Doğuştan Ahlaki Öz: Bir Derleme

 

 

Özet

            Ahlaki öz, Hamlin (2013) tarafından tanımlanan haliyle doğuştan gelen, yaşam boyu bireyle birlikte kalan ve yaşam boyunca edinilen ahlaki normların belirlenmesinde kilit rol oynayan bir yapıdır. Bu derlemede ahlaki özün bebek katılımcılar üzerinde yapılan çalışmaları incelenmiştir. İnceleme kapsamında evrimsel ahlakla ilişkili bulunmasından dolayı toplum yanlısı ve toplum karşıtı davranışlar, benzerlik ve eşitlik başlıklarına da yer verilmiştir. Çalışmaların sınırlılıklarından da bahsedilmiş olup gelecek çalışmalar için de bir ışık tutması amaçlanmıştır.

 

 

Doğuştan Ahlaki Öz: Bir Derleme

 

Türkiye siyasetine dair gündem maddeleri içerisinde kamu vicdanını en çok rahatsız eden sorun, “işe alımlarda ve terfilerde kayırmacılığın olması” ifadesi ile 2000 yılında yayımlanan Kamu Yönetiminin İyileştirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması Özel İhtisas Komisyon Raporu’nda resmi kayıtlara geçmiştir (Akt. Yıldız, 2017). Bu rapor doğrultusunda denilebilir ki Türkiye’de siyaset kayırmacılığı gayet yaygındır. Ayrıyeten kayırmacılık bütün insanlık tarihi boyunca gözlenegelmiş bir davranış olarak değerlendirilmektedir (Yıldız, 2017). Peki ahlaki açıdan değerlendirildiğinde kayırmacılığı bu kadar eskilere dayanmasında etkili olan yaşam şartları ya da yönelimler nelerdir? Atalarımızın içinde bulunduğu yaşam koşulları günümüz insanın eğilimlerini, seçimlerini, davranışlarını ve ahlaki kazanımlarını nasıl etkilemiş olabilir?

Geçmişten günümüze bütün insanların bazı davranışların doğru olduğunu, ödüllendirmesi gerektiğini; bazı davranışların ise yanlış, cezalandırılması gerektiğine dair görüşleri vardır. Bu durumun temelinde insanların ahlak anlayışları vardır. Ahlak, felsefede, kişiler arası ilişkilerde kişilerin uyması beklenen, izin verilen ya da verilmeyen, teşvik edilen ya da yasaklanan, övülen-yerilen davranışların sınıflandırılması olarak tanımlanır (Dinçer, 2017, s.109). İlk çağ filozoflarından beri ahlakın ne olduğu, nasıl kazanıldığı, iyi ve kötü kavramlarının göreceli mi yoksa genel bir kavram mı olduğu tartışılmıştır. Bu konuyla ilgili Locke insan boş bir levha olarak doğup yaşadığı süreçte öğrendikleriyle ahlaki ilkelerimizi kendisinin oluşturduğunu düşünmektedir. Günümüzde antropologlar, primatologlar, etiyologlar gibi bilim insanlarının yanında psikologlar da ahlak üzerinde çalışmaktadır. Literatürdeki birçok kavramın etiyolojisine ilişkin zıt bakış açıları ve kanıtlar mevcutken, ahlakın etiyolojisine ilişkin tartışmalar sürmektedir (Hamlin, 2013). Psikoloji çerçevesinden baktığımız zaman ahlak tanımlamaları farklı görüşler barındırmakta olup, daha çok ahlaki gelişim evreleri üzerinde durduğu görülmektedir. Bir görüş ahlakın tamamen doğumdan sonra edinildiğini; diğer görüş, ahlakın tamamen doğumdan sonra değil, bir kısmının doğuştan kazanıldığını savunmaktadır.

Geleneksel olarak psikologlar ahlakın oluşumunu öğrenme ve gelişimsel bakış açısıyla açıklamaya çalışmaktadırlar (Piaget, 1932; Kohlberg 1969). Bu açıklamalar insanların doğduklarında ahlaksız yaratıklar olduğunu ya da herhangi bir ahlaka sahip olmadığını söylemektedir. İnsanlar çeşitli deneyimler yaşadıkça ve çeşitli gelişimsel süreçlerden geçtikçe ahlak anlayışını kazandıklarını söylemektedir. Yapılan kapsamlı çalışmalar, çocuklar başkaları odaklı düşündükçe deneyim kazandıkça, sosyalleştikçe ve bilişsel becerileri geliştikçe ahlaki olarak daha uyumlu biliş ve değerlendirme yaptıkları gözlenmiştir (Killen&Smetana, 2006). Piaget çocukların ahlak gelişimlerini ortaya koyabilmek için onlara gündelik hayattan örnek hikayeler anlatmıştır. Bu anlattığı hikayelerin içeriğini cezalandırma, eşitlik, yalan söyleme ve hırsızlık olarak belirlemiştir. Anlattığı hikayeler doğrultusunda çocukların oyunlarını gözlemlemiş, oyunlar hakkında sorular sormuştur. Bu sayede çocukların ahlaki düşünceleri hakkında bilgi edinmeye çalışmıştır (Wright ve Croxen, 1989).

Ancak son yıllarda ahlakın sadece doğumdan sonra öğrenme ve gelişimsel süreçlerle mi elde edildiği tekrar gündeme gelmiştir. Bu gelişimsel süreçlerle ahlaki kazanımın herhangi doğuştan bir özün kazanılmasının önünde engel olmadığını düşünerek, evrimsel bir temelinin de olup olmadığına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu görüş, ahlaki öz olarak adlandırılan olguyu insanların doğuştan edindiğini, yaşam boyunca kişiyle birlikte kaldığını ve daha sonra edinilen deneyimlerin ve gelişimlerin ahlaki gelişimi nasıl etkileyeceğini belirlediğini iddia etmektedir (Hamlin,  2013). Bu konuya dair çalışmalar konuşma öncesi çocuklarla yapılmıştır. Çocukların seçilmesinin nedeni ise henüz kendi ahlaki felsefeleri üzerine tartışma yapacak düzeyde olmamaları dolayısıyla doğuştan getirdikleri ahlaki normların en az bozulmuş durumda olması ve evrimsel süreçle gelen ahlaki özün en az değişime uğramış halde bulunmasıdır (Hamlin, 2013). Kompleks sosyal doğamız bize hem riskler hem de fırsatlar sunmaktadır. Bireyler diğerleri ile birlikte iş birliğine girerek asla kendi başlarına ulaşamayacakları başarılar elde edebilirler. Ayrıca bununla birlikte, bireyler aldatılmaya ve sömürülmeye de yatkındırlar. Bireylerin, diğer bireylerin geçmiş davranışlarını hatırlaması ve bu davranışlara dayanarak farklı etkileşimler içinde bulunması daha yararlı olmaktadır. Eğer bu kapasite uygunca ve basit bir şekilde bulgusal olarak koşullarla ifade edilseydi bu form ‘ eğer X geçmişte yardımsever olmuşsa, X’e yakınlaş’ ve ‘ eğer Y geçmişte yardımsever olmamış ya da tehlikeliyse, Y’den kaçın’ şeklinde olacaktır (Hamlin, Wynn, Bloom ve Mahajan, 2011).

Bunlarla birlikte, son yıllarda çalışılmaya başlanan bir konu olmasından dolayı konunun bir bütün halinde görülebilmesi ve gelecek çalışmalara da ışık tutulabilmesi için bir derleme makale yazılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından toplum yanlısı ve toplum karşıtı davranışlar, benzerlik ve eşitlik olarak alt başlıklara bölünerek açıklanmıştır.

 

Doçent Kiley Hamlin – The University of British Columbia

 

 

Toplum Yanlısı ve Toplum Karşıtı Davranışlar

Bireylerin karşılarındaki diğer bireylerin geçmişteki davranışlarının, onlarla etkileşimini inceleyen araştırmalar yapılmıştır. Hamlin ve arkadaşlarının (2010) yapmış olduğu deneyde 3 aylık bebekler katılımcı olarak alınmıştır. Bebekler seçkisiz olarak yardım etme ve engelleme (sosyal koşul), aşağı doğru itme kontrol koşulu ve yukarı doğru itme (Cansız koşul) ve nötr koşul olmak üzere 3 koşula atanmıştır. İlk koşuldaki bebeklere yukarı doğru tırmanmak isteyen bir nesne (2 gözü olan bir çember) gösterilmiştir. Nesne yukarı doğru iki defa çıkmaya çalışmış ancak başarısız olmuştur. Son denemesinde ise yardım edici tarafından yukarı çıkması sağlanmış ya da engelleyici tarafından çıkması önlenmiştir. İkinci koşulda, birinci koşul ile birebir aynı prosedür uygulanmış, fakat bu defa farklı olarak, etkileşimde bulunulan nesnenin gözleri yoktur. Cansız nesne (gözleri olmayan nesne) yukarı doğru tırmanmaya çalışmış ancak başarısız olmuştur. Üçüncü deneme sırasında cansız nesne yukarı doğru ya da aşağıya doğru yukarı-itici ve aşağı-itici tarafından itilmiştir. Deneyin son bölümünde de iki koşulda da sunulan karakterler (yardım edici, engelleyici, yukarı-itici, aşağı-itici) bebeklere gösterilmiş ve bebeklerin karakterlere ne kadar süre bakmayı tercih ettikleri ölçülmüştür. Çalışmanın sonunda elde edilen sonuçlara göre bebekler canlı koşuldaki yardım ediciye engelleyiciye göre daha uzun süre bakarlarken, cansız koşuldaki yukarı itici ya da aşağı itici nesneler arasında bebeklerin bakma süresi üzerinde bir istatistiki fark bulunamamıştır. Bu çalışmadan yola çıkılarak üç aylık bebekler kişiler arası ilişkilerde toplum yanlısı davranışları, toplum karşıtı davranışlara tercih etmişlerdir. Ancak Hamlin ve arkadaşlarının 2011’de yaptığı çalışmada beş aylık, sekiz aylık ve on dokuz aylık bebekleri katılımcı olarak almış ve deneyin sonuçlarına göre, yukarıda anlatılan çalışmanın bulgularına ek olarak sekiz ve on dokuz aylık bebekler toplum yanlısı davranışı tercih ederken, karakterin geçmişte toplum yanlısı davranışta bulunup bulunmadığını göz önünde bulundurmuşlar ve geçmişte toplum karşıtı davranışta bulunan kuklaya toplum karşıtı bir şekilde davranışta bulunan kuklayı tercih etme eğilimde olmuşlarken, geçmişte toplum yanlısı davranışta bulunan kuklaya toplum yanlısı davranışta bulunan kuklayı tercih etmişlerdir.

Benzerlik

Sosyal psikolojide kurulmuş olan en sıkı fenomenlerden biri benzerlik ve beğeni arasındaki ilişkidir (Byrne, 1971; Newcomb, 1961; Sunnafrank, 1983; akt., Hamlin, Mahajan, Liberman ve Wynn, 2013). Yetişkinler kendilerine benzer bireylere eğilimlidirler ve yakın zamandaki araştırmaların sonuçları bebeklerin ve küçük yaştaki çocukların bile onların tutumlarını ve kişisel zevklerini paylaşan bireyleri paylaşmayan bireylere göre tercih ettiğini göstermiştir. Bu konuyu araştırmak için Neha Majahan ve Karen Wynn (2012) dil öncesi dönemdeki 11.5 aylık bebeklerle iki deney boyunca süren bir çalışma yürütmüşlerdir. Birinci deneyde bebeklere ilk önce iki tane yiyecek seçeneği sunulmuştur. Bebek tercihini yaptıktan sonra, bebeğe iki tane kukla gösterilmiştir. Bu kuklalardan biri bebeğin tercih ettiği yiyeceği seçerken diğer kukla ise tercih etmediği yiyeceği seçmiştir. Daha sonra araştırmacılar tarafından bebeğe hangi kuklayı tercih ettiği sorulmuştur. Deneyin bulgularına göre bebekler kendileriyle benzer yiyeceği seçen kuklaları tercih etmiştir. Yapılan ikinci deney ise seçme koşulu ve atanma koşulu olmak üzere iki koşula ayrılmıştır. Deneyin ilk koşulunda bebeklerden sarı ve turuncu renkte olan eldiven seçmeleri istenmiştir. Daha sonra bebekler test odasına alınmıştır ve bebeklere sarı ve turuncu eldiven giyen kuklalardan birini seçmeleri istenmiştir. İkinci koşulda ise araştırmacı seçkisiz olarak iki farklı renkteki eldivenden birini bebeğin eline koymuştur kısaca tercihini bebek yerine araştırmacı yapmıştır. Daha sonra da bebekten sarı ve turuncu renkte eldiven giyen iki kukladan birini seçmesi istenmiştir. Deneyin bulgularına göre ilk koşulda kendileriyle benzer kuklayı kendilerinden farklı kuklaya istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha fazla tercih etmişlerdir. Ancak ikinci koşulda kendileriyle benzer eldivene sahip kuklayı kendilerinden farklı eldivene sahip kuklaya tercih etme sayıları arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Bu sonuçlara göre bebekler kendi iradesiyle yaptığı tercihine başkalarıyla benzerlik veya farklılık ilişkisi kurarken, başkası tarafından belirlendiğindekine göre ise benzerlik veya farklılık ilişkisi kurmamaktadır.

Bebeklerin kendileri ile benzerlik gösteren karaktere ve nesnelere tercih etme eğiliminde olup olmadığı J.Kiley, Hamlin ve arkadaşlarının (2013) gerçekleştirdiği çalışmada da iki deney boyunca incelenmiştir. Bu katılımcısı oldukça fazla olan çalışmada bebeklik dönemindeki benzer ve farklılıklara yönelik tutumların doğasını ve gelişimini incelemiştir.  İlk deneyde bebeklere mısır gevreği ve kraker bulunan iki kase sunulmuştur. Bebekler seçim yaptıktan sonra iki adet kukla da seçim yapmıştır. Kuklalardan biri mısır gevreğini seçerken diğer kukla krakeri seçmiştir. Sonrasında bebeğe kendisinden farklı kaseyi seçen (benzer) ve farklı olanı seçen (farklı) kuklalara iyi ve kötü davranışlar sergilenen kukla gösterisi izletilmiş daha sonra bebekten benzer ve farklı kuklalara ayrı ayrı iyi davranan ve kötü davranan kuklalar arasında seçim yapmasını istenmiştir. Bebeklerin %87’si kendisinden farklı seçim yapan kuklaya kötü davranan kuklayı tercih ederken, kendisiyle aynı tercihte bulunan kuklaya iyi davranan kuklayı seçmiştir. Bu da bebeklerin kendilerine benzemeyenleri kötü olarak gördüğünü ve cezalandırılmaları gerektiği düşüncesinde olduklarını göstermiş olup 14 aylık bebeklerin kendilerine benzeyenlere iyi davranan kişileri ve kendilerine benzemeyenlere kötü davranan kişileri tercih ettiklerine ulaşılmıştır. 14 aylık bebeklerin yanıtlarının 9 aylık bebeklerin yanıtlarından daha güçlü olduğu bir gelişim eğilimi de gözlenmiştir. Bu bulgular ortak özelliklerin ve özdeşimin, sosyal davranışları ve yargıları yaşamın çok erken dönemlerinde bile güçlü yollarla etkilediğini göstermektedir.

Eşitlik

            Ulaşılabilir kaynakların grup içinde dağıtımının nasıl yapılacağı sosyal hayatın merkezindeki problemlerden bir tanesidir. Yapılan çalışmalarda bebeklerin erken dönemlerinde kaynakların eşit dağıtımını eşit olmayan dağıtımına tercih ettikleri görülmüş olup (Geraci ve Surian, 2011) aynı eğilim sosyal yaşamları gelişmiş primatlarda da görülmüştür (Brosnan ve Wall, 2003). Bu konuyu araştırmak için Geraci ve Surian tarafından 2011 yılında yapılan çalışmada on iki ve on sekiz aylık bebeklerin tepkileri incelenmiştir. Çalışmada bebekler bir eğitimcinin kucağına oturtulmuş karşılarında da deneyci tarafından  laptop üzerinden kontrol edilen uyarıcılar beyaz bir perdeye yansıtılmıştır. Laptopda beş tane uyarıcı (aslan, ayı, eşek, inek, tavuk) sunumu yapılmaktadır ve her uyarıcının belli bir görevi vardır. Aslan ve ayı kaynakların dağıtımı görevini üstlenmiş eşek ile inek alıcı tarafta bulunmuştur, tavuk ise daima bu dağıtımı gözlemlemektedir. Çalışmanın uygulamalarında aslan ya da ayı çalışmadaki koşula göre eşit dağıtım yapmakta ya da eşit dağıtım yapmamaktadır. Çalışmanın sonunda bebeklerden dağıtıcı olan aslan ve ayı arasında seçim yapması istenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre her iki yaş grubundaki bebeklerde kaynakların eşit dağıtımına yönelik hassasiyet gösterdiği kaynakların eşit dağıtımını tercih ettikleri görülmüştür. Buna benzer bulgular primatlarla yapılan çalışmalarda da bulunmuştur. Örneğin, Brosnan ve arkadaşları tarafından 2003 yılında da yapılan bir çalışmada da şempanzeler eşitlikçi olmayan davranışlara karşı olumsuz tepkiler vermişlerdir. Bu çalışmada şempanzelere benzer zorluktaki görevi tamamladıktan sonra farklı değerde ödüller verilmiş düşük değerde ödül alan şempanzeler ödüllerini kabul etmemiş ya da deneyciye fırlatmışlardır. Bu iki çalışmadaki kahverengi kapuchin maymunları ve bebekler arasındaki benzer tutumlar kaynakların eşit dağıtımına yönelik eğilimin evrimsel temelinin olabileceğini göstermektedir.

Değerlendirme ve Sonuç

Bu çalışmada doğuştan gelen ahlaki özün tanımlamaları, evrimsel ahlak ile ilişkili olduğu düşünülen toplum yanlısı ve toplum karşıtı davranışlar, ahlaki açıdan benzerlik ve eşitlik kavramları gözden geçirilmiştir. Bu gözden geçirme esnasında son yıllarda çalışılmaya başlanan bebek katılımcılarla olan deneyler incelenmiştir. Deneylerin bir bütün halinde görülebilmesi ve gelecek çalışmalar için literatür sağlaması açısından bu derleme makale yazılmıştır.

İnsan bebekler üzerindeki yapılan deneyler incelendiğinde bebeklerin kendi ahlaki değerlerini doğuştan getirdikleri görülmüştür. Buna göre bebekler doğuştan getirdikleri ahlaki özleri doğrultusunda değerlendirmeler yapmakta, tutum geliştirmekte ve seçimler yapmaktadır ve bu değerleri karşılarındaki bireylerin geçmiş davranışlarını göz önünde bulundurarak da şekillendirmektedirler. Geçmiş davranışları yapılan deneyler çerçevesinde özetlemek gerekirse; bebekler kendilerine benzer davranışı gösteren bireylere yardım edilmesini isterken, kendilerine benzer davranış göstermeyen bireylere yardım edilmesini istememektedir ve hatta onların cezalandırılması gerektiğine dair seçimler yapmaktadır. Örneğin,  bireylere karşıt iki grubun olduğu bir hikaye anlatıldığında ve hikayede hangi grubun cezalandırılması gerektiği, hangi grubun ödüllendirilmesi gerektiği sorulduğunda, bireylerin bu konu hakkında bir fikri bulunması gerekmektedir dolayısıyla buradan yola çıkarak da diyebiliriz ki günümüz bireylerinin ön yargıları aslında bebeklikten getirilen ahlaki davranış temelleri doğrultusunda gelişmiştir.

Söz konusu çalışmalar üzerindeki kısıtlılıklara bakacak olursak deneylerin çok uzun ve çok aşamalı olması bebekler üzerinde sağlam bulgular elde etmeye engel oluşturabilmektedir çünkü küçük yaştaki bebeklerin karmaşık düzenekleri takip etmesi de bir o kadar zor olacaktır. İncelenmiş olan çalışmaların tek bir kültür üzerinden yapılmış olması genellenebilirliğine de kısıtlılık getirmektedir. Bu da günümüz modern dünyasının dışında kalan toplumların kültürlerinin de incelenmesi gerekliliğini doğurmuştur. Gelecek çalışmalar da bu açıdan bakıldığında evrensel olarak bütün kültürlerde ahlaki özü inceleyebilir. Hamlin’in (2013) de bahsettiği gibi ahlaki özü bireylerin doğuştan edinmesi, yaşam boyu birey ile birlikte kalması ve sonrasında edinilen deneyimlerin ve gelişimlerin ahlakı etkiliyor olması çalışmaların tek bir gelişim evresi yerine insan gelişim evrelerinin her aşamasında incelenmesi gerektirdiği düşüncesini doğurmaktadır. Neha Majahan ve Karen Wynn (2012)’nin yaptığı çalışmanın da bulgularını ele alacak olursak gelişimsel olarak yanlılık göstermeye meylimizin arttığı gözlenmektedir ve böylelikle bu çalışma da gelişim evrelerinin incelenmesi gerektiği düşüncesine götürmektedir. Bebekler üzerinde çalışılan doğuştan ahlaki özün Türkiye örnekleminde yapılmış olmaması da gelecek çalışmalar açısından ele alınabilecek bir örneklem oluşturabilmektedir.

Bu derleme her ne kadar evrimsel ahlak üzerine yapılan çalışmaları ve deneyleri ele almış olsa da geniş kapsamlı bir konu olmasından ve az sayıda çalışmanın değerlendirilmesinden dolayı kapsamlı bir çalışma olmaktan uzaktadır.

Kaynakça

Brosnan, S. F., & De Waal, F. B. (2003). Monkeys reject unequal pay. Nature, 425(6955), 297.

Kurtuluş, Dinçer. Kısaca Felsefe. Ankara: Pharmakon Yayınevi, 2017

Geraci, A., & Surian, L. (2011). The developmental roots of fairness: Infants’ reactions to equal and unequal distributions of resources. Developmental science, 14(5), 1012-1020.

Hamlin, J. K. (2013). Moral judgment and action in preverbal infants and toddlers: Evidence for an innate moral core. Current Directions in Psychological Science, 22(3), 186-193.

Hamlin, J. K., Wynn, K., & Bloom, P. (2010). Three‐month‐olds show a negativity bias in their social evaluations. Developmental science, 13(6), 923-929.

Hamlin, J. K., Wynn, K., Bloom, P., & Mahajan, N. (2011). How infants and toddlers react to antisocial others. Proceedings of the national academy of sciences, 108(50), 19931-19936.

Hamlin, J. K., Mahajan, N., Liberman, Z., & Wynn, K. (2013). Not like me= bad: Infants prefer those who harm dissimilar others. Psychological science, 24(4), 589-594.

Killen, M., & Smetana, J. (2006). Handbook of moral development. Mahwah, NJ: Erlbaum.

Kohlberg, L. (1969). Stages in the development of moral thought and action. New York, NY: Holt, Rinehart & Winston.

Mahajan, N., & Wynn, K. (2012). Origins of “us” versus “them”: Prelinguistic infants prefer similar others. Cognition, 124(2), 227-233.

Piaget, J. (1932). The moral judgment of the child. London,England: Kegan Paul, Trench, Trubner.

Wright, D., & Croxen, M. (1989). Ahlak Yargısının Gelişimi (çev. D. Öngen). Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 22 (1), 289-310

Yıldız, G. (2017). Siyaset Sosyolojisi Boyutuyla Türkiye’de Siyasal Kayırmacılık. Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi, (62), 429-439.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet