Afrin Operasyonu Nereye Varır? – 2

Afrin Operasyonu ile ilgili ilk yazımı aşağıdaki linkten okuduktan sonra bu yazıyı okumanızı öneririm:

Afrin Operasyonu Nereye Varır?

 

“Tarih, sürekliliktir. Tarihten öğrenmeyenler ha­taları tekrar eder. Tarihten ders almanın ilk yasası, hakikati aramaktır. “Mehmetçik savaşıyor”de­dim; kimi okur “savaşma” söz­cüğüne eleştiri getirdi: ”Örgütle savaşma mı olur?” Oysa Mehmetçik, örgütle değil emperyalizmle savaşıyor!”

Yukarıdaki alıntı, araştırmacı gazeteciliğin ülkemizdeki son temsilcilerinden olan Soner Yalçın’a ait. Yalçın’ın yorumunu abartılı bulanlar olacaktır. Fakat Ortadoğu’daki meselelere yalnız bugünden değil yüz yıllık bir perspektifle bakanlar bu yorumun ne kadar yerinde olduğunu görecektir. Günümüz güncel siyasetini fazla takip etmek bazen yararsız olabiliyor. Ana haber bültenlerinden biraz kafamızı kaldırıp kitap okumamız gerekiyor. Araştırma ve sorgulama aşamalarından geçmeyen ham fikirler, ilk oluştukları refleksif halleriyle provokatif birer el yapımı patlayıcıya dönüşebiliyorlar. ‘Ben merkezci’ siyasi anlayışlar, emperyalizmle mücadelenin yalnız kendi elleriyle yapılabileceğinden hareket ederek, seçimlerde aldıkları %0,1’lik oyu da kanıt göstererek, bugün emperyalizmle mücadele edilmediğini çünkü kendilerinin bu sürecin içinde olmadığını anlatıyorlar. Halbuki bu çevreleri süreçten dışlayan yok. Afrin Operasyonuna destek veren tüm çevreler bu sürecin içinde. Operasyona gönderilen her askerin ailesi, akrabaları, arkadaşları, aşıkları bg. bu sürecin içinde.

Afrin Operasyonuna verilen desteği savaş çığırtkanlığı olarak yorumlayan arkadaşlar da bulunuyor. Bu operasyonun terör örgütü YPG’ye karşı yapıldığından bihaber olan kimse olmadığını düşünüyorum. Bu itibarla, Afrin Operasyonuna karşı katliam ve benzeri söylemlerin iyi niyetli olmadığı şüphelerini de içimde barındırıyorum. Silahlı kanadı YPG olan, üst siyasi yapılanması ise PYD olan bu örgütün Suriye’deki amaçlarına paralel bir siyaset güden çevrelerin bu operasyona karşı çıkması oldukça olağan. Fakat bu çevrelerde bulunmayıp da operasyona verilen desteği savaş çığırtkanlığı olarak yorumlayanlara ne demeli? Cevabımız kuşkusuz tarihsel olacaktır ve olmalıdır. Bu sebeple Soner Yalçın’ın emperyalizmle savaş yorumunun biraz üzerine gidelim.

Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sözcü Gazetesi’ndeki röportajında bu konuya şöyle bir yorum yaptı: “Türk Ordusu’nun askeri operasyonları bir partinin, bir hükümetin değil, Türk Milleti’nin operasyonlarıdır.” Bu sözün altında, Soner Yalçın’ın ifadesiyle bütünleşen bir anlam var. Yıllardır Türkiye’nin önünü tıkayan ve binlerce insanın canını alan bir terör süreci yaşıyoruz. Bu sürecin Afrin bölgesi kanalıyla Akdeniz’e taşması olası. Nitekim PKK’nın hiçbir siyasi varlık gösteremediği Doğu Akdeniz bölgesinde birçok terör eylemi gerçekleştirmiş olması da bunun kanıtı.

PKK, 1995 yılında Hatay’ın Hassa ilçesindeki Akbez beldesine niçin saldırır? PKK, 2010 yılında Hatay’ın İskenderun ilçesindeki Deniz Üs Komutanlığı’na bağlı olan askeri bölgeye niçin saldırır? PKK’nın Amanos dağlarında ne işi var? Hatay; PKK için hangi tarihsel anlamı ifade ediyor olabilir? Bu bölgede sığınaklar kurmasının amacı nedir? Kısacası PKK’nın Amados dağları ekseninde Akdeniz bölgesinde 1990’lardan beri faaliyet yürüttüğü ortadadır. Bu faaliyetin amacı ise Akdeniz ile doğrudan alakalıdır. Bugün Afrin’deki PKK hakimiyetini sorgularken, Hatay’da PKK’nın ne aradığını da sorgulamak durumundayız. Terör koridoru olarak nitelendirilen ve Suriye’nin kuzeyini kapsayan PYD hakimiyetinin Akdeniz’e ulaşma amacına bir önceki yazımda değinmiştim. PKK’nın Amanos dağlarındaki varlığı da bu amaca uygunluk gösteriyor. YPG/PKK’nın Afrin’de yerleşik hale gelmesi demek Amanos Dağları üzerinden Türkiye’ye dönük eylemlerin şiddetlenmesi demektir. Zeytin Dalı Harekâtı evvela bu meselenin çözümü için başlatılmıştır.

Türkiye’nin hesabı dışında, bölgede Esad’ın, Rusya’nın, ABD’nin, İran’ın, İsrail’in ve Suudi Arabistan’ın da ayrı ayrı hesapları var. Tüm aktörlerin uyuşan hesapları olduğu gibi bir tür denge güderek yürüttüğü çatışan hesapları da bulunuyor. Görünürde Türkiye’nin ABD ve Esad ile çatışan, Rusyayla ise uyuşan hesapları olduğu düşünülebilir. Ancak meseleye daha derinlikli bakarsak hesapların karışık olduğunu görebiliriz. Türkiye, ABD ile YPG konusunda çatışan hesaplara sahipken Esad konusunda uyuşan hesaplara sahip. Türkiye, Rusyayla ABD konusunda uyuşan hesaplara sahip iken bu sefer de Esad konusunda çatışan hesaplara sahip. Bu karışık hesap içinde Türkiye’nin yolunu çizmesi için emperyalist devletlerin yönünü iyi tahlil etmesi gerekiyor. Şimdi gelin, kendi önceliklerimizi tahlil ettikten sonra bir de emperyalist devletler Suriye’de neyi amaçlıyor ona bakalım:

Türkiye aynı zamanda bazı bölgesel cihatçı örgütlerin içinde olduğu Suriyeli Sünni örgütlerin çatı yapılanması olan Suriye Ulusal Koalisyonu‘nu kuruluşundan üç gün sonra 15 Kasım 2012’de tanımıştır ve Soçi görüşmeleri çerçevesinde bu örgütle sıkı ilişki içindedir. Kendi vatanının topraklarını İsrail’e bırakmayı teklif edecek kadar gaflet ve delâlet içindeki Suriye Ulusal Koalisyonu üyeleri; Esad’ın bölgedeki en güçlü alternatifi olarak görünüyor. Suriye Ulusal Koalisyonu’nu tanıyan 13 Batı ülkesinin 12’si Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Birleşik Krallık, ABD, Hollanda, Danimarka, Norveç, Belçika, Lüksemburg ve Türkiye; NATO üyesidir. NATO üyesi olmayıp da Suriye Ulusal Koalisyonu’nu tanıyan tek Batı ülkesi ise Malta. Malta da 2.000 civarında askeri bulunan bir orduya sahip. Ayrıca İsrail’in de bu Koalisyon ile sıkı ilişkileri olduğunu belirtelim. Bu durum çok açık ki Esad ile NATO’nun savaştığını gösteriyor. İşte bu sebeple, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunabilmesi adına hükümete Esad ile ilişkiye geçmesi öneriliyor. NATO’nun girip de bölmediği bir ülke adeta yok. Kore’den Vietnam’a, Libya’dan Irak’a NATO ya da NATO üyelerinin girdiği tüm ülkeler siyasi ve sosyal anlamda bölünüyor. Şimdi aynı tehlike Suriye için bulunuyor. İşte bu sebeple Türkiye’nin başlattığı Afrin Operasyonu; emperyalizmle savaş niteliğine sahiptir.

YPG’nin ABD’den tırlar dolusu silah aldığını bilmeyen kalmadı. ABD’nin YPG’ye verdiği desteğin üç temel sebebi olduğunu düşünüyoruz: Suriye’de savaş sonrası oluşacak yapıyı mümkün olduğunca karışık hale getirmek, Türkiye’yi PKK ile sıcak savaşta tutarak hem silah ticaretini sürdürmek hem de Türkiye’nin başını kaldırmasını engellemek ve son olarak Kuzey Suriye’deki yer altı kaynaklarını ele geçirmek. ABD’nin bu üç temel hedefi, Rusya’nın çıkarlarıyla ciddi şekilde çatışıyor. Rusya, istikrarlı ve güçlü bir Suriye istiyor. Bunun temel sebebi de Rusya’nın Akdeniz’e açılan tek kapısı Suriye. Yunanistan ve Türkiye’nin NATO üyesi olması, Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki tek limanının Suriye olabilmesine neden oluyor. Ancak iç karışıklarla güçsüzleşmiş bir Suriye, Rusya’nın istediği hinterland’ı sağlamıyor. Türkiye’nin en uzun sınır komşusuyla düşman hale gelmesi, ulusal çıkarlarımızı büyük oranda zedelemişti. Yıllar süren savaşta ciddi bir cihatçı akınına uğrayan ülkemiz, yaşadığı bombalı saldırılarla yanlış dış politika uygulamalarının adeta diyetini ödemişti. Sınır güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteren bu süreç, Kuzey Suriye’deki emperyalist ABD’nin güdümündeki bir YPG yapılanmasıyla mücadele etmemizin zorunluluğunu da bizlere gösteriyor. YPG, uzun vadede Türkiye’nin başını ağrıtmak için sürekli olarak sınır güvenliğimizi tehdit eden politikalar izleyecektir. Zira bu durum bugün de gözlemlenmekte. Cumhuriyet Bayramımız olan 29 Ekim’de bazı peşmerge güçlerinin Kobani’ye geçirildiği bir dış politika sürecinden, Afrin’e operasyon yaptığımız bir sürece zor da olsa geldik. Geldik fakat Afrin Operasyonu; geç kalınmış ve eksik bir savaştır.

Afrin Operasyonu için geç kalındığına, bir önceki Afrin yazımda değinmiştim. Operasyonun eksikliği meselesine gelirsek; YPG/PKK unsurlarından temizlenen bölgelerin; dünyadaki tek destekçisi NATO olan ve Golan tepeleri gibi son derece kritik bir noktayı İsrail’e bırakmak gibi düşünceleri olan Suriye Ulusal Koalisyonu’na bırakılmaması gerektiği kanaatindeyim. NATO’nun çıkarına olacak olan bu hamle, PKK’ya karşı yürüttüğümüz operasyonların siyasi ayağının eksik olmasına sebebiyet verir ki bu durum bana; savaş alanında kazanıp masada kaybeden Osmanlı’nın gerileme devrini hatırlatıyor. Kuzey Suriye’de YPG unsurlarından temizlenen topraklar, Suriye’nin toprak bütünlüğünü mutlak surette koruyacak bir formülle el değiştirmeli.

Sahadaki askeri operasyonlarımızın başarısını diplomatik yollarla neticelendirmezsek, istediğimiz sonucu alamayız. Bu mücadelenin emperyalist ayağı da boşa düşer. Bugüne kadar Suriye’de yürüttüğümüz dış politikanın tarihsel yanlışlara sebebiyet verdiğini artık hükümet dahi kabul ediyor. Geçmişteki yanlış politikalar, YPG’ye operasyon yapıp Esad’ı tanımama şeklinde devam ederse, Suriye’nin bölünme tehlikesine katkı sunmuş oluruz. Bu tehlikenin Türkiye için bir tuzak olduğu unutulmamalı. Dış politikamız; etkin ve kararlı bir anti emperyalist menzile sahip olmalı. Çok bilinmeyenli bir denklem görüntüsünde olan, bölgedeki her ülkenin farklı hesaplar yaptığı bir iç savaşın ortasında ancak bu kararlılıkla hedeflerimize ulaşırız. Bugüne kadar sürdürdüğümüz kararsız ve yalpalayan bir dış politika anlayışıyla NATO ekseninden farklı bir yol çizemedik. Zeytin Dalı Harekâtının anti emperyalist çizgisini, dış politikayla bütünleştirmek zorundayız.

Alternatif Okumalar:

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/suriye-krizi-izleme-merkezi/2018/02/01/8810/afrin-harekati-ve-turkiyeyi-bekleyenler

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2018/02/01/8809/afrinden-sonrasi-menbic-idlib-sunni-bolge-firatin-dogusuabd-pkk-ortakligi

 

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet