Feodalizm ve Bireyselleşme

Türkiye Cumhuriyeti; ekonomik olarak değil ama kültürel ve sosyal alanda hala yarı feodal yarı kapitalist bir ülke. Mahir Çayan’ın kırk yıl kadar önce yaptığı bu tespit görüyoruz ki hala geçerli. Tabi hem feodalizmin hem de kapitalizmin toplumumuzda yaşıyor olması bize bir takım sıkıntılar da yaratıyor. Bu yazımda; söz konusu sıkıntılara değineceğim.

 

Yarı feodal yarı kapitalist bir ülkede yaşanabilecek en ciddi sıkıntılardan biri bireylerin yaşamının nasıl şekilleneceği sorunsalıdır. Yazımız genel olacak bu çizgide ilerleyecek. Bu nedenle öncelikle bu sorunsalı biraz açalım.

 

Her insan ergenlik döneminden sonra yavaş yavaş kendi yolunu çizer. Bunu yaparken kimileri tamamen kendi iradesini kullanır kimileri tamamen ebebeyinleri tarafından yönlendirilir kimileri de bu ikisinin arasında bir yerlerde kalır. Avrupa’yı incelediğimizde genellikle gençlerin kendi yollarını kendi iradeleriyle çizdiğini görürüz. Doğu’yu incelediğimizde de bunun tam tersini.

 

Tabiki genç bir insanın yolunu kendisinin mi yoksa ailesinin mi çizeceğini belirlemek için sadece o gencin ailesine bakmak yeterli olmaz. Aile bağlarının son derece kuvvetli olduğu, feodal yapının hakim olduğu bir ailede gençlerin kendi yollarını kendi iradeleriyle çizmeleri oldukça zordur. Ancak burada dikkati çekmek istediğim nokta şudur ki; bir toplumda bireyselleşmenin yolu ne kadar açıksa; bir gencin her engele rağmen bireyleşebilmesinin yolu da o kadar açıktır. Yani; Büyük çoğunluğu feodal olan bir toplumda görece modern olan bir ailenin çocuğu bile olsanız, sanki bu toplumda yaşamıyormuşçasına tam bir bireyleşme aşamasına girmeniz oldukça zordur.

 

Peki, yarı kapitalist yarı feodal bir ülkede tek tek insanlar ne gibi sıkıntılar yaşarlar? Öncelikle bireyselleşmenin gelişmemiş olmasından dolayı, insanlar birbirine son derece bağımlıdırlar. Bırakın tek başlarına hareket etmeyi, bir çok ailede bir arada hareket etme dürtüsü vardır. Buna verilebilecek en güzel örneklerden birisi; x şehrindeki üniversiteyi kazanan öğrencinin peşinden ailesinin de x şehrine taşınmasıdır. Tabi durum bu kadar minimalize edilebilecek boyutlarda değil. Toplumun etrafını görünmez bir ağla ören feodalizm; birey olmaya çalışan insanları hapsediyor. Kapitalizm ise feodalizmin görünmez ağlarını delebilmek için bütün gücüyle ona saldırıyor. Girişimciliğin geliştirilmesi, tüketimin arttırılmaya çalışılması, başında ‘bireysel’ olan onlarca hizmetin sunulması (bireysel emeklilik vs) gibi bir çok silahı var kapitalizmin. Ancak  bu savaş; Türkiye’de Avrupa’da olduğundan çok daha çetin geçiyor.

 

Gençlik çağlarında birey olmak adına kendi yolunu kendi iradesiyle çizmek isteyen insanların yaşadığı en önemli zorluk ise; bu insanların doğduklarından beri feodal bir kültürle yetiştirilmiş olmaları. Yani siz; bir insanı 18’ine 19’una kadar tamamen kendinize bağımlı olarak yetiştirirseniz; o yaştan sonra bu insanın artık tamamen kendi yolunu çizebilmesi oldukça zorlaşır. Bir yandan da birey olamadığı sürece ayakta kalamayacak olan bir insan var ortada. Evlilikten sonra bile ebeveynine bağlılığın sürdüğünü düşünürsek; feodalizmin ağlarını daha net görebiliriz.

 

Feodalizm; toplumumuzdaki şiddet kültürünün de başlıca sorumlusudur. Çünkü şiddete ihtiyaç duymamızın nedeni; başka çaremiz olmayışıdır. Tribünlerdeki şiddeti ele alalım, iki tarafın fanatik taraftarları takımlarına o derece bağlıdırlar ki sırf kendi takımına bağlı olmadığı için diğer insanlarla kavga edebilirler. Bunun nedeni de yaşadığı aşırı bağlılıktır. Bu bağlılığın da öyle söylenildiği gibi duygusal bir toplum oluşumuzla falan alakası yoktur. Bunun nedeni feodal bir toplum oluşumuzdur. Aynı taraftar yapısı Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerde de vardır. Diğer takım taraftarlarına saygı duyamamak insanların akıllarının saygı duymaya yetmemesinden kaynaklanmaktadır. Bireyselleşmenin en önemli materyali akılcılıktır. Feodalizmde ise akılcılığın yerinde bir arada durarak hayatta kalabilme içgüdüsü vardır. Ailenin üyeleri birbirinden bağımsız hayatlar yaşayamaz çünkü eğer yaşarlarsa, diğer üyeler bu bağımsızlıktan dolayı zarar görürler. Oysa bireyselleşmenin içselleştirildiği toplumlarda, birey olmak insanları zayıflatmaz aksine güçlendirir. Tabi bizim toplumumuzda bireyselleşmeden pek söz edemediğimiz için, gerçekten de bir ailede yaşanan bazı birey olma vakaları, diğer aile fertlerini olumsuz yönde etkiler. Bundan kaçınmanın da pek bir yolu yoktur. Olan olmuştur ve kalan sağlar bizimdir.

 

Aile fertlerinin birlikte hareket etmeden, birbirinin hayatlarına karışmadan yaşaması düşüncesi, toplumumuzdaki bir çok insanı ürkütüyor, sinirlendiriyor. Bir çok genç, günümüzde ailesiyle saçından sakalından dolayı tartışmaya bile giriyor. Bırak kendi yolunu çizmeyi, kendi sakalını bile kendin uzatıp kısaltamıyorsun. Bu şartlarda bir insanın birey kıvamına gelecek kadar pişebilmesi çok zor. Hayatı görüp tanıması, yanış kararlar alıp bunlardan dersler çıkarması, doğru kararlar alıp gururlanması, hem düşmeyi hem kalkmayı öğrenip hayatı tanıması da bir o kadar zor.   Ayakta kalabilmek, her geçen gün daha da güçleşiyor (erkek için zorluk oranı: x kadın için zorluk oranı 2x) Bu güç şartlarda ayakta kaldıktan sonra bir de ideallerinin, hayallerinin peşinden koşmaksa iki kat güç. Tüm bu güçlükler deryasının ortasında kalan 20li yaşlardaki genç arkadaş, bugüne kadar sistemli bir şekilde ebeveyinleri tarafından kendilerine bağımlı olarak yetiştirildiği için, ne yapacağını bilemez bir halde ortada kalmış olur. İşte bu noktada süperbaba devreye girer ve çocuğuna kanatlarını açar. Bizim şu birey olma sevdası ise yerini koltuk taksitlerine bırakır.

 

İçinde bulunduğumuz toplumda birey olabilmek, feodalizmle olan bağlarını koparmaktan geçiyor. Kimileri bu cümlelerimden rahatsızlık duyabilir. Kalemimin yazı ilerledikçe sertleştiğinin farkındayım ama bunun başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum. Ancak feodalizmle bağları koparmak demek; ailenizle görüşmemek anlamına elbette ki gelmiyor. Yapılması gereken -bana göre tabi ki- kafanızdaki feodalizmle olan bağlarınızı koparmanızdır.

 

Peki, tüm bu anlattıklarım bize ne gösteriyor? Hiç bir şey. Ben ne bir yol gösterici ne de bir ahlak otoritesiyim. Ben göstermem, anlatırım. Okuyucularım ise görmek istediklerini görür. Hayat da böyle değil midir zaten? Herkes neyi nasıl görmek istiyorsa öyle görüyor. Bazen en ahlaklılar ahlaksız, bazen düşmanlar dost görülür. Olan masuma olur. İşte bu yüzden ben size anlatıyorum, siz görmek istediğinizi görüyorsunuz. Son olarak unutmayın;

 

Eğer dünyayı tüm gerçekliğiyle görmek, anlamak ve hatta dünyanın gidişatına değmek istiyorsanız; birey olmak zorundasınız.

Feodalizm ve Bireyselleşme için 2 yorum

  1. siz buna ” ‘hem feodalizmin hem de kapitalizmin toplumumuzda yaşıyor olması’ sorunsalı” demişsiniz de bu bildiğin kapitalizm övgüsü. “acep yazar islam çerçevesinden bakarak mı yazdı ki, öyleyse ona göre cevap vereyim” diye baktım semih hocam yazılarına, şu yazının da aynı elden çıkmış olması ironik değil mi ziyadesiyle: http://kozadergisi.com/icinde-degil-duvarlarin-insanlar-sadece-arasindalar/ ha ama derseniz ki “x’e karşı olmam x’in tersine karşı olmadığım anlamına gelmez.” anlarım, susarım. her neyse. kapitalist hayat düzeninin getirdiği bireyselleştirmeye sövgüler dizmek çok popülerdi şu sıralar, farklı bir pencere oldu bu dolayısıyla, elinize sağlık. yazı şu önkabulle yazılmış: “birey olmak iyidir.” önce bunu sorgulamak gerek sanırım. insan, kendi başına yettiğini düşünmeye başladıkça, hani şu “hayatın gerçekleri öğrenme” olayında mesafe kat ettikçe, evet “birey” oluyor belki; ama yaşadığı bu çevreden sert kopuş bireyi aynı zamanda acımasız bir yalnızlığa, ve daha da önemlisi bencilliğe sürüklemiyor mu? insanlar cemaat olmadan yapabilirler mi? mutluluğu bireysel yaşamda mı aramak gerek yoksa toplumsal hayatta mı? bireyselleşmenin getireceği “yalnız başına insiyatif alabilme,iş yapabilme” yeteneklerinin faydası, toplumdan kopmuş olmanın getireceği bencilleşme ve yalnızlaşmanın zararını telafi eder mi? selametle hocam…

    • Öncelikle düşüncelerinizi dile getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yazımdaki önkabulüm ‘feodalizmden, feodal kültürden kurtulmamız gerektiğiydi.’ Feodalizme savaş açan düşünce sistem ise kapitalizmdir. Sosyalizm; Kapitalizme savaş açmıştır ve feodalizmle nasıl mücadele edeceğini bilemez. Bireyselleşmeyi övdüm evet çünkü gelecek nesillerimiz hala bağımlı hala eksik yetişiyorlar. Yaşadığımız çevreden sert bir şekilde kopmamak için de önerdiğim formül bu toplumda birey olmaktan ziyade, toplumun tüm fertlerinin bireyselleşmesidir. Evet sancılı bir süreç, evet bazı bazı yalnızlığa sürükleyebilecek bir süreç ama toplumdan kopmadan bireyselleşebilme durumunda, sözünü etiğiniz bencilliğin ve yalnızlığın gerçekmesi söz konusu olmaz. Ancak dediğim gibi bunun için, toplumun tüm fertlerinin bireyselleşme yolunda olması gerekir. Siz tek başınıza sivrilirseniz işiniz imkansız değil ama çok daha zordur. Ancak şunu da atlamayalım ki bencilleşmeden birey olabilmek için önümüzdeki yol ne kadar zor olursa olsun, bu mücadeleden kaçmamalıyız.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet