Açılan Kafaya Kaç Dikiş Gerek?

– Şu kısa filmi bulmam lazım.
+ Hangi kısa film?
– Ya hani kendini dışarıdan izleyen bir adam vardı.
+ O ne la?
– Ya işte hani binanın dışında falan oturuyordu.
+ ………..
– Ya meteor çarpıyordu hani adama!
+ Haaaaaaaaaaaa! Kendine 91 cm uzakta yaşayan adam.
– Hah aynen işte o! İzlemem lazım tekrardan. Sanırım birinin hastalığına teşhisi bu filmle koydum.
+ Ne diyorsun lan açık açık anlat.
– Yok o başkasının hikayesi, sana da başka bir şey anlatacağım.
+ Neymiş?
– Sanırım benim meteorum babamdı. Çarptı ve zihnimden uzaklaşmama yol açtı. Ben bu uzaklıkla      yaşamaya alışmışken bir başka zihninden uzakta kalanlarla çarpıştım.
+ Ben de mi bunlardan biriyim?
– Senin olayın bambaşka. Sen kırılmayı benle yaşadın. Zihninden uzaklaşırken bana yaklaştın.
+ Hmm meteor gelir çarpar, kırılma gerçekleşir. Peki bir kırılma daha yaşarsak düzelir miyiz lan?
– Mal mısın paramparça oluruz. Hem tanrı parçacığı mıyız lan biz kırıldıkça keşfedilelim? Kırıldıkça yok oluyoruz amk. Mesele kırılması da değil anlamıyorsun, yen içinde kalıyor ağzımıza sıçıyor. Ayrı şehirlerde o kadar aynıyız ki. Birbirimizi yaşarken kendimizi mi yaşıyoruz biz aslında? Rakı mı içiyorsun sen?
+ Atıyorum iki tek. Duble atamıyorum. Yalnızken rakının dublesi bile yüzüme bakmıyor. O mahur beste çalıyor, müjgan ayrı ben ayrı ağlaşıyoruz. Müjgan tarumar…
– Sek içiyorsundur yine sen.
+ Su katamadık ömrümüze, yağmur katamadık, yaz katamadık. Ömrümüz sek. Kar boran kaldı. Karadeniz’in içinde yaşayıp yine bozkır kaldık amk bizden bi bok olmaz. Müjgan da alır başını gider zaten, fazla dayanamaz.
– Bir büyük yetiyor mu lan unutmaya?
+ Yetmiyor be. Bize biraz yol lazım. Kaptan biz olacağız ama yol çizgileri de biz olacağız. Güneşe doğru uzadıkça uzayacağız. Belki yol çizgisi olabiliriz, becerebilirsek eğer kendi yolumuza çizgi olabiliriz belki. Siyah yolların üstüne beyaz beyaz, bağıra bağıra çizgi olabiliriz.
– Çizgilere basıyorlar. O yollar kalabalık. Yine üzerimize basıp geçecekler.
+ Yağmur ilk çizgilerin üstüne yağacak ama insanlar kaçıştıkça güneş de yağmur da çizgilere kalacak. Bırak basıp geçsinler. Çizgiler istediği yere gidecek. Çizgiler her yere uzanacak.
– Saza da gelmiyorlar artık.
+ Söze varamamışken, sazın hakkını nasıl versinler?
– Bu bağlamanın üstüne bi sigara daha yakarım ben
+ Bağlamanın değil bağlanamamaların üstüne yak!
–  Bu gece iyi bağlıyorsun lan.
+ Geceleri birbirine bağlayamıyorum, günleri ona bağlayamıyorum. Her gece ayrı
her gündüz onsuz.
– İpin ucu onda biliyorsun. Sen kal olduğun yerde o gelir bağlar elbet.
+ İpin ucu düğüm. İpin ucunu yollarda kaybettim. Otobüslerin cam kenarlarında, mola yerlerinde, yol çizgilerinde kaybettim ipin ucunu.
– İpin ucunu sen buradan bir kez aldın ve götürdün. Mola yerlerindekiler, yollardakiler senin götürdüğün ip değil. Ondan kopardığın ip değil. Her seferinde yeni bir ip alıp yola çıkıyorsun ama onlar bağlanmıyor. Onun gelip bağlaması lazım.
+ İplerim hep kısa, yolculuklarım hep uzun kaldı. Yetiremedim, yetişemedim, kalamadım, gidemedim. Boynumda ip izleri, yaşamadım ama ölemedim.
– Gel de bi uzo devirelim…
+ Önce sen mi?
– Tamam ulan kapattım….

 

+ ………………………….

Bir Cevap Yazın

cheap Jerseys wholesale nfl jerseys wholesale nfl jerseys cheap oakleys cheap jerseys Cheap Jerseys fake oakleys fake ray ban sunglasses cheap gucci replica cheap oakleys cheap ray ban sunglasses fake oakleys replica oakleys fake cheap ray bans fake oakleys cheap gucci replica fake cheap ray ban sunglasses wholesale jerseys shop cheap fake watch sale replica oakleys replica gucci red bottom shoes cheap jerseys cheap oakleys fake oakleys cheap replica oakleys cheap replica oakleys fake oakleys replica oakleys cheap oakleys wholesale cheap oakleys outlet