Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler*

 

Öykünün Orijinal Adı: Hills Like White Elephants

Yazan: Ernest Hemingway

Çeviren: Can Yalgın

 

* Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler adlı öykü üzerine, İlay Bilgili’nin inceleme yazısı Koza Düşünce’nin Mart – Nisan 2019 tarihli 28. sayısında yayımlanmıştır.

 

Ebro vadisi boyunca uzanan tepeler uzun ve beyazlardı. Bu tarafta güneş olmasına rağmen ne gölge vardı ne de ağaç, tren istasyonu da iki rayın ortasındaydı. İstasyonun bu tarafına yakın tarafında binanın ve sinekleri uzak tutmak için barın açık kapısına asılan bambudan yapılmış bir perdenin yarattığı sıcak bir gölgelik alan vardı. Amerikalı ve kız binanın dışında üzerine gölge vurmuş bir masada oturuyorlardı. Hava çok sıcaktı ve Barcelona’dan gelecek trenin kırk dakikası vardı. Tren bu kesişme noktasında iki dakikalığına durup Madrid’e gidecekti.

 

“Ne içelim?” diye sordu kız. Şapkasını çıkarıp masaya koydu.

 

“Hava çok sıcakmış.” dedi adam. “Bira içelim.”

 

“Dos cervezas” dedi adam, içeri doğru. Kapının aralığındaki bir kadın ‘’Büyük mü olsun?’’ diye sordu.

 

‘’Evet. İki büyük.’’

 

Kadın bardak altlıklarıyla birlikte iki tane bira bardağı getirdi. Altlıkları ve bardakları masaya koyup adam ve kıza baktı. Kız tepelere doğru dalıp gitmişti. Bulundukları yer kuru ve sıcaktı ama güneşin altındaki tepeler beyazlardı.

 

“Beyaz fillere benziyorlar.” dedi kız. “Hiç beyaz fil görmedim ki.” dedi adam birasını içerken. “Evet, görmemişsindir.”

 

“Belki de gördüm.” dedi adam. “Bana görmemişsindir demen hiçbir anlam ifade etmiyor.”

 

Kız boncuklu perdeye baktı. “Üzerine bir şey yazmışlar” dedi. “Ne yazmışlar?”

“Anis del Toro. Bir içki.”

 

“Deneyelim mi?”

 

“Baksana!” diye seslendi adam perdeden içeri doğru. Kadın bardan dışarı çıktı.

 

“İki tane Anis del Toro istiyoruz.”

 

“Su da olsun mu yanında?”

 

“Suyla birlikte mi istersin?

 

“Bilmem.” dedi kız. “Suyla mı iyi gider? Pekâla.”

 

“Suyla mı istiyorsunuz?” diye sordu kadın.

 

“Evet, suyla olsun.”

 

“Tadı meyan kökü gibiymiş.” dedi kız bardağı masaya bırakırken.

 

“Hepsi öyle olmaz mı zaten?”

 

“Evet.” dedi kız. “Her şeyin tadı meyan köküne benzer. Özellikle senin çok sevdiğin şeyler, apsent gibi.”

 

“Ah, kes şunu.”

 

“Sen başlattın.” dedi kız.

 

“Takılıyordum sadece. Eğleniyordum.”

 

“Hadi eğlenelim o zaman.”

 

“Pekâla. Deniyordum. Dağların beyaz fillere benzediğini söyledim. Bu çok güzel bir benzetme değil miydi?”

 

“Öyleydi.”

 

“Bu yeni içkiyi denemek istedim. Yaptığımız şey de bu zaten, değil mi? Yeni yerler görmek, yeni içkiler denemek.”

 

“Sanırım.”

 

Kız tepelere doğru baktı.

 

“Çok güzel tepeler.” dedi. “Beyaz fillere benzemiyorlar bu arada. Derilerinin biçimini ağaçlarınkine benzetmiştim.” “Birer içki daha içelim mi?

 

“Pekâla.”

 

Sıcak rüzgâr boncuklu perdeyi masaya doğru savurdu.

 

“Bira soğuk ve güzelmiş.” dedi adam.

 

“Çok güzel.” dedi kız.

 

“Gerçekten çok basit bir ameliyat, Jig” dedi adam. “Ameliyat bile sayılmaz.”

 

Kız yere baktı.

 

“Halledersin, Jig. Çok basit bir şey. Göz açıp kapayana kadar bitmiş olacak.”

 

Kız tek kelime etmedi.

 

“Seninle birlikteyim, hep yanında olacağım. Yalnızca kendini serbest bırakacaksın, sonra her şey yoluna girecek.”

 

“Peki, sonra ne olacak?”

 

“Sonrasında iyi olacağız. Hep olduğumuz gibi.”

 

“Nasıl bundan bu kadar eminsin?”

 

“Çünkü, canımızı sıkan tek şey bu. Bizi mutsuz eden tek şey bu.”

 

Kız boncuklu perdeye baktı, elini uzattı ve boncuklardan iki tanesine dokundu.

 

“Yani sonra mutlu olacağız, hiçbir sorun kalmayacak.”

 

“Öyle olacak biliyorum. Korkmana gerek yok. Bunu yapmış bir sürü kişi tanıyorum.”

 

“Ben de tanıyorum.” dedi kız. “Hepsi bunu atlattıktan sonra mutlu olmuştu.”

 

“Yani.” dedi adam, “İstemiyorsan yapmak zorunda değilsin. İstemiyorsan seni bunu yapmaya zorlayamam. Ama çok basit bir şey olduğunu unutma.”

 

“Peki, sen istiyor musun?

 

“Bence bizim için en iyisi bu. Ama gerçekten istemediğin sürece yapmanı istemiyorum.”

 

“Peki, bir şey yapmazsam eskisi gibi olabilecek miyiz, beni hala seviyor olacak mısın?

“Seni seviyorum. Bunu biliyorsun.”

 

“Biliyorum. Ama yaptıktan sonra aramız düzelecek mi? Bir şeyleri beyaz fillere benzettiğimde bu hoşuna gidecek mi?”

 

“Gidecek tabii. Seni şimdi de seviyorum ama kafamda sürekli o mesele var. Benim endişeli hallerimi biliyorsun.”

 

“Bunu yaptıktan sonra hiç endişelenmeyecek misin?

 

“Bu mesele hakkında endişelenmeyeceğim çünkü çok basit bir şey.”

 

“Öyleyse tamam. Çünkü kendimi düşünmüyorum.”

 

“Ne demek istiyorsun?”

 

“Kendimi umursamıyorum.”

 

“Ben seni umursuyorum ama.”

 

“Ah, evet. Ama ben umursamıyorum. Bunu yapacağım, sonra her şey yoluna girecek.”

 

“Böyle düşünüyorsan yapmanı istemiyorum.”

 

Kız ayağa kalktı ve istasyonun sonuna doğru yürüdü. Karşıda, istasyonun diğer tarafında Ebro kıyısı boyunca ağaçlar ve tahıl alanları vardı. Uzaklarda, nehrin ilerisinde de dağlar vardı. Bir bulutun gölgesi tahıl alanına doğru ilerleyince ağaçların arasından nehri gördü.

 

“Bunlarla başa çıkabilirdik.” dedi kız. “Hepsiyle başa çıkabilirdik ve geçen her gün bunu imkansız kılıyoruz.”

 

“Ne dedin?”

 

“Dedim ki, hepsiyle başa çıkabilirdik.”

 

“Şimdi de çıkabiliriz.”

 

“Hayır, çıkamayız.”

 

“Tüm dünya bizim olabilir.”

 

“Hayır, olamaz.”

 

“İstediğimiz yere gidebiliriz.”

 

“Hayır gidemeyiz. Çünkü dünya artık bizim değil.”

 

“Bizim.”

 

“Hayır, değil. Ve bir kere aldıklarında bir daha asla sahip olamıyorsun ona.”

 

“Ama bir şey aldıkları yok ki.”

 

“Bekleyelim görelim.”

 

“Gel gölgeye geri dönelim.” dedi adam. “Böyle düşünme.”

 

“Bir şey düşündüğüm yok.” dedi kız. “Bazı şeyleri biliyorum işte.”

 

“İstemediğin bir şeyi yapmanı istemiyorum.”

 

“Benim için de iyi olmayacak zaten.” dedi kız. “Biliyorum. Birer bira daha içelim mi?”

 

“Pekâla. Ama şunu bilmelisin ki-”

 

“Biliyorum.” dedi kız. “Artık konuşmasak olur mu?

 

Masaya oturdular, kız vadinin kuru tarafındaki tepelere doğru bakıyordu, adam ise kıza.

 

“Şunu bilmelisin.” dedi adam, “İstemediğin sürece bunu yapmanı istemiyorum. Sen nasıl istersen öyle olsun, sonuna kadar yanındayım.”

 

“Bu senin için hiçbir şey ifade etmiyor mu? Başa çıkabiliriz.”

 

“Tabii ki ediyor. Ama ben senden başka birini hayatımda istemiyorum. Hiç kimseyi istemiyorum. Ve bu da çok basit bir şey olacak.”

 

“Evet, nasılsa çok basit bir şey olduğunu biliyorsun. Senin için bunu söylemesi kolay, ama ben de biliyorum. Şimdi benim için bir şey yapabilir misin?

 

“Senin için her şeyi yaparım.”

 

“Lütfen, lütfen ama lütfen konuşmayı keser misin?”

 

Adam hiçbir şey demedi. İstasyonun duvarına yaslanmış çantalara baktı. Çantalarının üzerinde kaldıkları tüm otellerin etiketleri vardı.

 

“Ama böyle istemiyorum.” dedi adam, “Hiçbir şey umurumda değil.”

 

“Bağırırım.” dedi kız.

 

Kadın perdeyi açıp dışarı çıktı ve iki bardak birayı nemlenmiş altlıkların üzerine bıraktı. “Tren beş dakikaya gelir.” dedi.

 

“Ne dedi?” diye sordu kız.

 

“Tren beş dakikaya geliyormuş.”

 

Kız teşekkür maiyetinde içten bir bakış attı kadına.

 

“Çantaları diğer tarafa taşısam iyi olur” dedi adam.

 

Kız adama gülümsedi. “Pekâla. Sonra gel de biralarımızı bitirelim.”

 

Adam iki ağır çantayı istasyonun diğer tarafına taşıdı.  Raylara doğru baktı ama treni göremedi. Döndüğünde treni bekleyen insanların biralarını içtiği bara girdi. Barda Anis içkisini içerken insanlara baktı. Hepsinin treni beklemek için makul bir sebebi vardı. Boncuklu perdeyi açıp dışarı çıktı. Masada oturan kız yine gülümsedi adama.

 

“Daha iyi misin?” diye sordu adam.

 

 

“İyiyim.” dedi kız. “Hiçbir sorunum yok. Gayet iyiyim.”

 

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler* için bir yorum

  1. Alternarif sinema senaryosu gibi bir öykü…. Kadının istediği ya da istemediği -her ne ise- basit işlem nedir, anlayamadım…. Bu nedenle de öyküden hiç bir haz almadım….Biri bana yardımcı olursa çok sevinirim.

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet