Boynuz Kulağı Geçince

Hepimizin söz dağarcığına demir atmış bazı özlü sözler vardır. Bakmayın bu sözlerin böyle sahipsiz, anonim yada piç gibi göründüğüne. Aslında onlar hepimizin olan kimsesizlerdir. Bizdendir onlar, toplumsaldır. Günümüzün utanç verici politik atmosferini de bu sözlerden biri olan ‘boynuzun kulağı geçmesi’ sözüyle ifade etmek mümkündür.

 

Türkiye’de aylardır cemaat ve iktidar arasında yaşanan pembe dizi tadındaki bir güç ve algı savaşını ve bu güç sevdalılarının mücadelelerinin sonuçlarını izliyoruz. Savaş ne kadar heyecanlı ve fırtınalı, yaşananlar ne denli olağan dışı ve utanç verici olsa da  bizler bu savaşı hiç de öyle heyecanla, merakla izlemiyoruz. Aksine sıkılıyoruz. Olayları sürükleyicilik boyutuyla ele alırsak aslında ‘Forest  Gump’ tadında bir film seyrediyor olmamız gerekirken biz hep sıkılıyoruz. Keza yaşadıklarımız bir hukuk devletinde yaşanması imkansız olan hadiselerdir. Nitekim güçler ayrılığının tamamen ortadan kalktığı, mahkeme kararlarının uygulanmadığı, anayasanın açıkça ihlal edildiği, hukukun üstünlüğünün değil üstünlerin hukukunun gêçerli olduğu, adalet mekanizmasının açıkça tecavüze uğradığı bir ülkede yaşıyoruz.

 

Yaşadığımız bu gelişmelerin alayı olağanüstü olaylar kapsamındadır fakat bu ve benzeri olayların  geçmişten beri sürekli tekrarlanıyor oluşu bu olağanüstülüğü olağanlaştırmıştır.

 

Sıkılıyoruz çünkü olağanüstülüğün olağanlaştığı, baskının, sansürün, kepazeliğin, yolsuzluğun, yağmanın, talanın meşrulaştırıldığı, normalleştiği bir ülkede yaşıyoruz.

 

Sıkılıyoruz çünkü en fazla oyu alanın en fazla hırsızlık yapma hakkının olduğu ve bu hakkın toplumun önemli bir kısmı tarafından normal kabul edildiği berbat bir ülkede yaşıyoruz.

 

Montesqui’nun 500 yıl önce ‘Yasaların Ruhu’ adlı eseriyle dünyaya öğrettiği bir hukuk öğretisi var: ‘Kuvvetler ayrığı’ bu öğreti bize hiç uğramadı, yanımızdan bile geçmedi.

 

Sıkılıyoruz çünkü Montesqui bizi hep teğet geçti. Bu yüzden demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri gibi kavramlardan zerre kadar nasiplenemedik.

 

Şimdi bu olağanüstüleşen olağan olayları özetleyelim ve gelelim boynuzun kulağı nasıl geçtiğine.

 

Hükümet ve partneri cemaat veya camia yada hizmet hareketi adına her ne halt deniyorsa bu iki yapının 11 yıl süren son derece mutlu bir ilişkileri vardı.

 

Mutluydular çünkü 10 yıldır beraber yürümüş beraber ıslanmış beraber kadrolaşmışlardı bu yollarda.

 

Mutluydular çünkü yedikleri her haltı meşru kılmak adına birlikte katletmişlerdi hukukun üstünlüğünü.

 

Hükümet yargıyı, eğitimi, emniyeti, devletin en önemli kademelerini sevgilisine verdi. Kendi elleriyle, kendi imtiyazlarıyla sevgilisini kendisinden daha kudretli bir konuma getirdi. Bu ilişkinin devamlılığını sağlayan en önemli etken kurmuş oldukları karşılıklı menfi ortaklıktı. Bu iki taraf birbirlerine değil güce, muktedirliğe, egemenliğe aşıktılar. Çıkar odaklı bu ilişkinin sonucunda cemaat, hükümetten daha güçlü bir konuma geldi. Fakat hükümet kendisinden daha büyük bir gücü tanımıyordu. Sevgilisinin kudreti zamanla kendisini rahatsız etmeye başlamıştı. Artık ‘boynuz  kulağı geçmişti.’ Haşmetli çiftimizin ilişkileri burada noktalandı. Ve iki tarafta var güçleriyle birbirlerini yemeye başladılar.

 

Hükümet ve cemaat arasındaki gerilim dersanelerin kapatılmasıyla doruk noktasına ulaştı. Özellikle 2004 MGK kararlarının  basına sızdırılması, hükümetin cemaati bitirme planlarının ortaya çıkması ile kamu vicdanında cemaatin bu ilişkide aldatılan taraf olduğu algısı oluştu. Eski sevgilisinin bu ihanetini 10 yıl sonra öğrenen cemaatin tepkisi oldukça şiddetliydi. Eski manitasına 17 Aralık 2013 tarihinde Türk siyasi tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu gerçekleştirerek hükümeti en yumuşak karnından vurdu.

 

Derken ayakkabı kutuları, yatak odalarına gizlenen kasalar, durdurulan tırlar, kasetler, istifalar, beddualar havada uçuşmaya başladı.
Bu süreçte izledikleri berbat politikalarla hem hükümet hem de cemaat kendini ele verdi. Artık Savaşı kimin kazandığının bir önemi yok. Artık iki tarafında kamu vicdanında aklanması mümkün değil.

 

Hükümet kendi çocuklarının hırsızlıklarını örtbas etmek için yüzlerce  polisi, savcıyı, hakimi görevden aldı. Yargıyı kendine bağladı. Bu vicdan sahibi vatandaşlarımıza şunları da sorgulattı; Uludere’de, Gezi’de, Gazi’de, Reyhanlı’da ölen bir çocuk için ne yaptı hükümet? Kaç polisi, hakimi, savcıyı görevden aldı? Bırakın görevden almayı Bir özrü bile esirgediler o insanlardan.

 

Hükümetin bu süreçte basın, medya ve internete yaptığı sansürlerle, meclise getirilmeyen fezlekelerle suçluluğunuda ispat etmiş oldu. Hükümet gezideki tekerlemelerini düzmeye devam etti; ABD oyunları, dış mihraklar, faiz lobisi gibi her zamanki klişeleşmiş savunma mekanizmalarına sığınmaya. İnsanların bu tekerlemere inanması için alınlarında çivi yazısı ile mal yazması gerektiğine inanıyorum.

 

Cemaatin tepeden tırnağa siyasallaşan, kadrolaşan yapısı özellikle kendi tabanından büyük tepkiler aldı. Yaşananlar iki cephede de derin ayrılıklara, kırılmalara neden oldu.

 

Aslında bu filmi 17 Aralıktan önce defalarca seyretmiştik. Filmin baş aktörü her zaman olduğu gibi menfaatti ama sesler biraz bozuk, görüntüler biraz karıncalıydı. 17 Aralık tarihiyle aşinası olduğumuz görüntü kalitesi düşük bu filmi HD kalitesiyle seyretmeye başladık.

 

17 Aralık bize Türk siyasetindeki en belirleyici faktörün menfaat olduğunu tekrar ve daha net bir şekilde gösterdi.

 

Esas sorunumuz  boynuzun kulağı geçmesi değil, kuvvetler ayrılığının katledilmesidir.
Hukukun ve ahlakın böyle açıkça çöktüğü bir dönem azdır.
Eğer bu toplum buna “dur” diyemezse, bu hukuksuzluğun ve ahlaksızlığın bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.
Emin olun ki böyle bir bedel var ve hırsızları iktidarda tutan, hukukun yok edilmesine göz yuman her toplum o bedeli ödemek zorunda kalır.
Montesqui’ nun bizi teğet geçmemesi dileğiyle…

 

Ozan Yaşar

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet