Atatürk Yaşasaydı Ondan Ne İsterdim?

 

 

Yazıma “Atatürk’üm nasılsın, iyi misin?” demekle başlayacağım. Çocukça bir umut, bir yas, özlem, sesleniş ile. Duyacağını biliyorum, bir insan, bir kadın, bir kız çocuğu, bir Türk, bir yazar olarak söylüyorum ki, umudumu yitirdiğim yerde, omzumda elini hissediyorum. Bu satırları senin gölgende yazmak benim için büyük bir şans, kimliğimde, okulumda, yuvamda, duvarımda senin fotoğraflarını görmek, ülkemin her köşesinde seni anmak ve seni yazmak beni ne büyük bir heyecan içerisine sokuyor, mamafih senin de burada olmanı isterdim, senin adımlarına göre adım atmak, sözlerini, mücadeleni, varlığını ve büyüklüğünü hayranlıkla gözetmek isterdim. Hayatın sillesini ilk burada anladım.

Atatürk yaşasaydı eğer onunla oyun oynamak isterdim, onunla ve tüm çocuklarla piknik yapmak belki de yorulunca klasiklerden kitaplar okumak. Gel gör ki vakti olur muydu tüm bunlara bilmiyorum… Ölümünün son günlerine kadar toplantı yapmış, vatan için savaşmış ve namusu üzerine yemin etmiş bir adamın ne denli bir yorgunlukta, yoğunlukta olduğunu tahmin edebiliyoruz ama olsun, hayal kurmak serbest öyle değil mi? Bunu da ondan öğrenmedik mi? Askerlerimiz, halkımız, Anadolu kadınlarımız, kucağında bebeğiyle savaşa koşmuş her insanımız; geleceği, aydınlığı, zaferi, Cumhuriyeti hayal ettiler ve kavuştular. Atatürk, hayalini kurdu, plan yaptı; yapacağız dedi ve yaptılar. Savaşacağız, direneceğiz, kazanacağız dedi ve kazandılar.

Türk milleti bir ülke, bir Cumhuriyet, bir soyad, bir gelecek, bin zafer, bin umut kazandı ama yüce Türk milleti babasını, atasını kaybetti; tam da o gün Kasım’ın soğuğunda, vicdanımıza yediremediğimiz saat 9’da. Radyolar haberini saldı ülkeye, ağlayanlar ve yas tutanlar. Bir kez öldü ama bin kez gömüldü her bir yüreğe o an. Arkasından ağlayanlara kocaman bir dünya bırakmıştı Atatürk, her kıtada onu yaşatmak, her sokakta onun ruhunu hissetmek için.

İçimden neler yazmak geliyor aslında ama nasıl yaparım bunu? Kolay mı Atatürk’ü anlatmak? Kolay mı bu küçük satırlara, savaş, zafer, ülke, millet, feda, yürek, saygı, kurtuluşu yazmak?

Cuma günü çok değer verdiğim Neşe Doster hocamın 10 Kasım konuşmasını dinledim ve Atatürk’ü bir kez daha yaşadım. Yıllar önce oyuncak bebeğini tedavi ettirdiği küçük kızın, büyüdükten sonra bir radyo başında Atatürk’ün ölüm haberini aldığı anda “oyun arkadaşımı kaybettim” demesiyle anladım ki Atatürk biz çocukların, biz gençlerin, biz büyüklerin oyun arkadaşıydı. Atatürk yaşasaydı eğer ben de oyuncak bebeğimin hastalanışını onunla paylaşmak isterdim…

Satırlarıma büyük bir hüzünle veda edeceğim, ne yazsam eksik, ne yazsam dolmayacak yeri. Atatürk’e asla veda etmeyeceğim. Fikirler ölmez çünkü. Mücadele ölmez, Cumhuriyet ölmez, millet ölmez, eğitim ölmez, öğretmen ölmez, zafer ölmez, kültür ölmez, inkılap ölmez, bayrak ölmez, fedalar ölmez, Atatürk ölmez.

Şimdi çocuksu edamı önüme alarak tekrar soruyorum; Atatürk’üm nasılsın, iyi misin?

Lütfen bana bir mektup yaz ya da bir haberini yolla. Her an seni arıyorum mamafih her yerde seni görebiliyorum.

Saygıyla…

“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet