AKP, Gezi ve Yeni Muhalefet Tarzı Üzerine

DSC03322

 

2002’de toplumun bir kesiminin değişim talebinin bir ifadesi olarak iktidara gelen AKP, eski statüko ile yaşanan her çatışmadan galip çıkarak askeri vesayeti geriletti, iktidarın yanı sıra devletin de sahibi oldu.

 

Ancak bu alanda atılan adımları ülkeyi demokratikleştirmek için değil, kendi iktidarını sağlamlaştırmak için kullanan AKP statükonun yeni ifadesi durumuna geldi.

 

Neo-liberalizmden milliyetçi muhafazakarlığa kadar uzanan bir siyasi yelpazede yer alan farklı sermaye grupları, küresel kapitalizmin kendilerine biçtiği rolü benimseyerek bir araya gelmiş ve AKP iktidarını oluşturmuşlardı. Ekonomi alanında kapitalist küreselleşme, büyüme ve kalkınma AKP’nin temel dayanaklarını oluşturuyordu. Ancak ekonomik büyüme toplumsallaşamıyor, eşit bir paylaşım gerçekleşmiyordu.

 

Öte yandan AKP’nin başlattığı ve demokrat kesimde destek yaratan Ergenekon davası zaman içerisinde yön değiştirerek muhalefeti susturma aracına dönüştü. Anayasa değişikliğini de sadece kendi yararına kullanarak iktidarını giderek otoriterleştirmeyi seçen AKP, Roboski ve Reyhanlı olaylarında da kötü sınav verdi. Geçtiğimiz günlerde yaşanan Gezi direnişi sırasındaki tavrı ise, AKP’nin demokratlıktan ne kadar uzak olduğunu gösteriyordu.

 

Bu gelişmeler, AKP’ye muhalif olan kesimlerin genişlemesine yol açtı. Ancak AKP’ye “İslamcı-laik” ikilemi üzerinden muhalefet yapmanın, AKP’ye oy veren kesimleri “göbeğini kaşıyan adam”, “makarnaya, kömüre satılanlar” nitelemesiyle aşağılayan ve ötekileştiren bir muhalefet anlayışının başarılı olması beklenemezdi. Nitekim öyle de oldu, AKP girdiği her seçimden oyunu arttırarak çıktı.

 

AKP’nin bu başarısında CHP ve MHP’nin yanlış muhalefet tarzı ve sadece eleştiren ama alternatif getirmeyen anlayışı önemli yer tuttu. Öte yandan “Sözcü” gibi gazeteler ve Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun gibi “muhalif” yazarlar da AKP’nin başarısında pay sahibi oldular. Bu tür gazete ve yazarların sadece eleştiren, aşağılayan, ötekileştiren dili AKP’ye oy verenleri konsolide etti, partilerine daha sıkı sarılmalarına yol açtı. Öte yandan bu yayınlarla muhaliflerin de “gazı alınarak”, AKP için tehlike olmaktan çıkmaları sağlandı.

 

Aslında bu durum, 2012 yılı sonunda yayınlanan “Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Programatik Metin”de şu cümleler ile belirtilmişti; “Yıllardır İslamcılık-laiklik çatışması varsayımıyla kurgulanmış, demokrasiden, özgürlüklerden, sosyal ve ekolojik adaletten yana olmak yerine, ezilenlerden ve mağdurlardan kopuk bir biçimde resmi ideolojiye ve ulusalcı dogmalara saplanıp kalan muhalefet anlayışı, çelişik biçimde AKP iktidarına en büyük avantaj ve destek haline geldi”.

 

Gezi direnişi ülkedeki her kuruma ve kişiye “değişin” mesajını verirken, muhalefet anlayışının nasıl olması gerektiğini de açıkça belirtiyordu. Gençler, geçmişin “İslamcı-laik” ikileminin dışına çıkan, kimseyi aşağılamadan, ötekileştirmeden, her türlü ayrımcılığı reddederek toplumun tüm mağdur kesimlerini kapsayan bir dille AKP’nin otokratik tavrına “yeter” dedi. Öte yandan ne istediğini, alternatifini de topluma açıkça sundu.

 

Gezi direnişine katılan Anti-Kapitalist Müslümanlar ve Devrimci Müslümanlar AKP’nin gerçek yüzünün ortaya çıkarılmasında etkili oldular ve “İslamcı-laik” kutuplaşmasının ne kadar yapay olduğunu bir kez daha gösterdiler. Kemalistler ve BDP’liler yan yana direnerek, toplumun bir kesimindeki önyargıların yıkılmasına yardımcı oldular. Her türlü otoriter, resmi ideolojiyi reddederek sivil, bağımsız, demokrat, özgürlükçü ve eşitlikçi bir muhalefet hattı kurdular. “Hepimiz farklıyız, hepimiz eşitiz” sloganı ile farklılıkların güzelliğini öne çıkardılar.

 

Gezi direnişinde ortaya çıkan bu anlayış hemen tüm kesimlerin ezberlerinin bozulmasına neden oldu. Görünen o ki bundan sonra hiçbir şey Gezi öncesi gibi olmayacak. Her kişi ve kurum değişmek, değişmez ise yok olmak seçenekleri ile karşı karşıya.

 

Gezi direnişinde ortaya çıkan yeni muhalefet anlayışının ipuçları “Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Programatik Metin” de şu satırlarla özetlenmişti; “Dünya genelinde görülen değişim taleplerinden, yükselen toplumsal muhalefetten ve yaşanan krizlerden çıkartılacak temel sonuç, önümüzdeki dönemde demokratik, ekolojist, eşitlikçi ve özgürlükçü bir değişimi dile getirecek, eski rejimlere yaslanan yanlış muhalefet anlayışına uzak bir muhalefet hattına duyulan ihtiyaçtır. Bugün toplumsal muhalefetin, bir yandan eleştirmesi ve taleplerde bulunması, bir yandan da uygulanabilir alternatifler üretmesi gerekiyor”.

 

Gezinin ünlü sloganına uyarlayacak olursak; #değişedeğişekazanacağız

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet