Afrin Operasyonu Nereye Varır?

“Aynı emperyalist devletler aynı derecede şiddetle Türk’ün de, Arap’ın da, Irak’ın da, Anadolu’nun da, Suriye’nin de düşmanlarıdır. Şu halde, Anadolu’nun, Irak’ın, Suriye’nin hayatı ve menfaatleri pek sıkı bir tarzda birleşmiş bulunuyor. Demek oluyor ki, Türklerle Iraklılar ve Suriyeliler arasında sıkı bir dostluk ve uyum siyaseti gerekir.” Hâkimiyet-i Milliye, 26 Temmuz 1920 / Mustafa Kemal Atatürk

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Ocak 2018’de başlattığı “Zeytin Dalı Harekâtı” tüm bölge ülkeleriyle birlikte dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Kuşkusuz bölgedeki gelişmeleri derinden etkileyecek olan bir harekâttan söz ediyoruz. Yıllardır sürmekte olan Suriye İç Savaşı, yüz binlerce insanın yaşamını kaybettiği, milyonlarcasının da yerinden yurdundan olduğu; her savaşın klasik trajedilerinin yaşandığı, vicdan sahibi herkesin içini burkan yanlarıyla sınırımızın hemen ötesinde bulunuyor.

Yüzlerce kilometrelik sınırımıza binaen, bu savaşın Türkiye’yi diğer savaşlardan daha fazla etkilediği aşikâr. Vicdanen her savaş içimizi aynı şiddette burksa da yaşamsal ve politik riskler açısından Suriye İç Savaşı’nın yakıcılığını daha fazla hissediyoruz. Milyonlarca mülteciye kapımızı açmamız sosyal ve ekonomik olarak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirdi. Bu durum kimilerince kayıtsız şartsız kabul edilse de halkın nabzını tuttuğumuzda görüyoruz ki bunca mültecinin ülkemizde olmasına toplumun her kesiminden, her siyasi görüşten,  her gelir sınıfından tepki var.

İşsizliğin ve enflasyonun birlikte yükseldiği (stagflasyon) bir ekonomik süreçten geçerken, Suriye İç Savaşı’nın sırtımıza yüklediği ağır ekonomik koşullarla da baş etmeye çalışıyoruz. Dış yatırıma bağımlı ve kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olduğumuz için savaşın getirdiği ekstra maliyetler, nadir görülen stagflasyonla boğuşmamıza da sebep oluyor.

Suriye’deki terör unsurlarının tümüyle yok edilmesi; hem Suriye’nin huzura kavuşması hem Türkiye’nin, komşusunda yaşanan iç savaşın sosyal ve ekonomik maliyetlerinden kurtulması hem de emperyalist güçlerin bölgedeki faaliyetlerine ket vurulması anlamını taşıyor. Zeytin Dalı Harekâtı’nı bu üç temel bakış açısı üzerinden ele alıyoruz.

Zeytin Dalı Harekâtı, Demokratik Birlik Partisi (PYD)’nin silahlı kanadı olan Halk Koruma Birlikleri (YPG)’ye karşı başlatılmış bir operasyondur. Bu iki ad genellikle birbirine karıştırıldığı için açıklamak adına bir örnek verelim: Halk Savunma Güçleri (HPG); terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’nin silahlı kanadıdır. Yazımızda Afrin’de konuşlanmış olan terör örgütünü bu açıklamaya binaen YPG olarak anacağız.

Afrin, iç savaşın başından beri YPG’nin kontrolünde bulunuyor. Bölgenin önemi; Kuzey Suriye’de ABD destekli yaratılmak istenen uydu devletin Akdeniz’e açılan yolu ihtiva etmesidir. Daha evvel Selahattin Demirtaş’ın “Lazkiye’yi bize verin!” açıklamasında alenen dile getirdiği gibi, terör koridoru olarak adlandırdığımız yapılanmanın Akdeniz’e ulaşarak komşularına olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediğini biliyoruz. Afrin’e yapılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın en önemli sebebi, söz konusu koridorun Akdeniz’e ulaşmasını engellemektir.

Yapılan araştırmalara göre, YPG’nin Afrin’de 10.000 ilâ 12.000 arasında teröristi bulunuyor. Bu rakamlar Zeytin Dalı Harekâtı’nın ne denli kapsamlı ve zor olacağını gösteriyor. Buradan hareketle uzun soluklu bir operasyon olması beklenen Harekât, daha ikinci gününde ABD’yi birbiri ardına açıklama yapmak durumunda bırakmıştır. Ancak YPG’nin kontrolünde olan bölgelerden sadece Afrin’de ABD’nin olmadığını onun yerine Rusya’nın olduğunu söylemek gerekiyor. Bu açıdan bakarsak, Rusya’nın kendilerine ihanet ettiğini düşünen YPG yöneticileri, tamamen ABD’ye yaklaşacaklardır. Bu durum bir açıdan safların netleşmesi demek olduğu için aslında olumlu bir gelişmedir. Fakat her şeyden evvel Türkiye, güney sınırındaki emperyalist hesaplarla mücadele edecekse, artık bir sembol haline gelen İncirlik üssünü ABD kullanımına kapatmalıdır.

Suriye İç Savaşı, Arap Baharı denilen yıkım süreciyle bağlantılı bir süreçtir. Bu gerçekliği gözden kaçırırsak, Suriye’de olanları eksik değerlendirmiş oluruz. Adına Arap Baharı denen süreç, Mağrip ve Ortadoğu ülkelerinin Kapitalizm’e tam manasıyla açılması sürecidir. Liberalizmle tam olarak tanışmamış, ekonomik alanda daha içe kapalı olan bu iki coğrafyadaki ülkeler, Arap Baharı süreciyle özellikle uluslararası şirketlere açılmaya başlamıştır. Suriye’de de bu hedefle özellikle Batı emperyalistlerinin isyancılara büyük destekler sağladığını biliyoruz. Bugün, Suriyeli muhaliflerin birçok basın kuruluşunun Londra merkezli oluşu, bu duruma yeterli kanıtı oluşturuyor.

Savaşın Suriye’ye uzanması, mezhepsel bir motivasyonla yayılırken bir yandan da ırksal bir temele oturan YPG’nin güçlenmesiyle birlikte iyice karmaşıklaşmıştır. Mustafa Kemal’in, Birinci Dünya Savaşı’nda, Suriye cephesindeki mücadelesi sonucu İngiliz emperyalizmini durdurduğu sınır, bugün ABD destekli YPG tarafından ciddi bir tehdit altına girmiş durumda. Medyaya yansıyan bilgilere göre 4.000 civarında tır dolusu teçhizatla ABD tarafından takviye edilen YPG, IŞİD ile olan savaşı üzerinden dünya  kamuoyunda bir meşruiyet sağlama stratejisi izledi. Bunda kısmen başarılı da oldu. Fakat bu başarının, Türkiye’nin bu stratejiyi yeterince deşifre edememek gibi bir başarısızlığıyla birarada değerlendirilmesi gerekiyor. YPG ve bağlı olduğu PYD adlı örgüt; ideolojik olarak, eylemsel olarak, ilişki ağı olarak, taban ve militan devşirme alanları olarak bg. birçok konuda PKK’nin tam manasıyla kopyası şeklindedir. PYD, kontrolü altında tuttuğu şehirlerde Öcalan posterleri açarak, aslında PKK’nin Suriye’deki varlığını üstlendiğini gözler önüne seriyor. Bu noktadan hareketle, Suriye’nin kuzeyinde 2012’den beri faaliyette olan ve 2013’ten beri Afrin’i kontrolü / işgali altında tutan YPG güçlerine karşı ancak beş yılda harekete geçebiliyoruz. Bu yıllar süren gecikme; YPG’nin ABD ile sıkı ilişkiler geliştirmesine, tahminen 40.000 ilâ 60.000 kişi arasında değişen bir orduya sahip olmasına ve neredeyse tüm Kuzey Suriye’ye hakim olmasına sebep olmuştur. Türkiye, söz konusu süreyi “çözüm süreci” ile geçirirken, bu boşluktan yararlanan PKK, Kuzey Suriye’yi işgsl etmiştir. Konumuz olmamakla beraber, çözüm sürecinin Türkiye’ye getirdiği zararlara dair bu duruma da değinmiş olalım. Bir zamanlar, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğunu söyleyen kimi yöneticiler, çözüm sürecini hayata geçirmekle PKK’nın Kuzey Suriye’yi ele geçirmesine sebep oldular. Şimdi büyük bir mücadele ile Afrin’den başlamak suretiyle YPG’yi Suriye’den temizlemeye çalışıyoruz.

YPG, zaman zaman Rusya ile çoğu zaman da ABD ile girdiği ilişkiler ile kendini var etti. Bir terör örgütünün hürriyet veya bağımsızlık gibi medeni milletlere özgü talepleri olamayacağı için bu tür bir ilişkiler ağını anlamak zor değil. Fakat önümüzde duran mesele şu: YPG’yi Afrin’den söktükten sonra ne olacak? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, terör unsurlarını Afrin’den sökeceğini tahmin etmek zor değil. El Bab ile birlikte temizlenen bu bölge, çatışmasızlık alanı olarak mültecilerin tekrar ülkelerine dönmeleri için de bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra Suriye Ordusu’nun da Halep’i temizleyerek Afrin ve El Bab’a ulaşmış olmasını göz önünde bulundurursak, Zeytin Dalı Harekâtı’nın ardından Afrin bölgesi Esad güçlerine teslim edilmelidir. Bu durum, sınır güvenliğimizi de Esad güçlerinin desteğiyle sağlamamıza olanak tanır. TSK’nin Afrin’den sonra, Kuzey Suriye’nin kalan kısımlarında da benzer operasyonlar yapması gerekebilir. Türkiye’nin iç güvdnliğine yönelik tehditlerin yok edilebilmesi için Akdeniz’den İran’a kadar olan ara bölgede yoğunlaşan terör unsurlarınım temizlenmesi de şarttır.

Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından geçiyor. Mustafa Kemal Paşa’nın 88 yıl evvel söyledikleri, bugün hala geçerliliğini koruyor. Bu nedenle Zeytin Dalı Harekâtı’nın başarıya ulaşması, hem Suriye’nin hem Türkiye’nin sınır bütünlüğü açısından büyük bir önem arz ediyor. Emperyalizmden arındırılmış bir Ortadoğu her ne kadar hayal gibi gelse de, biz bu konuda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Afrin Operasyonu Nereye Varır? için 3 yorum

  1. Bilgilendirici bir yazı olmuş. Mevcut durum analizi de eksik de olsa güzel bir şekilde ortaya konulmuş. Ancak sıra bir eylem planı ortaya koymaya gelince yazı başarısız bir şekilde sonuçlandırılmış.

    Türk askerinin çabalarıyla PYD’li teröristlerden temizlenecek Afrin’in, bir başka terörist Esad rejimine bırakılması önerisi gerçekten içler acısı. YPG’den temizlenecek Afrin bölgesine Türkiye’de yaşayan mültecilerin geri dönebileceği vurgulanmış yazıda. Halbuki en başta Esad rejiminin zalimliklerinden kaçarak Türkiye’ye sığınan mültecilerin, Afrin Esad rejimine teslim edildiği takdirde Türkiye’den Afrin’e dönmeye pek niyetli olmayacakları gün gibi aşikar.

    Kendi halkının üzerine kimyasal bomba atan Esad rejiminin zalimliklerine yazıda hiç değinilmemesi de pek bir manidar olmuş doğrusu.

    • Semih Samyürek

      Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Esad rejimime dair kapsamlı bir yazı ihtiyacı olduğunu hissediyorum. Hatta Suriye’nin yakın tarihinden başlayarak Esad’a kadar gelen bir inceleme faydalı olabilir. Artı olarak kimyasal silah iddiaları, Esad rejiminin muhaliflere olan tutumu gibi konulara ayrıntılarıyla ayrıca değinmek gerekiyor anladığım kadarıyla.

      Esad’ın kimyasal silah kullanmadığı, bu iddiaların bir takım tertipler sonucu organize edildiğini düşünüyorum. Ancak elbette tarafsız bir şekilde bu iddiaların üzerine gidip elimizdeki tüm delilleri birleştireceğimiz bir yazı ortaya çıkarmak sanırım hayırlı olur.

  2. Geri izleme: Afrin Operasyonu Nereye Varır? – 2 | Koza Düşünce

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet