığı, solda yeni arayışların ortaya çıktığı da bilinmekte.

 

1980 öncesi dönemde solcular, özellikle de kendini “sosyalist” veya “devrimci” olarak tanımlayanlar hemen her sorunun çözümünü “devrim” sonrasına erteleyerek, devrimin tüm sorunları çözeceğini ifade ederler, bunun tersini söyleyenleri de “reformist”, “revizyonist”  ilan ederlerdi. Bugün ise solda yer alan parti ve grupların büyük bölümü, devrimi beklemeden sorunların tek tek çözümünü yok saymıyor, bu sorunların çözümü için mücadele etmekten yana tavır alıyorlar.

 

Günümüzde solda yer aldığını söyleyenler arasındaki en büyük ayrışma konularından biri “milliyetçilik”. Karl Marx’ın “emekçilerin ulusu yoktur” söyleminden hareket eden sol ideolojiler genel olarak, Deniz Gezmiş’in 1960’lı yıllarda ifade ettiği gibi “yaşasın halkların kardeşliği” sloganı temelinde her türlü milliyetçiliği reddetmektedir. Ancak bugün CHP, TKP ve İP gibi kendisini solda ifade eden bazı sol parti ve gruplar “Atatürk Milliyetçiliği”, “Cumhuriyetçilik” gibi kavramlar ardından milliyetçiliği savunmakta, andımızın kaldırılmasına karşı çıkabilmektedirler.

 

Bugün kendisini solda tanımlayan parti, grup ve kişilerin ayrıştığı diğer kavramlar demokrasi, özgürlük, eşitlik, laiklik konularıdır. “Otoriter”, “vesayetçi”, “devletçi” bazı “sol” gruplar demokrasi için mücadele etmek yerine darbeden, asker müdahalesinden yana tavır alabilmektedirler. Özgürlük ve eşitlik kavramlarını sadece kendisi gibi olanlar için savunan, “ötekiler”in haklarına duyarsız kalan, hatta onları “bölücü”, “hain” vb deyimlerle suçlayan sözde “solcu”lar olması, bu kavramın ne kadar deforme olduğunu göstermektedir.

 

CHP, TKP, İP gibi ulusalcı-Kemalist partiler katı laikliği savunurken, başta HDP olmak üzere sosyalist solun büyük bölümü “özgürlükçü laiklik” ten yana tavır almaktadırlar. Solcu olmanın, bazılarının yaptığı gibi katı bir din karşıtlığı ve buna karşı yapılan laiklik savunması olmadığı giderek anlaşılmaktadır.

 

Sol, sermayeye karşı emeği; milliyetçiliğe karşı enternasyonalizmi; ayrımcılığa karşı barış ve kardeşliği; diktatörlüğe karşı demokrasiyi savunmak durumundadır. Bugün etnik veya cinsel kimliği, inancı, siyasi görüşü nedeniyle ayrıma uğrayan, ötekileştirilenlerin, yani tüm mağdurların haklarını savunmadan, onlarla birlikte mücadele etmeden “solcu” olmak olanaksızdır. Bugün, doğayı bir hak öznesi olarak kabul etmeyen, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadeleyi, yenilenebilir enerji seçeneklerini programına almayan bir partinin “sol” olması mümkün değildir.

 

Bugün, AKP’nin giderek otoriterleşen yönetimi karşısında solun büyük bölümü ne yapacağını şaşırmış, gündemine tek hedef olarak AKP ile mücadeleyi, hatta Tayip Erdoğan ile mücadeleyi almıştır. Halbuki solcu olmak salt AKP karşıtlığına indirgenemez. Solun yapması gereken emeğe, insana, doğaya saygısı olmayan bu sisteme, neo-liberal düzene muhalefet etmek, kendi programını, alternatiflerini topluma sunmaktır.

 

AKP’nin temsilcisi  olduğu dünya kapitalist sistemine karşı tek seçenek eşitlikçi, adil, demokratik ve ekolojist bir “özgürlükçü sol” dur. Emeğin, insanın, doğanın talanının yaşamımızı esir alması  karşısında  kendini solda gören, ezilen, ayrıma uğrayan, sömürülen tüm mağdur kesimler için çare, kullanım süresi dolmuş politikalar veya Sarıgüller değil, “özgülükçü sol” anlayıştır.

 

Mevlana’nın dediği gibi “ne varsa düne dair, dünle birlikte gitti cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım”.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet