Cross Of Iron – 1977

crossofironposter

“Savaşı kaybettiğimiz zaman ne yapacağız?”
“Bir sonrakine hazırlanacağız.”

Yönetmenliğini Sam Peckinbah’ın yaptığı film, 1977 yapımı. İkinci Dünya Savaşı filmleri içinde onu özgün kılan en önemli yanı hikayenin, Nazi partisinden olmayan Alman askerlerinin gözünden işlenmesi. Ana karakter onbaşı Steiner, orta yaşlarda, görmüş geçirmiş havalarında, tecrübeli ve Nazi Partisi’nden olmayan demokrat bir Alman askeri. Yüzbaşı Stransky ise filme adını veren demir hacı alma gayesiyle doğu cephesine gelen, deneyimsiz ve korkak olan aristokrat bir yüzbaşı.

Screenshot_2016-02-09-01-25-46

Wehrmacht’ın, Kızıl Ordu karşısında gerilemeye başladığı bir süreçte geçiyor film. Askerlerdeki yılgınlığı ve yenilginin yaklaştığı hissini yakalıyoruz. Daha filmin başında esir alınan Sovyet çocuk askerin ölüm emrine itaat etmiyor Steiner. Ne oluyor diyorum içimden. Alman ordusu mu Hollywood USA özel timi mi belli değil. Kısıtlı erzaktan dolayı öldürülmesi emredilen çocuk asker, Onbaşı Steiner’in şefkatli kollarında yaşama tutunuyor. Subay ve aristokratlardan nefret eden demokrat duruşu ve ordu içinde Nazi Partisi’ne uzak olup vatanseverlik namına cephede olan bir Steiner tablosu görüyoruz. Tecrübesi ve yaptıklarıyla orduda saygı gören, albayla dahi ileri geri konuşabilen bir asker, Steiner. Filmde bir de aydın subaylar var. Bu subaylarla birlikte absürtlük kendini iyice var ediyor.

Screenshot_2016-02-09-02-15-06

Steiner, kahramanlaştırılmış bir Alman askeri. Çizdiği demokrat tablo, savaşta ne işi olduğunu sorgulatıyor. Bu soru ise ne yazık ki filmde cevapsız bırakılmış. Peckinbah’ın ilgilendiği şey Steiner’dan ziyade Steiner aracılığıyla bize bu korkunç savaşı sorgulatmak. Bu durum haliyle Steiner’ın biraz havada kalmasına sebep oluyor. 1933 yılında başlayan ‘cadı avından’ savaş başlayana dek Steiner’ın Almanya’da ne yaptığı muallak. Hitler faşizmiyle nasıl bir ilişki kurduğu da hafif bir dokunmayla bırakılmış. Steiner’ın, yaralanıp hastaneye kaldırıldıktan sonra, kendi biriminden bir arkadaşını görünce hemen cepheye dönüşü, bana Hollywood filmlerinin samimiyetsizliğini hissettirdi. Steiner’ın derdi Nazi faşizminin yanında olmak değil de birliğindeki askerlerle olan dostluğuymuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılmış. Steiner ve arkadaşları; ‘Muhteşem ekip ruhu’ tadında, film boyunca birlikte hareket eden, öyle ki Wehrmacht’ın bir unsuru değilmiş gibi hateket eden bir klik gibiler. Doğu cephesinde öldürülen sivil sayısının milyonlarla ifade edildiği bir savaşta, bir Wehrmacht askerinin, yüzbaşısına itaatsizlik ederek Sovyet esirini öldürmemesi ve albayına diklenmesi gerçeklikle hiç bağdaşmıyor. Yönetmen, savaşın içine aykırı bir karakter atıp durumu absürtleştirmek istemiş olabilir ama Alman ordusunu bilmesek böyle vatanseverleri bağrımıza basacağız!

Demir Haç, askeriyenin içindeki aristokrasiyi su yüzüne çıkarmaya çalışıyor ancak ilgilendiği rütbeliler ‘aydın’ bir albaydan öte gitmiyor. Ortada Aristokrat Stransky üzerine işlenen spesifik bir durum mu var yoksa Wehrmacht baştan aşağı aristokrasiye mi batmış? Filmde bunun ayırdına da varamıyoruz.

İkinci bir absürtlük olarak, Wehrmacht’da yüzbaşı rütbesine yükselmiş bir aristokratın, kelimenin gerçek manasıyla silah tutmayı bilmediğini görüyoruz filmde. Ayrıca yüzbaşı Stransky’nin silah tutmayı bilmeyen, çıkarcı ve aristokrat bir yüzbaşı oluşundan ziyade, dehşetle Nazi Partisini desteklemediği vurgusu da kafa karıştırıyor. Maşallah ordu içinde Hitlerci tek bir asker yok.

Screenshot_2016-02-09-02-26-07

Yazı başlarken aktardığım dialog, bir albay ve bir yüzbaşı arasında geçiyor. Savaşı sorgulayan vurucu sahnelerden biri olması sebebiyle, filmin çarpıcı köşelerinden biri. Wehrmacht’ın ‘aydın’ subayları, savaşı sorguluyor. Hatta albay, yüzbaşıyı, savaştan sonra Almanya’nın senin gibi aydınlara ihtiyacı var diyerek ülkesine geri gönderdiğine şahitlik ediyoruz. Savaş sonrası Nazilerin ülke yönetimi ve ekonomisinde hiçbir şey olmamış gibi varlıklarını koruduklarını bilmesek, yeni Almanya’nın özgürlüklere açılan bir kapı olduğunu sanacağız. Filmde savaş karşıtlığı mı var yoksa Amerikanvari kahramanlık destanı mı var tam anlaşılamıyor. Bu haliyle filmin elle tutulabilir en önemli noktası, söz konusu dialog.

Savaş sahneleri, filmin en gerçekçi yanı. Hatta yer yer anlık gerçek görüntülere de yer verilmiş. Sırf bunun için filmi önerebilirim ancak askerlerin absürtlüğü bir o kadar filmden soğuttu beni. İkinci Dünya Savaşı filmleri içinde Hollywood etkisinden çıkamamış filmlerden olduğu için yeterince tatmin edici değil. Sahnelerin gerçekliğe yakınlığına rağmen karakterler ve davranış bağlamında, Cross Of Iron ele aldığı sorunu yeterince tartışamamış bir film.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet